| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Hûd 40. Ayet (11:40:19) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | hüküm verilmiş | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 2 | İsrâ 16. Ayet (17:16:12) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) karar(ı) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de[312] onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. | |||||
| 3 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:24) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 4 | Neml 82. Ayet (27:82:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 5 | Kasas 63. Ayet (28:63:5) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. | |||||
| 6 | Secde 13. Ayet (32:13:9) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.[433] | |||||
| 7 | Yâsîn 7. Ayet (36:7:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | o söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler. | |||||
| 8 | Yâsîn 70. Ayet (36:70:6) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) söz(ü) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. | |||||
| 9 | Fussilet 25. Ayet (41:25:13) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. | |||||
| 10 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:5) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) söz(ü) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 11 | Kaf 29. Ayet (50:29:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.” | |||||