"kulakları" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 19 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 7. Ayet (2:7:6) سَمْعِهِمْۜ سمعهم sem’ihim kulaklarının س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
2 Bakara 19. Ayet (2:19:12) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulakları أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
3 Nisâ 119. Ayet (4:119:5) اٰذَانَ اذان âżâne kulaklarını أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür.
4 En'am 25. Ayet (6:25:12) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulaklarının أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
5 A'raf 179. Ayet (7:179:0) اٰذَانٌ اذان âżânun kulakları أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
6 A'raf 195. Ayet (7:195:0) اٰذَانٌ اذان âżânun kulakları أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!”
7 Nahl 108. Ayet (16:108:7) وَسَمْعِهِمْ وسمعهم ve sem’ihim ve kulaklarını س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
8 İsrâ 46. Ayet (17:46:8) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulaklarına أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.[317]
9 Kehf 11. Ayet (18:11:3) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulaklarına أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
10 Kehf 57. Ayet (18:57:21) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulaklarının أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
11 Hacc 46. Ayet (22:46:11) اٰذَانٌ اذان âżânun kulakları أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
12 Lokman 7. Ayet (31:7:12) اُذُنَيْهِ اذنيه użuneyhi kulaklarında أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429]
13 Fussilet 5. Ayet (41:5:9) اٰذَانِنَا اذاننا âżâninâ kulaklarımızda أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476]
14 Fussilet 20. Ayet (41:20:7) سَمْعُهُمْ سمعهم sem’uhum kulakları س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
15 Fussilet 22. Ayet (41:22:7) سَمْعُكُمْ سمعكم sem’ukum kulaklarınızın س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
16 Fussilet 44. Ayet (41:44:21) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim onların kulaklarında أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”
17 Ahkaf 26. Ayet (46:26:15) سَمْعُهُمْ سمعهم sem’uhum kulakları س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
18 Nûh 7. Ayet (71:7:9) اٰذَانِهِمْ اذانهم âżânihim kulaklarına أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
19 Abese 33. Ayet (80:33:3) الصَّٓاخَّةُۘ الصاخة ssâḣḣa(tu) kulakları sağır eden o ses ص خ خ
Diyanet İşleri (Yeni) 33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.