| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 186. Ayet (2:186:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | böylece onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. | |||||
| 2 | Bakara 187. Ayet (2:187:64) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 3 | Bakara 221. Ayet (2:221:38) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95] | |||||
| 5 | En'am 42. Ayet (6:42:10) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 6 | En'am 51. Ayet (6:51:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 7 | En'am 65. Ayet (6:65:26) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | diye | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 8 | En'am 69. Ayet (6:69:11) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 9 | En'am 154. Ayet (6:154:14) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 10 | A'raf 26. Ayet (7:26:19) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). | |||||
| 11 | A'raf 94. Ayet (7:94:12) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | diye | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. | |||||
| 12 | A'raf 130. Ayet (7:130:9) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki (diye) | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. | |||||
| 13 | A'raf 164. Ayet (7:164:0) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | ve belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. | |||||
| 14 | A'raf 168. Ayet (7:168:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. | |||||
| 15 | A'raf 174. Ayet (7:174:0) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | artık herhalde | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 16 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 17 | Enfal 57. Ayet (8:57:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | böylece | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. | |||||
| 18 | Tevbe 12. Ayet (9:12:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler. | |||||
| 19 | Tevbe 122. Ayet (9:122:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265] | |||||
| 20 | Yusuf 46. Ayet (12:46:21) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | onlar da | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. | |||||
| 21 | Yusuf 62. Ayet (12:62:7) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.” | |||||
| 22 | Yusuf 62. Ayet (12:62:13) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki de | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.” | |||||
| 23 | İbrahim 25. Ayet (14:25:11) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. | |||||
| 24 | İbrahim 37. Ayet (14:37:25) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” | |||||
| 25 | Nahl 44. Ayet (16:44:11) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | ta ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. | |||||
| 26 | Tâhâ 113. Ayet (20:113:9) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. | |||||
| 27 | Enbiyâ 31. Ayet (21:31:12) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik. | |||||
| 28 | Enbiyâ 58. Ayet (21:58:6) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365] | |||||
| 29 | Enbiyâ 61. Ayet (21:61:7) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | böylece onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. | |||||
| 30 | Mü'minûn 49. Ayet (23:49:5) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. | |||||
| 31 | Kasas 43. Ayet (28:43:15) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. | |||||
| 32 | Kasas 46. Ayet (28:46:19) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. | |||||
| 33 | Kasas 51. Ayet (28:51:5) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık. | |||||
| 34 | Rum 41. Ayet (30:41:14) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.[427] | |||||
| 35 | Secde 3. Ayet (32:3:17) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umuduyla | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. | |||||
| 36 | Secde 21. Ayet (32:21:8) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. | |||||
| 37 | Yâsîn 74. Ayet (36:74:6) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | onlar umarak | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler. | |||||
| 38 | Zümer 27. Ayet (39:27:10) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. | |||||
| 39 | Zümer 28. Ayet (39:28:6) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. | |||||
| 40 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:6) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 41 | Zuhruf 48. Ayet (43:48:12) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. | |||||
| 42 | Duhân 58. Ayet (44:58:4) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar. | |||||
| 43 | Ahkaf 27. Ayet (46:27:9) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki de | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. | |||||
| 44 | Haşr 21. Ayet (59:21:17) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz. | |||||