"men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1526 sonuç bulundu.
600 - 650 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
600 Yunus 108. Ayet (10:108:0) فَمَنِ فمن fe-meni kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.”
601 Yunus 108. Ayet (10:108:0) وَمَنْ ومن ve men ve kim de  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.”
602 Hûd 3. Ayet (11:3:12) مُسَمًّى مسمى musemmen belirli س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
603 Hûd 13. Ayet (11:13:11) مَنِ من meni  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.”
604 Hûd 15. Ayet (11:15:1) مَنْ من men kimler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.
605 Hûd 17. Ayet (11:17:1) اَفَمَنْ افمن efe-men kimse gibi midir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
606 Hûd 17. Ayet (11:17:14) اِمَامًا اماما imâmen bir rehber أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
607 Hûd 17. Ayet (11:17:19) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
608 Hûd 18. Ayet (11:18:1) وَمَنْ ومن ve men kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.
609 Hûd 18. Ayet (11:18:3) مِمَّنِ ممن mimmeni kimseden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.
610 Hûd 23. Ayet (11:23:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(ler) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
611 Hûd 29. Ayet (11:29:16) اٰمَنُواۜ امنوا âmenû iman eden(leri) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
612 Hûd 29. Ayet (11:29:22) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluk olarak ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
613 Hûd 30. Ayet (11:30:3) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?”
614 Hûd 36. Ayet (11:36:10) مَنْ من men kimselerin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.”
615 Hûd 36. Ayet (11:36:12) اٰمَنَ امن âmene iman eden أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.”
616 Hûd 39. Ayet (11:39:3) مَنْ من men kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
617 Hûd 40. Ayet (11:40:16) مَنْ من men olanlar  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
618 Hûd 40. Ayet (11:40:20) وَمَنْ ومن ve men ve  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
619 Hûd 40. Ayet (11:40:21) اٰمَنَۜ امن âmen(e) iman edenleri أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
620 Hûd 40. Ayet (11:40:23) اٰمَنَ امن âmene zaten iman etmemişti أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
621 Hûd 43. Ayet (11:43:16) مَنْ من men kimselerin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
622 Hûd 48. Ayet (11:48:11) مِمَّنْ ممن mimmen olanlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”
623 Hûd 57. Ayet (11:57:11) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluk ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.”
624 Hûd 58. Ayet (11:58:7) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(leri) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
625 Hûd 63. Ayet (11:63:14) فَمَنْ فمن fe-men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
626 Hûd 66. Ayet (11:66:7) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(leri) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
627 Hûd 82. Ayet (11:82:12) مَنْضُودٍۙ منضود mendûd(in) birbirini izleyen ن ض د
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
628 Hûd 89. Ayet (11:89:4) يَجْرِمَنَّكُمْ يجرمنكم yecrimennekum sizi musibete uğratmasın ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”
629 Hûd 93. Ayet (11:93:10) مَنْ من men kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
630 Hûd 93. Ayet (11:93:14) وَمَنْ ومن ve men ve kimin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
631 Hûd 94. Ayet (11:94:7) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(leri) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
632 Hûd 103. Ayet (11:103:5) لِمَنْ لمن limen kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278]
633 Hûd 109. Ayet (11:109:20) مَنْقُوصٍ۟ منقوص menkûs(in) eksik ن ق ص
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.
634 Hûd 112. Ayet (11:112:4) وَمَنْ ومن ve men ve kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
635 Hûd 116. Ayet (11:116:16) مِمَّنْ ممن mimmen kendilerini مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.
636 Hûd 119. Ayet (11:119:2) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280]
637 Yusuf 9. Ayet (12:9:13) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluk ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”
638 Yusuf 11. Ayet (12:11:7) تَأْمَنَّۭۖا تأمنا te/mennâ bize güvenmiyorsun أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”
639 Yusuf 20. Ayet (12:20:2) بِثَمَنٍ بثمن bi-śemenin bir pahaya ث م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.[284]
640 Yusuf 22. Ayet (12:22:5) حُكْمًا حكما hukmen hüküm ح ك م
Diyanet İşleri (Yeni) Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.
641 Yusuf 25. Ayet (12:25:14) مَنْ من men kimsenin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
642 Yusuf 37. Ayet (12:37:14) عَلَّمَن۪ي علمني ‘allemenî bana öğrettiği ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.”
643 Yusuf 56. Ayet (12:56:12) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.
644 Yusuf 57. Ayet (12:57:5) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.
645 Yusuf 64. Ayet (12:64:3) اٰمَنُكُمْ امنكم âmenukum size güveneyim أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub onlara, “Onun hakkında size ancak, daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir” dedi.
646 Yusuf 72. Ayet (12:72:5) وَلِمَنْ ولمن ve limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler.
647 Yusuf 75. Ayet (12:75:3) مَنْ من men kimin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
648 Yusuf 76. Ayet (12:76:27) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
649 Yusuf 79. Ayet (12:79:7) مَنْ من men kimseden  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi.