"kuntum" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 198 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 Nahl 43. Ayet (16:43:13) كُنْتُمْ كنتم kuntum siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304]
101 Nahl 56. Ayet (16:56:11) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
102 Nahl 92. Ayet (16:92:30) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
103 Nahl 93. Ayet (16:93:16) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
104 Nahl 95. Ayet (16:95:14) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
105 Nahl 114. Ayet (16:114:11) كُنْتُمْ كنتم kuntum ediyorsanız ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.
106 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum idiyseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
107 Enbiyâ 38. Ayet (21:38:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
108 Enbiyâ 54. Ayet (21:54:3) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
109 Enbiyâ 68. Ayet (21:68:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.
110 Enbiyâ 103. Ayet (21:103:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum size ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.
111 Hacc 5. Ayet (22:5:5) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
112 Hacc 69. Ayet (22:69:7) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
113 Mü'minûn 35. Ayet (23:35:5) وَكُنْتُمْ وكنتم ve kuntum ve olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?”
114 Mü'minûn 66. Ayet (23:66:6) فَكُنْتُمْ فكنتم fe-kuntum fakat siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 66,67. Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
115 Mü'minûn 84. Ayet (23:84:7) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?”
116 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:13) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
117 Mü'minûn 105. Ayet (23:105:6) فَكُنْتُمْ فكنتم fe-kuntum oysa siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der.
118 Mü'minûn 110. Ayet (23:110:6) وَكُنْتُمْ وكنتم ve kuntum ve siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
119 Mü'minûn 114. Ayet (23:114:8) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.”
120 Nûr 2. Ayet (24:2:17) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
121 Nûr 17. Ayet (24:17:8) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
122 Şu'arâ 24. Ayet (26:24:8) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.”
123 Şu'arâ 28. Ayet (26:28:8) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi.
124 Şu'arâ 75. Ayet (26:75:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?”
125 Şu'arâ 92. Ayet (26:92:5) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.
126 Neml 64. Ayet (27:64:18) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.”
127 Neml 71. Ayet (27:71:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
128 Neml 84. Ayet (27:84:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
129 Neml 90. Ayet (27:90:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
130 Kasas 49. Ayet (28:49:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.”
131 Kasas 62. Ayet (28:62:7) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarını ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla!
132 Kasas 74. Ayet (28:74:7) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarını ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla.
133 Ankebut 8. Ayet (29:8:20) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
134 Ankebut 16. Ayet (29:16:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”
135 Ankebut 55. Ayet (29:55:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum idiyseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 54,55. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir.
136 Rum 56. Ayet (30:56:18) كُنْتُمْ كنتم kuntum idiniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”
137 Lokman 15. Ayet (31:15:28) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarnız ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”
138 Secde 14. Ayet (32:14:13) كُنْتُمْ كنتم kuntum oluklarınızdan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedî azabı tadın.”
139 Secde 20. Ayet (32:20:19) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir.
140 Secde 28. Ayet (32:28:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?” diyorlar.
141 Sebe' 29. Ayet (34:29:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar.
142 Sebe' 32. Ayet (34:32:14) كُنْتُمْ كنتم kuntum siz kendiniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler.
143 Sebe' 42. Ayet (34:42:16) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
144 Yâsîn 48. Ayet (36:48:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
145 Yâsîn 54. Ayet (36:54:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarınızın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
146 Yâsîn 63. Ayet (36:63:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum size ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
147 Yâsîn 64. Ayet (36:64:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”
148 Sâffât 21. Ayet (37:21:5) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.
149 Sâffât 28. Ayet (37:28:3) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”