| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Câsiye 36. Ayet (45:36:1) | فَلِلّٰهِ | فلله | fe-li(A)llâhi | Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. | |||||
| 2 | Kasas 70. Ayet (28:70:7) | لَهُ | له | lehu | O'na mahsustur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Hüküm yalnızca O’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 3 | Zümer 29. Ayet (39:29:15) | لِلّٰهِۚ | لله | li(A)llâh(i) | yalnız Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 4 | Kehf 44. Ayet (18:44:3) | لِلّٰهِ | لله | li(A)llâhi | yalnız Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır. | |||||
| 5 | Sebe' 1. Ayet (34:1:2) | لِلّٰهِ | لله | li(A)llâhi | Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 6 | Mü'min 65. Ayet (40:65:12) | لِلّٰهِ | لله | li(A)llâhi | Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diridir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur. | |||||
| 7 | Cin 18. Ayet (72:18:3) | لِلّٰهِ | لله | li(A)llâhi | Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.” | |||||
| 8 | Beyyine 8. Ayet (98:8:19) | لِمَنْ | لمن | li-men | mahsustur | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. | |||||
| 9 | Tevbe 60. Ayet (9:60:0) | لِلْفُقَرَٓاءِ | للفقراء | lil-fukarâ-i | fakirlere mahsustur | ف ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 10 | Rum 18. Ayet (30:18:1) | وَلَهُ | وله | ve lehu | O'na mahsustur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. | |||||
| 11 | Sebe' 1. Ayet (34:1:11) | وَلَهُ | وله | ve lehu | ve O'na mahsustur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 12 | Münafikun 8. Ayet (63:8:10) | وَلِلّٰهِ | ولله | ve li(A)llâhi | Allah'a mahsustur | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.[550] | |||||