| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 5550 | Rum 57. Ayet (30:57:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. | |||||
| 5551 | Rum 58. Ayet (30:58:18) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. | |||||
| 5552 | Rum 59. Ayet (30:59:3) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 5553 | Rum 59. Ayet (30:59:4) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerini | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 5554 | Rum 59. Ayet (30:59:7) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 5555 | Rum 60. Ayet (30:60:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. | |||||
| 5556 | Rum 60. Ayet (30:60:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. | |||||
| 5557 | Rum 60. Ayet (30:60:9) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. | |||||
| 5558 | Lokman 1. Ayet (31:1:1) | الٓمٓ۠ | الم | Elif Lâm Mîm | Elif Lâm Mîm | الٓمٓ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Mîm.[428] | |||||
| 5559 | Lokman 4. Ayet (31:4:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 5560 | Lokman 5. Ayet (31:5:1) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 5561 | Lokman 5. Ayet (31:5:2) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerindedirler | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 5562 | Lokman 5. Ayet (31:5:6) | وَاُو۬لٰٓئِكَ | واولئك | ve ulâike | ve işte | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 5563 | Lokman 6. Ayet (31:6:10) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. | |||||
| 5564 | Lokman 6. Ayet (31:6:15) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. | |||||
| 5565 | Lokman 7. Ayet (31:7:2) | تُتْلٰى | تتلى | tutlâ | okunduğu | ت ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429] | |||||
| 5566 | Lokman 7. Ayet (31:7:5) | وَلّٰى | ولى | vellâ | sırtını döner | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429] | |||||
| 5567 | Lokman 9. Ayet (31:9:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5568 | Lokman 11. Ayet (31:11:3) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi, Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 5569 | Lokman 11. Ayet (31:11:13) | ضَلَالٍ | ضلال | dalâlin | bir sapıklık | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi, Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 5570 | Lokman 12. Ayet (31:12:7) | لِلّٰهِۜ | لله | li(A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 5571 | Lokman 12. Ayet (31:12:16) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 5572 | Lokman 13. Ayet (31:13:9) | لَا | لا | lâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” | |||||
| 5573 | Lokman 13. Ayet (31:13:11) | بِاللّٰهِۜ | بالله | bi(A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” | |||||
| 5574 | Lokman 14. Ayet (31:14:7) | عَلٰى | على | ‘alâ | üstüne | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.[430] (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” | |||||
| 5575 | Lokman 15. Ayet (31:15:3) | عَلٰٓى | على | ‘alâ | için | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” | |||||
| 5576 | Lokman 15. Ayet (31:15:12) | فَلَا | فلا | felâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” | |||||
| 5577 | Lokman 16. Ayet (31:16:21) | اللّٰهُۜ | الله | (A)llâh(u) | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||
| 5578 | Lokman 16. Ayet (31:16:23) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||
| 5579 | Lokman 16. Ayet (31:16:24) | لَط۪يفٌ | لطيف | latîfun | latiftir | ل ط ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||
| 5580 | Lokman 17. Ayet (31:17:4) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” | |||||
| 5581 | Lokman 17. Ayet (31:17:11) | عَلٰى | على | ‘alâ | başına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” | |||||
| 5582 | Lokman 18. Ayet (31:18:1) | وَلَا | ولا | velâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 5583 | Lokman 18. Ayet (31:18:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 5584 | Lokman 18. Ayet (31:18:11) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 5585 | Lokman 18. Ayet (31:18:12) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 5586 | Lokman 20. Ayet (31:20:4) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 5587 | Lokman 20. Ayet (31:20:23) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 5588 | Lokman 20. Ayet (31:20:26) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmadan | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 5589 | Lokman 20. Ayet (31:20:28) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmadan | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 5590 | Lokman 21. Ayet (31:21:7) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? | |||||
| 5591 | Lokman 21. Ayet (31:21:19) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? | |||||
| 5592 | Lokman 22. Ayet (31:22:4) | اِلَى | الى | ila | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 5593 | Lokman 22. Ayet (31:22:5) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 5594 | Lokman 22. Ayet (31:22:12) | وَاِلَى | والى | ve ilâ | ve döner | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 5595 | Lokman 22. Ayet (31:22:13) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 5596 | Lokman 23. Ayet (31:23:3) | فَلَا | فلا | felâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim inkâr ederse, onun inkârı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 5597 | Lokman 23. Ayet (31:23:12) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim inkâr ederse, onun inkârı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 5598 | Lokman 24. Ayet (31:24:5) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. | |||||
| 5599 | Lokman 25. Ayet (31:25:8) | اللّٰهُۜ | الله | (A)llâh(u) | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||