| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Tâhâ 77. Ayet (20:77:7) | بِعِبَاد۪ي | بعبادي | bi’ibâdî | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. | |||||
| 2 | Şu'arâ 52. Ayet (26:52:6) | بِعِبَاد۪ٓي | بعبادي | bi-’ibâdî | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. | |||||
| 3 | Duhân 23. Ayet (44:23:2) | بِعِبَاد۪ي | بعبادي | bi’ibâdî | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.” | |||||
| 4 | Zümer 10. Ayet (39:10:3) | عِبَادِ | عباد | ‘ibâdi | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.” | |||||
| 5 | Zümer 16. Ayet (39:16:16) | عِبَادِ | عباد | ‘ibâdi | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 6 | Zümer 17. Ayet (39:17:12) | عِبَادِۙ | عباد | ‘ibâd(i) | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tâğût’tan[468], ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele! | |||||
| 7 | Zuhruf 68. Ayet (43:68:2) | عِبَادِ | عباد | ‘ibâdi | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 8 | İsrâ 5. Ayet (17:5:7) | عِبَادًا | عبادا | ‘ibâden | kullarımızı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. | |||||
| 9 | Yusuf 24. Ayet (12:24:18) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımızdandır | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. | |||||
| 10 | Kehf 65. Ayet (18:65:4) | عِبَادِنَٓا | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımız- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330] | |||||
| 11 | Meryem 63. Ayet (19:63:6) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımız- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. | |||||
| 12 | Fâtır 32. Ayet (35:32:7) | عِبَادِنَاۚ | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımız | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 13 | Sâffât 81. Ayet (37:81:3) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | bizim kullarımız- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 14 | Sâffât 111. Ayet (37:111:3) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | bizim kullarımızdandı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 15 | Sâffât 122. Ayet (37:122:3) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | bizim kullarımızdandı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. | |||||
| 16 | Sâffât 132. Ayet (37:132:3) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | bizim kullarımızdandı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 17 | Sâd 45. Ayet (38:45:2) | عِبَادَنَٓا | عبادنا | ‘ibâdenâ | kullarımız | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an. | |||||
| 18 | Şûrâ 52. Ayet (42:52:22) | عِبَادِنَاۜ | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımız- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. | |||||
| 19 | Tahrim 10. Ayet (66:10:14) | عِبَادِنَا | عبادنا | ‘ibâdinâ | kullarımız- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 20 | Bakara 186. Ayet (2:186:3) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. | |||||
| 21 | Hicr 42. Ayet (15:42:2) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | benim kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 41,42. Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. | |||||
| 22 | Hicr 49. Ayet (15:49:2) | عِبَاد۪ٓي | عبادي | ‘ibâdî | kullarıma | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. | |||||
| 23 | İsrâ 65. Ayet (17:65:2) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | benim kullarıma | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!” | |||||
| 24 | Kehf 102. Ayet (18:102:6) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. | |||||
| 25 | Enbiyâ 105. Ayet (21:105:11) | عِبَادِيَ | عبادي | ‘ibâdiye | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da[370] da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. | |||||
| 26 | Mü'minûn 109. Ayet (23:109:5) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | kullarım- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kullarımdan, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. | |||||
| 27 | Furkan 17. Ayet (25:17:11) | عِبَاد۪ي | عبادي | ‘ibâdî | kullarımı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. | |||||
| 28 | Ankebut 56. Ayet (29:56:2) | عِبَادِيَ | عبادي | ‘ibâdiye | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O hâlde, ancak bana kulluk edin.[420] | |||||
| 29 | Sebe' 13. Ayet (34:13:18) | عِبَادِيَ | عبادي | ‘ibâdiye | kullarım- | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. | |||||
| 30 | Zümer 53. Ayet (39:53:3) | عِبَادِيَ | عبادي | ‘ibâdiye | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 31 | Fecr 29. Ayet (89:29:3) | عِبَاد۪يۙ | عبادي | ‘ibâdî | kullarım | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(İyi) kullarımın arasına gir.” | |||||
| 32 | Sâffât 171. Ayet (37:171:4) | لِعِبَادِنَا | لعبادنا | li-’ibâdinâ | kullarımıza | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti: | |||||
| 33 | İbrahim 31. Ayet (14:31:2) | لِعِبَادِيَ | لعبادي | li-’ibâdiye | kullarıma | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. | |||||
| 34 | İsrâ 53. Ayet (17:53:2) | لِعِبَاد۪ي | لعبادي | li-’ibâdî | kullarıma | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. | |||||