| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 85. Ayet (2:85:37) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatı- | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 2 | Bakara 204. Ayet (2:204:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatına | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 14. Ayet (3:14:19) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:6) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | dünya | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. | |||||
| 5 | Nisâ 94. Ayet (4:94:21) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 6 | Nisâ 109. Ayet (4:109:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||
| 7 | A'raf 32. Ayet (7:32:17) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 8 | A'raf 152. Ayet (7:152:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. | |||||
| 9 | Tevbe 38. Ayet (9:38:0) | بِالْحَيٰوةِ | بالحيوة | bil-hayâti | hayatına | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. | |||||
| 10 | Tevbe 38. Ayet (9:38:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. | |||||
| 11 | Tevbe 55. Ayet (9:55:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 12 | Yunus 7. Ayet (10:7:0) | بِالْحَيٰوةِ | بالحيوة | bil-hayâti | hayatına | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. | |||||
| 13 | Yunus 23. Ayet (10:23:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. | |||||
| 14 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 15 | Yunus 64. Ayet (10:64:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 17 | Yunus 98. Ayet (10:98:0) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. | |||||
| 18 | Ra'd 26. Ayet (13:26:8) | بِالْحَيٰوةِ | بالحيوة | bil-hayâti | hayatıyle | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. | |||||
| 19 | Ra'd 34. Ayet (13:34:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. | |||||
| 20 | İbrahim 27. Ayet (14:27:8) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır[294], zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. | |||||
| 21 | İsrâ 75. Ayet (17:75:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatı | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. | |||||
| 22 | Kehf 28. Ayet (18:28:17) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 23 | Kehf 45. Ayet (18:45:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir. | |||||
| 24 | Kehf 46. Ayet (18:46:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. | |||||
| 25 | Kehf 104. Ayet (18:104:5) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” | |||||
| 26 | Tâhâ 97. Ayet (20:97:6) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayat boyunca | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. | |||||
| 27 | Tâhâ 131. Ayet (20:131:11) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. | |||||
| 28 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:12) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 29 | Nûr 33. Ayet (24:33:38) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. | |||||
| 30 | Kasas 60. Ayet (28:60:6) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 31 | Kasas 61. Ayet (28:61:10) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 32 | Ankebut 25. Ayet (29:25:11) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.” | |||||
| 33 | Rum 7. Ayet (30:7:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. | |||||
| 34 | Zümer 26. Ayet (39:26:5) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi! | |||||
| 35 | Mü'min 51. Ayet (40:51:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. | |||||
| 36 | Fussilet 16. Ayet (41:16:12) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez. | |||||
| 37 | Fussilet 31. Ayet (41:31:4) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 31,32. “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” | |||||
| 38 | Şûrâ 36. Ayet (42:36:6) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 39 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:10) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 40 | Zuhruf 35. Ayet (43:35:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||