Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 8003 sonuç bulundu.
3850 - 3900 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Kelime aramasında en sağlıklı sonuç, Harekesiz veya Kök araması ile alınmaktadır.
| Sırası |
Geçtiği Yer |
Arapça |
Harekesiz |
Okunuşu |
Anlamı |
Kökü |
| 3850 |
Nahl 17. Ayet (16:17:4) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? |
| 3851 |
Nahl 17. Ayet (16:17:6) |
اَفَلَا |
افلا |
efelâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? |
| 3852 |
Nahl 18. Ayet (16:18:4) |
اللّٰهِ |
الله |
(A)llâhi |
Allah'ın |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. |
| 3853 |
Nahl 18. Ayet (16:18:5) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. |
| 3854 |
Nahl 18. Ayet (16:18:8) |
اللّٰهَ |
الله |
(A)llâhe |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. |
| 3855 |
Nahl 19. Ayet (16:19:1) |
وَاللّٰهُ |
والله |
va(A)llâhu |
ve Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. |
| 3856 |
Nahl 20. Ayet (16:20:5) |
اللّٰهِ |
الله |
(A)llâhi |
Allah'tan |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. |
| 3857 |
Nahl 20. Ayet (16:20:6) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. |
| 3858 |
Nahl 22. Ayet (16:22:1) |
اِلٰهُكُمْ |
الهكم |
ilâhukum |
sizin tanrınız |
أ ل ه |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. |
| 3859 |
Nahl 22. Ayet (16:22:2) |
اِلٰهٌ |
اله |
ilâhun |
tanrıdır |
أ ل ه |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. |
| 3860 |
Nahl 22. Ayet (16:22:5) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. |
| 3861 |
Nahl 23. Ayet (16:23:1) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez. |
| 3862 |
Nahl 23. Ayet (16:23:4) |
اللّٰهَ |
الله |
(A)llâhe |
Allah'a |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez. |
| 3863 |
Nahl 23. Ayet (16:23:11) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez. |
| 3864 |
Nahl 25. Ayet (16:25:12) |
اَلَا |
الا |
elâ |
bak |
أَلَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür. |
| 3865 |
Nahl 26. Ayet (16:26:7) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. |
| 3866 |
Nahl 26. Ayet (16:26:20) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. |
| 3867 |
Nahl 27. Ayet (16:27:20) |
عَلَى |
على |
‘alâ |
üzerinedir |
عَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.” |
| 3868 |
Nahl 28. Ayet (16:28:3) |
الْمَلٰٓئِكَةُ |
الملئكة |
l-melâiketu |
meleklerin |
م ل ك |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” |
| 3869 |
Nahl 28. Ayet (16:28:13) |
بَلٰٓى |
بلى |
belâ |
hayır |
بَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” |
| 3870 |
Nahl 28. Ayet (16:28:15) |
اللّٰهَ |
الله |
(A)llâhe |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” |
| 3871 |
Nahl 31. Ayet (16:31:14) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır. |
| 3872 |
Nahl 32. Ayet (16:32:3) |
الْمَلٰٓئِكَةُ |
الملئكة |
l-melâiketu |
melekler |
م ل ك |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. |
| 3873 |
Nahl 32. Ayet (16:32:6) |
سَلَامٌ |
سلام |
selâmun |
selam |
س ل م |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. |
| 3874 |
Nahl 33. Ayet (16:33:3) |
اِلَّٓا |
الا |
illâ |
ille |
إِلَّا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. |
| 3875 |
Nahl 33. Ayet (16:33:6) |
الْمَلٰٓئِكَةُ |
الملئكة |
l-melâiketu |
meleklerin |
م ل ك |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. |
| 3876 |
Nahl 33. Ayet (16:33:18) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. |
| 3877 |
Nahl 33. Ayet (16:33:19) |
وَلٰكِنْ |
ولكن |
ve lâkin |
fakat |
وَلٰكِن |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. |
| 3878 |
Nahl 35. Ayet (16:35:6) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3879 |
Nahl 35. Ayet (16:35:14) |
وَلَٓا |
ولا |
velâ |
ne de |
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3880 |
Nahl 35. Ayet (16:35:16) |
وَلَا |
ولا |
velâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3881 |
Nahl 35. Ayet (16:35:28) |
عَلَى |
على |
‘alâ |
düşen |
عَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3882 |
Nahl 35. Ayet (16:35:30) |
اِلَّا |
الا |
illâ |
yalnız |
إِلَّا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3883 |
Nahl 35. Ayet (16:35:31) |
الْبَلَاغُ |
البلاغ |
l-belâġu |
tebliğ etmek |
ب ل غ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. |
| 3884 |
Nahl 36. Ayet (16:36:9) |
اللّٰهَ |
الله |
(A)llâhe |
Allah'a |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. |
| 3885 |
Nahl 36. Ayet (16:36:15) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. |
| 3886 |
Nahl 36. Ayet (16:36:20) |
الضَّلَالَةُۜ |
الضلالة |
ddalâle(tu) |
sapıklık |
ض ل ل |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. |
| 3887 |
Nahl 37. Ayet (16:37:3) |
عَلٰى |
على |
‘alâ |
|
عَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur. |
| 3888 |
Nahl 37. Ayet (16:37:6) |
اللّٰهَ |
الله |
(A)llâhe |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur. |
| 3889 |
Nahl 37. Ayet (16:37:7) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur. |
| 3890 |
Nahl 38. Ayet (16:38:2) |
بِاللّٰهِ |
بالله |
bi(A)llâhi |
Allah'a |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3891 |
Nahl 38. Ayet (16:38:5) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3892 |
Nahl 38. Ayet (16:38:7) |
اللّٰهُ |
الله |
(A)llâhu |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3893 |
Nahl 38. Ayet (16:38:10) |
بَلٰى |
بلى |
belâ |
hayır |
بَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3894 |
Nahl 38. Ayet (16:38:14) |
وَلٰكِنَّ |
ولكن |
ve lâkinne |
ama |
وَلٰكِن |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3895 |
Nahl 38. Ayet (16:38:17) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. |
| 3896 |
Nahl 41. Ayet (16:41:4) |
اللّٰهِ |
الله |
(A)llâhi |
Allah |
اللَّهُ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.. |
| 3897 |
Nahl 42. Ayet (16:42:3) |
وَعَلٰى |
وعلى |
ve’alâ |
ve sadece |
عَلَىٰ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. |
| 3898 |
Nahl 43. Ayet (16:43:5) |
اِلَّا |
الا |
illâ |
başkasını |
إِلَّا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] |
| 3899 |
Nahl 43. Ayet (16:43:14) |
لَا |
لا |
lâ |
|
لَا |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] |
|
|
|
|
|
|
|