| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 4000 | Nahl 93. Ayet (16:93:7) | وَلٰكِنْ | ولكن | ve lâkin | fakat | وَلٰكِن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 4001 | Nahl 94. Ayet (16:94:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4002 | Nahl 94. Ayet (16:94:16) | اللّٰهِۚ | الله | (A)llâh(i) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4003 | Nahl 95. Ayet (16:95:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 4004 | Nahl 95. Ayet (16:95:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 4005 | Nahl 95. Ayet (16:95:6) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 4006 | Nahl 95. Ayet (16:95:9) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 4007 | Nahl 96. Ayet (16:96:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz. | |||||
| 4008 | Nahl 98. Ayet (16:98:5) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.[305] | |||||
| 4009 | Nahl 99. Ayet (16:99:5) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. | |||||
| 4010 | Nahl 99. Ayet (16:99:8) | وَعَلٰى | وعلى | ve ’alâ | ve üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. | |||||
| 4011 | Nahl 100. Ayet (16:100:3) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. | |||||
| 4012 | Nahl 101. Ayet (16:101:6) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | ve Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. | |||||
| 4013 | Nahl 101. Ayet (16:101:16) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. | |||||
| 4014 | Nahl 104. Ayet (16:104:3) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4015 | Nahl 104. Ayet (16:104:6) | اللّٰهِۙ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4016 | Nahl 104. Ayet (16:104:7) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4017 | Nahl 104. Ayet (16:104:9) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4018 | Nahl 105. Ayet (16:105:5) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 4019 | Nahl 105. Ayet (16:105:8) | اللّٰهِۚ | الله | (A)llâh(i) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 4020 | Nahl 105. Ayet (16:105:9) | وَاُو۬لٰٓئِكَ | واولئك | ve ulâike | işte | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 4021 | Nahl 106. Ayet (16:106:3) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'ı | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4022 | Nahl 106. Ayet (16:106:7) | اِلَّا | الا | illâ | hariç | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4023 | Nahl 106. Ayet (16:106:13) | وَلٰكِنْ | ولكن | ve lâkin | fakat | وَلٰكِن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4024 | Nahl 106. Ayet (16:106:21) | اللّٰهِۚ | الله | (A)llâhi | Allah- | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4025 | Nahl 107. Ayet (16:107:6) | عَلَى | على | ‘alâ | عَلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. | |||||
| 4026 | Nahl 107. Ayet (16:107:9) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. | |||||
| 4027 | Nahl 107. Ayet (16:107:10) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. | |||||
| 4028 | Nahl 108. Ayet (16:108:1) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 4029 | Nahl 108. Ayet (16:108:4) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 4030 | Nahl 108. Ayet (16:108:5) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerini | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 4031 | Nahl 108. Ayet (16:108:9) | وَاُو۬لٰٓئِكَ | واولئك | ve ulâike | ve işte | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. | |||||
| 4032 | Nahl 109. Ayet (16:109:1) | لَا | لا | lâ | hiç yok | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. | |||||
| 4033 | Nahl 111. Ayet (16:111:14) | لَا | لا | lâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. | |||||
| 4034 | Nahl 112. Ayet (16:112:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. | |||||
| 4035 | Nahl 112. Ayet (16:112:16) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. | |||||
| 4036 | Nahl 112. Ayet (16:112:18) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. | |||||
| 4037 | Nahl 114. Ayet (16:114:4) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. | |||||
| 4038 | Nahl 114. Ayet (16:114:5) | حَلَالًا | حلالا | halâlen | helal | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. | |||||
| 4039 | Nahl 114. Ayet (16:114:9) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. | |||||
| 4040 | Nahl 115. Ayet (16:115:6) | وَلَحْمَ | ولحم | ve lahme | ve etini | ل ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 4041 | Nahl 115. Ayet (16:115:11) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 4042 | Nahl 115. Ayet (16:115:17) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 4043 | Nahl 115. Ayet (16:115:20) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 4044 | Nahl 116. Ayet (16:116:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 4045 | Nahl 116. Ayet (16:116:8) | حَلَالٌ | حلال | halâlun | helaldir | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 4046 | Nahl 116. Ayet (16:116:12) | عَلَى | على | ‘alâ | karşı | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 4047 | Nahl 116. Ayet (16:116:13) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 4048 | Nahl 116. Ayet (16:116:18) | عَلَى | على | ‘alâ | karşı | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 4049 | Nahl 116. Ayet (16:116:19) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||