| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 4400 | Tâhâ 8. Ayet (20:8:1) | اَللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah (ki) | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur. | |||||
| 4401 | Tâhâ 8. Ayet (20:8:2) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur. | |||||
| 4402 | Tâhâ 8. Ayet (20:8:3) | اِلٰهَ | اله | ilâhe | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur. | |||||
| 4403 | Tâhâ 8. Ayet (20:8:4) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur. | |||||
| 4404 | Tâhâ 10. Ayet (20:10:16) | عَلَى | على | ‘alâ | (yanında) | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum” demişti.[355] | |||||
| 4405 | Tâhâ 12. Ayet (20:12:4) | فَاخْلَعْ | فاخلع | faḣla’ | çıkar | خ ل ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.” | |||||
| 4406 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:3) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ım | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 4407 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:4) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 4408 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:5) | اِلٰهَ | اله | ilâhe | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 4409 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:6) | اِلَّٓا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 4410 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:10) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 4411 | Tâhâ 16. Ayet (20:16:1) | فَلَا | فلا | felâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!” | |||||
| 4412 | Tâhâ 16. Ayet (20:16:5) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!” | |||||
| 4413 | Tâhâ 18. Ayet (20:18:8) | عَلٰى | على | ‘alâ | için | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.” | |||||
| 4414 | Tâhâ 21. Ayet (20:21:3) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.” | |||||
| 4415 | Tâhâ 21. Ayet (20:21:7) | الْاُولٰى | الاولى | l-ûlâ | ilk | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.” | |||||
| 4416 | Tâhâ 22. Ayet (20:22:3) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23. “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”[356] | |||||
| 4417 | Tâhâ 24. Ayet (20:24:2) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a git, çünkü o azmıştır.” | |||||
| 4418 | Tâhâ 38. Ayet (20:38:3) | اِلٰٓى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” | |||||
| 4419 | Tâhâ 39. Ayet (20:39:21) | عَلٰى | على | ‘alâ | önünde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.” | |||||
| 4420 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:7) | عَلٰى | على | ‘alâ | عَلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 4421 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:11) | اِلٰٓى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 4422 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:16) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 4423 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:32) | عَلٰى | على | ‘alâ | عَلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 4424 | Tâhâ 42. Ayet (20:42:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin.” | |||||
| 4425 | Tâhâ 43. Ayet (20:43:2) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır.” | |||||
| 4426 | Tâhâ 44. Ayet (20:44:1) | فَقُولَا | فقولا | fekûlâ | ve söyleyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” | |||||
| 4427 | Tâhâ 45. Ayet (20:45:1) | قَالَا | قالا | kâlâ | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.” | |||||
| 4428 | Tâhâ 46. Ayet (20:46:2) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm.” | |||||
| 4429 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:2) | فَقُولَٓا | فقولا | fekûlâ | deyin ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 4430 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:4) | رَسُولَا | رسولا | rasûlâ | elçileriyiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 4431 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 4432 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:17) | وَالسَّلَامُ | والسلام | ve-sselâmu | ve Esenlik | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 4433 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:18) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinedir | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 4434 | Tâhâ 48. Ayet (20:48:7) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerine (olacağı) | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.” | |||||
| 4435 | Tâhâ 48. Ayet (20:48:10) | وَتَوَلّٰى | وتولى | ve tevellâ | ve yüz çevirenin | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.” | |||||
| 4436 | Tâhâ 51. Ayet (20:51:5) | الْاُولٰى | الاولى | l-ûlâ | ilk | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi. | |||||
| 4437 | Tâhâ 52. Ayet (20:52:7) | لَا | لا | lâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.” | |||||
| 4438 | Tâhâ 52. Ayet (20:52:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.” | |||||
| 4439 | Tâhâ 55. Ayet (20:55:2) | خَلَقْنَاكُمْ | خلقناكم | ḣalaknâkum | sizi yarattık | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. | |||||
| 4440 | Tâhâ 58. Ayet (20:58:8) | لَا | لا | lâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.” | |||||
| 4441 | Tâhâ 58. Ayet (20:58:11) | وَلَٓا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.” | |||||
| 4442 | Tâhâ 60. Ayet (20:60:1) | فَتَوَلّٰى | فتولى | fetevellâ | dönüp gitti | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi. | |||||
| 4443 | Tâhâ 61. Ayet (20:61:5) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” | |||||
| 4444 | Tâhâ 61. Ayet (20:61:7) | عَلَى | على | ‘alâ | karşı | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” | |||||
| 4445 | Tâhâ 61. Ayet (20:61:8) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” | |||||
| 4446 | Tâhâ 63. Ayet (20:63:13) | الْمُثْلٰى | المثلى | l-muślâ | örnek | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar.” | |||||
| 4447 | Tâhâ 64. Ayet (20:64:10) | اسْتَعْلٰى | استعلى | -sta’lâ | üstün gelen | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.” | |||||
| 4448 | Tâhâ 68. Ayet (20:68:2) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.” | |||||
| 4449 | Tâhâ 68. Ayet (20:68:6) | الْاَعْلٰى | الاعلى | l-a’lâ | üstün gelecek | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.” | |||||