"melekler" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 76 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 30. Ayet (2:30:4) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
2 Bakara 30. Ayet (2:30:10) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler (melekler) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
3 Bakara 31. Ayet (2:31:8) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi melekler- م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
4 Bakara 34. Ayet (2:34:3) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi Meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
5 Bakara 98. Ayet (2:98:5) وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وملئكته ve melâiketihi ve meleklerine م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.
6 Bakara 161. Ayet (2:161:11) وَالْمَلٰٓئِكَةِ والملئكة vel-melâiketi ve meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir.
7 Bakara 177. Ayet (2:177:16) وَالْمَلٰٓئِكَةِ والملئكة vel-melâiketi ve meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
8 Bakara 210. Ayet (2:210:11) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Hâlbuki bütün işler Allah’a döndürülür.
9 Bakara 248. Ayet (2:248:22) الْمَلٰٓئِكَةُۜ الملئكة l-melâike(tu) meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.”
10 Bakara 285. Ayet (2:285:12) وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وملئكته ve melâiketihi ve meleklerine م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
11 Âl-i İmran 18. Ayet (3:18:8) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12 Âl-i İmran 39. Ayet (3:39:2) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.
13 Âl-i İmran 42. Ayet (3:42:3) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu Melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani melekler, “Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.”
14 Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:3) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu Melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.”
15 Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:5) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete Melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?
16 Âl-i İmran 87. Ayet (3:87:7) وَالْمَلٰٓئِكَةِ والملئكة vel-melâiketi ve meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin üzerlerine olmasıdır.
17 Nisâ 97. Ayet (4:97:4) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
18 Nisâ 97. Ayet (4:97:15) قَالُٓوا قالوا kâlû (Melekler) dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
19 Nisâ 136. Ayet (4:136:21) وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وملئكته ve melâiketihi ve meleklerini م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
20 Nisâ 166. Ayet (4:166:9) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler de م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.
21 Nisâ 172. Ayet (4:172:9) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu ve melekler de م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
22 En'am 93. Ayet (6:93:30) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!
23 En'am 111. Ayet (6:111:5) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
24 En'am 158. Ayet (6:158:6) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.”
25 A'raf 11. Ayet (7:11:7) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.
26 Enfal 9. Ayet (8:9:0) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.[243]
27 Enfal 12. Ayet (8:12:0) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.
28 Enfal 50. Ayet (8:50:0) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu Melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin.
29 Ra'd 13. Ayet (13:13:4) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
30 Ra'd 23. Ayet (13:23:10) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler de م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):
31 Hicr 7. Ayet (15:7:4) بِالْمَلٰٓئِكَةِ بالملئكة bil-melâiketi melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”
32 Hicr 8. Ayet (15:8:3) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
33 Hicr 28. Ayet (15:28:4) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) 28,29. Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.
34 Hicr 30. Ayet (15:30:2) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.
35 Nahl 2. Ayet (16:2:2) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete Melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
36 Nahl 28. Ayet (16:28:3) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”
37 Nahl 32. Ayet (16:32:3) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler.
38 Nahl 33. Ayet (16:33:6) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu meleklerin م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) (O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
39 Nahl 49. Ayet (16:49:11) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve meleklerden م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler).
40 İsrâ 40. Ayet (17:40:6) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi melekler- م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.[315]
41 İsrâ 61. Ayet (17:61:3) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, “Hiç ben, çamur hâlinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti.
42 İsrâ 92. Ayet (17:92:11) وَالْمَلٰٓئِكَةِ والملئكة vel-melâiketi ve melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
43 İsrâ 95. Ayet (17:95:6) مَلٰٓئِكَةٌ ملئكة melâiketun melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
44 Kehf 50. Ayet (18:50:3) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
45 Tâhâ 116. Ayet (20:116:3) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
46 Enbiyâ 103. Ayet (21:103:6) الْمَلٰٓئِكَةُۜ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.
47 Hacc 75. Ayet (22:75:4) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi melekler- م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
48 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:20) مَلٰٓئِكَةًۚ ملئكة melâiketen melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
49 Furkan 21. Ayet (25:21:9) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
50 Furkan 22. Ayet (25:22:3) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler.