| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 105. Ayet (2:105:24) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 2 | Bakara 251. Ayet (2:251:25) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. | |||||
| 3 | Bakara 268. Ayet (2:268:10) | وَفَضْلًاۜ | وفضلا | ve fadlâ(en) | ve lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan sizi fakirlikle korkutur[76] ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:24) | الْفَضْلَ | الفضل | l-fadle | Lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 74. Ayet (3:74:7) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf ve ikram | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:38) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lütuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:2) | مَنَّ | من | menna | lutufta bulundu | م ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 174. Ayet (3:174:14) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 9 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 10 | Yunus 60. Ayet (10:60:0) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lütuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. | |||||
| 11 | Hûd 108. Ayet (11:108:16) | عَطَٓاءً | عطاء | ‘atâen | bir lütuftur | ع ط و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. | |||||
| 12 | Meryem 47. Ayet (19:47:10) | حَفِيًّا | حفيا | hafiyyâ(n) | çok lutufkardır | ح ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” | |||||
| 13 | Tâhâ 37. Ayet (20:37:2) | مَنَنَّا | مننا | menennâ | biz lutufta bulunmuştuk | م ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.” | |||||
| 14 | Neml 16. Ayet (27:16:18) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | bir lutuftur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 15 | Neml 73. Ayet (27:73:4) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler. | |||||
| 16 | Ahzab 47. Ayet (33:47:7) | فَضْلًا | فضلا | fadlen | bir lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. | |||||
| 17 | Fâtır 32. Ayet (35:32:20) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 18 | Sâffât 114. Ayet (37:114:2) | مَنَنَّا | مننا | menennâ | lutuflarda bulunduk | م ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. | |||||
| 19 | Sâd 9. Ayet (38:9:7) | الْوَهَّابِۚ | الوهاب | l-vehhâb(i) | çok lutufta bulunan | و ه ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? | |||||
| 20 | Mü'min 3. Ayet (40:3:8) | الطَّوْلِۜ | الطول | -ttavl(i) | lutuf | ط و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır. | |||||
| 21 | Mü'min 61. Ayet (40:61:13) | فَضْلٍ | فضل | fadlin | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 22 | Şûrâ 19. Ayet (42:19:2) | لَط۪يفٌ | لطيف | latîfun | lutufkardır | ل ط ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 23 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:23) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 24 | Şûrâ 26. Ayet (42:26:8) | فَضْلِه۪ۜ | فضله | fadlih(i) | lutuf ve keremi- | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır. | |||||
| 25 | Duhân 57. Ayet (44:57:1) | فَضْلًا | فضلا | fadlen | bir lutuf olarak | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 26 | Fetih 29. Ayet (48:29:15) | فَضْلًا | فضلا | fadlen | bir lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 27 | Hucurât 8. Ayet (49:8:1) | فَضْلًا | فضلا | fadlen | bir lutuftur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir | |||||
| 28 | Hadîd 21. Ayet (57:21:24) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 29 | Hadîd 29. Ayet (57:29:21) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 30 | Haşr 8. Ayet (59:8:9) | فَضْلًا | فضلا | fadlen | bir lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 31 | Cum'a 4. Ayet (62:4:9) | الْفَضْلِ | الفضل | l-fadli | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||