| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Nahl 43. Ayet (16:43:13) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | siz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] | |||||
| 101 | Nahl 56. Ayet (16:56:11) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 102 | Nahl 92. Ayet (16:92:30) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 103 | Nahl 93. Ayet (16:93:16) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 104 | Nahl 95. Ayet (16:95:14) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 105 | Nahl 114. Ayet (16:114:11) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ediyorsanız | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. | |||||
| 106 | Enbiyâ 7. Ayet (21:7:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | idiyseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. | |||||
| 107 | Enbiyâ 38. Ayet (21:38:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 108 | Enbiyâ 54. Ayet (21:54:3) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. | |||||
| 109 | Enbiyâ 68. Ayet (21:68:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | siz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler. | |||||
| 110 | Enbiyâ 103. Ayet (21:103:10) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | size | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. | |||||
| 111 | Hacc 5. Ayet (22:5:5) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 112 | Hacc 69. Ayet (22:69:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. | |||||
| 113 | Mü'minûn 35. Ayet (23:35:5) | وَكُنْتُمْ | وكنتم | ve kuntum | ve olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” | |||||
| 114 | Mü'minûn 66. Ayet (23:66:6) | فَكُنْتُمْ | فكنتم | fe-kuntum | fakat siz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 66,67. Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. | |||||
| 115 | Mü'minûn 84. Ayet (23:84:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” | |||||
| 116 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:13) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 117 | Mü'minûn 105. Ayet (23:105:6) | فَكُنْتُمْ | فكنتم | fe-kuntum | oysa siz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der. | |||||
| 118 | Mü'minûn 110. Ayet (23:110:6) | وَكُنْتُمْ | وكنتم | ve kuntum | ve siz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz. | |||||
| 119 | Mü'minûn 114. Ayet (23:114:8) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” | |||||
| 120 | Nûr 2. Ayet (24:2:17) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. | |||||
| 121 | Nûr 17. Ayet (24:17:8) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. | |||||
| 122 | Şu'arâ 24. Ayet (26:24:8) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” | |||||
| 123 | Şu'arâ 28. Ayet (26:28:8) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi. | |||||
| 124 | Şu'arâ 75. Ayet (26:75:4) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” | |||||
| 125 | Şu'arâ 92. Ayet (26:92:5) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. | |||||
| 126 | Neml 64. Ayet (27:64:18) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.” | |||||
| 127 | Neml 71. Ayet (27:71:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 128 | Neml 84. Ayet (27:84:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” | |||||
| 129 | Neml 90. Ayet (27:90:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 130 | Kasas 49. Ayet (28:49:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.” | |||||
| 131 | Kasas 62. Ayet (28:62:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduklarını | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! | |||||
| 132 | Kasas 74. Ayet (28:74:7) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduklarını | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. | |||||
| 133 | Ankebut 8. Ayet (29:8:20) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. | |||||
| 134 | Ankebut 16. Ayet (29:16:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” | |||||
| 135 | Ankebut 55. Ayet (29:55:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | idiyseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. | |||||
| 136 | Rum 56. Ayet (30:56:18) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | idiniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” | |||||
| 137 | Lokman 15. Ayet (31:15:28) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduklarnız | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” | |||||
| 138 | Secde 14. Ayet (32:14:13) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | oluklarınızdan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedî azabı tadın.” | |||||
| 139 | Secde 20. Ayet (32:20:19) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. | |||||
| 140 | Secde 28. Ayet (32:28:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. | |||||
| 141 | Sebe' 29. Ayet (34:29:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. | |||||
| 142 | Sebe' 32. Ayet (34:32:14) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | siz kendiniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 143 | Sebe' 42. Ayet (34:42:16) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. | |||||
| 144 | Yâsîn 48. Ayet (36:48:6) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | iseniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. | |||||
| 145 | Yâsîn 54. Ayet (36:54:10) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduklarınızın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. | |||||
| 146 | Yâsîn 63. Ayet (36:63:4) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | size | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.” | |||||
| 147 | Yâsîn 64. Ayet (36:64:4) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” | |||||
| 148 | Sâffât 21. Ayet (37:21:5) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir. | |||||
| 149 | Sâffât 28. Ayet (37:28:3) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | ك و ن | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.” | |||||