| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 285. Ayet (2:285:8) | وَالْمُؤْمِنُونَۜ | والمؤمنون | vel-mu/minûn(e) | ve mü'minler (de) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 2 | Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:3) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | Mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 110. Ayet (3:110:21) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | inananlar da var | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 122. Ayet (3:122:12) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.[99] | |||||
| 5 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:18) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | Mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 6 | Nisâ 162. Ayet (4:162:6) | وَالْمُؤْمِنُونَ | والمؤمنون | vel-mu/minûne | ve mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 7 | Nisâ 162. Ayet (4:162:19) | وَالْمُؤْمِنُونَ | والمؤمنون | vel-mu/minûne | inananlar var ya | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 8 | Mâide 11. Ayet (5:11:24) | الْمُؤْمِنُونَ۟ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | Mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 9 | Enfal 2. Ayet (8:2:0) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | Mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.[241] | |||||
| 10 | Enfal 4. Ayet (8:4:0) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. | |||||
| 11 | Enfal 74. Ayet (8:74:0) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. | |||||
| 12 | Tevbe 51. Ayet (9:51:0) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” | |||||
| 13 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | وَالْمُؤْمِنُونَ | والمؤمنون | vel-mu/minûne | inanan erkekler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 14 | Tevbe 105. Ayet (9:105:0) | وَالْمُؤْمِنُونَۜ | والمؤمنون | vel-mu/minûn(e) | ve mü'minler de | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” | |||||
| 15 | Tevbe 122. Ayet (9:122:0) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265] | |||||
| 16 | İbrahim 11. Ayet (14:11:29) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 17 | Mü'minûn 1. Ayet (23:1:3) | الْمُؤْمِنُونَۙ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. | |||||
| 18 | Nûr 12. Ayet (24:12:5) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | inanan erkeklerin | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, “Bu, apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! | |||||
| 19 | Nûr 31. Ayet (24:31:76) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 20 | Nûr 62. Ayet (24:62:2) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 21 | Rum 4. Ayet (30:4:12) | الْمُؤْمِنُونَۙ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.[422] | |||||
| 22 | Ahzab 11. Ayet (33:11:3) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. | |||||
| 23 | Ahzab 22. Ayet (33:22:3) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, düşman birliklerini görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. | |||||
| 24 | Fetih 12. Ayet (48:12:7) | وَالْمُؤْمِنُونَ | والمؤمنون | vel-mu/minûne | ve mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. | |||||
| 25 | Hucurât 10. Ayet (49:10:2) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. | |||||
| 26 | Hucurât 15. Ayet (49:15:2) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûne | Mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 27 | Mücadele 10. Ayet (58:10:17) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, mü’minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 28 | Haşr 23. Ayet (59:23:11) | الْمُؤْمِنُ | المؤمن | l-mu/minu | Mü'min'dir (güvenlik veren) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 29 | Teğabun 13. Ayet (64:13:9) | الْمُؤْمِنُونَ | المؤمنون | l-mu/minûn(e) | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 30 | Müddessir 31. Ayet (74:31:27) | وَالْمُؤْمِنُونَۙ | والمؤمنون | vel-mu/minûne | ve inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır. | |||||