| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 34. Ayet (2:34:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. | |||||
| 2 | Bakara 35. Ayet (2:35:1) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulnâ | ve dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 3 | Bakara 36. Ayet (2:36:8) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulna | ve dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 4 | Bakara 38. Ayet (2:38:1) | قُلْنَا | قلنا | kulna | dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. | |||||
| 5 | Bakara 58. Ayet (2:58:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 6 | Bakara 60. Ayet (2:60:5) | فَقُلْنَا | فقلنا | fe-kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. | |||||
| 7 | Bakara 65. Ayet (2:65:8) | فَقُلْنَا | فقلنا | fekulnâ | işte dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını[22] çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. | |||||
| 8 | Bakara 73. Ayet (2:73:1) | فَقُلْنَا | فقلنا | fekulnâ | dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. | |||||
| 9 | Nisâ 154. Ayet (4:154:5) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulnâ | ve dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. | |||||
| 10 | Nisâ 154. Ayet (4:154:10) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulnâ | ve dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. | |||||
| 11 | A'raf 11. Ayet (7:11:6) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı. | |||||
| 12 | A'raf 166. Ayet (7:166:0) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. | |||||
| 13 | Enfal 31. Ayet (8:31:0) | لَقُلْنَا | لقلنا | lekulnâ | biz de söyleriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. | |||||
| 14 | Hûd 40. Ayet (11:40:7) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 15 | İsrâ 60. Ayet (17:60:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320] | |||||
| 16 | İsrâ 61. Ayet (17:61:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, “Hiç ben, çamur hâlinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. | |||||
| 17 | İsrâ 104. Ayet (17:104:1) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulnâ | ve dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun, ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.” | |||||
| 18 | Kehf 14. Ayet (18:14:17) | قُلْنَٓا | قلنا | kulnâ | konuşmuş oluruz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. | |||||
| 19 | Kehf 50. Ayet (18:50:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! | |||||
| 20 | Kehf 86. Ayet (18:86:14) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. | |||||
| 21 | Tâhâ 68. Ayet (20:68:1) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | dedik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.” | |||||
| 22 | Tâhâ 116. Ayet (20:116:2) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | demiştik | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı. | |||||
| 23 | Tâhâ 117. Ayet (20:117:1) | فَقُلْنَا | فقلنا | fe-kulnâ | dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.” | |||||
| 24 | Enbiyâ 69. Ayet (21:69:1) | قُلْنَا | قلنا | kulnâ | biz de dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. | |||||
| 25 | Furkan 36. Ayet (25:36:1) | فَقُلْنَا | فقلنا | fe-kulnâ | dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. | |||||
| 26 | Kasas 75. Ayet (28:75:6) | فَقُلْنَا | فقلنا | fekulnâ | ve deriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. | |||||
| 27 | Mülk 9. Ayet (67:9:7) | وَقُلْنَا | وقلنا | ve kulnâ | ve dedik ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.” | |||||