"" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 8003 sonuç bulundu.
4550 - 4600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
4550 Enbiyâ 28. Ayet (21:28:9) اِلَّا الا illâ başkasına إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
4551 Enbiyâ 29. Ayet (21:29:5) اِلٰهٌ اله ilâhun bir tanrıyım أ ل ه
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden her kim, “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
4552 Enbiyâ 30. Ayet (21:30:17) اَفَلَا افلا efelâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
4553 Enbiyâ 36. Ayet (21:36:7) اِلَّا الا illâ dışında إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.
4554 Enbiyâ 37. Ayet (21:37:7) فَلَا فلا felâ لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.[363] Şimdi acele etmeyin.
4555 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:6) لَا لا  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
4556 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:11) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
4557 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:14) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
4558 Enbiyâ 40. Ayet (21:40:5) فَلَا فلا felâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
4559 Enbiyâ 40. Ayet (21:40:8) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
4560 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:7) لَا لا  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
4561 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:11) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
4562 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:3) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâ-i onları هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
4563 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:9) اَفَلَا افلا efelâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
4564 Enbiyâ 45. Ayet (21:45:5) وَلَا ولا velâ ama  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
4565 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:6) فَلَا فلا felâ asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
4566 Enbiyâ 54. Ayet (21:54:7) ضَلَالٍ ضلال dalâlin bir sapıklık ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
4567 Enbiyâ 55. Ayet (21:55:7) اللَّاعِب۪ينَ اللاعبين l-lâ’ibîn(e) şaka mı yapıyorsun? ل ع ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.
4568 Enbiyâ 56. Ayet (21:56:10) عَلٰى على ‘alâ üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
4569 Enbiyâ 57. Ayet (21:57:1) وَتَاللّٰهِ وتالله ve ta(A)llâhi Allah'a and olsun ki اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
4570 Enbiyâ 58. Ayet (21:58:3) اِلَّا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365]
4571 Enbiyâ 61. Ayet (21:61:4) عَلٰٓى على ‘alâ önüne عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.
4572 Enbiyâ 64. Ayet (21:64:2) اِلٰٓى الى ilâ إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.
4573 Enbiyâ 65. Ayet (21:65:3) عَلٰى على ‘alâ üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.
4574 Enbiyâ 65. Ayet (21:65:8) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâ-i bunlar هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.
4575 Enbiyâ 66. Ayet (21:66:5) اللّٰهِ الله (A)llâhi Allah'ı اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?”
4576 Enbiyâ 66. Ayet (21:66:7) لَا لا asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?”
4577 Enbiyâ 66. Ayet (21:66:10) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?”
4578 Enbiyâ 67. Ayet (21:67:7) اللّٰهِۜ الله (A)llâh(i) Allah'tan اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
4579 Enbiyâ 67. Ayet (21:67:8) اَفَلَا افلا efelâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
4580 Enbiyâ 69. Ayet (21:69:6) وَسَلَامًا وسلاما ve selâmen ve esenlik س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.
4581 Enbiyâ 69. Ayet (21:69:7) عَلٰٓى على ‘alâ عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.
4582 Enbiyâ 71. Ayet (21:71:3) اِلَى الى ilâ (getirerek) إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.[366]
4583 Enbiyâ 73. Ayet (21:73:10) الصَّلٰوةِ الصلوة ssalâti namaz ص ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
4584 Enbiyâ 81. Ayet (21:81:6) اِلَى الى ilâ إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
4585 Enbiyâ 87. Ayet (21:87:15) لَٓا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.
4586 Enbiyâ 87. Ayet (21:87:16) اِلٰهَ اله ilâhe tanrı أ ل ه
Diyanet İşleri (Yeni) Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.
4587 Enbiyâ 87. Ayet (21:87:17) اِلَّٓا الا illâ başka إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.
4588 Enbiyâ 89. Ayet (21:89:6) لَا لا  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti.
4589 Enbiyâ 90. Ayet (21:90:6) وَاَصْلَحْنَا واصلحنا ve aslahnâ ve ıslah ettik ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
4590 Enbiyâ 94. Ayet (21:94:7) فَلَا فلا felâ asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
4591 Enbiyâ 95. Ayet (21:95:2) عَلٰى على ‘alâ عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır.
4592 Enbiyâ 95. Ayet (21:95:6) لَا لا  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır.
4593 Enbiyâ 98. Ayet (21:98:6) اللّٰهِ الله (A)llâhi Allah'tan اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
4594 Enbiyâ 99. Ayet (21:99:3) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâ-i onlar هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.
4595 Enbiyâ 100. Ayet (21:100:6) لَا لا hiçbir şey  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.
4596 Enbiyâ 101. Ayet (21:101:7) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.
4597 Enbiyâ 102. Ayet (21:102:1) لَا لا  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar.
4598 Enbiyâ 103. Ayet (21:103:1) لَا لا asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.
4599 Enbiyâ 103. Ayet (21:103:5) وَتَتَلَقّٰيهُمُ وتتلقيهم ve tetelakkâhumu onları şöyle karşılar ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.