"men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1526 sonuç bulundu.
750 - 800 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
750 İsrâ 103. Ayet (17:103:7) وَمَنْ ومن ve men kimselerle  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.
751 Kehf 2. Ayet (18:2:1) قَيِّمًا قيما kayyimen dosdoğru olarak ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü’minleri, içlerinde ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah, bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
752 Kehf 13. Ayet (18:13:8) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanmış أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.[326]
753 Kehf 15. Ayet (18:15:12) فَمَنْ فمن femen kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
754 Kehf 15. Ayet (18:15:14) مِمَّنِ ممن mimmeni مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
755 Kehf 17. Ayet (18:17:23) مَنْ من men kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
756 Kehf 17. Ayet (18:17:28) وَمَنْ ومن ve men ve kimi de  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
757 Kehf 19. Ayet (18:19:12) يَوْمًا يوما yevmen bir gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
758 Kehf 19. Ayet (18:19:30) طَعَامًا طعاما ta’âmen yiyecek ط ع م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
759 Kehf 22. Ayet (18:22:9) رَجْمًا رجما racmen taş atar gibi ر ج م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”
760 Kehf 28. Ayet (18:28:21) مَنْ من men kişiye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
761 Kehf 29. Ayet (18:29:5) فَمَنْ فمن femen artık kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
762 Kehf 29. Ayet (18:29:8) وَمَنْ ومن ve men ve kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
763 Kehf 30. Ayet (18:30:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inandılar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
764 Kehf 30. Ayet (18:30:10) مَنْ من men kimsenin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
765 Kehf 45. Ayet (18:45:15) هَش۪يمًا هشيما heşîmen çöp kırıntıları ه ش م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
766 Kehf 55. Ayet (18:55:2) مَنَعَ منع mene’a alıkoyan م ن ع
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
767 Kehf 57. Ayet (18:57:1) وَمَنْ ومن ve men kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
768 Kehf 57. Ayet (18:57:3) مِمَّنْ ممن mimmen kimseden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
769 Kehf 66. Ayet (18:66:8) تُعَلِّمَنِ تعلمن tu’allimeni bana da öğretmen için ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
770 Kehf 74. Ayet (18:74:5) غُلَامًا غلاما ġulâmen bir çocuğa غ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
771 Kehf 87. Ayet (18:87:3) مَنْ من men kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi.
772 Kehf 88. Ayet (18:88:2) مَنْ من men kimseye مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.”
773 Kehf 88. Ayet (18:88:3) اٰمَنَ امن âmene inanan أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.”
774 Kehf 93. Ayet (18:93:9) قَوْمًاۙ قوما kavmen bir kavim ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
775 Kehf 107. Ayet (18:107:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 107,108. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedî kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
776 Kehf 110. Ayet (18:110:12) فَمَنْ فمن fe-men o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
777 Meryem 19. Ayet (19:19:8) غُلَامًا غلاما ġulâmen bir erkek çocuğu غ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.
778 Meryem 23. Ayet (19:23:14) مَنْسِيًّا منسيا mensiyyâ(n) unutulanlar gibi ن س ي
Diyanet İşleri (Yeni) Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.[341]
779 Meryem 26. Ayet (19:26:14) صَوْمًا صوما savmen oruç ص و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.[342]
780 Meryem 29. Ayet (19:29:6) مَنْ من men kimseyle  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
781 Meryem 40. Ayet (19:40:5) وَمَنْ ومن ve men ve bulunanlara  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
782 Meryem 46. Ayet (19:46:11) لَاَرْجُمَنَّكَ لارجمنك le-ercumenneke andolsun seni taşlarım ر ج م
Diyanet İşleri (Yeni) Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.
783 Meryem 52. Ayet (19:52:5) الْاَيْمَنِ الايمن l-eymeni sağ ي م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
784 Meryem 58. Ayet (19:58:11) وَمِمَّنْ وممن ve mimmen ve kimselerdendir مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
785 Meryem 58. Ayet (19:58:19) وَمِمَّنْ وممن ve mimmen ve kimselerdendir مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
786 Meryem 60. Ayet (19:60:2) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
787 Meryem 60. Ayet (19:60:4) وَاٰمَنَ وامن ve âmene ve inananlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
788 Meryem 63. Ayet (19:63:7) مَنْ من men  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
789 Meryem 71. Ayet (19:71:8) حَتْمًا حتما hatmen bir borçtur ح ت م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.
790 Meryem 73. Ayet (19:73:10) اٰمَنُٓواۙ امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.[349]
791 Meryem 73. Ayet (19:73:14) مَقَامًا مقاما mekâmen makamı ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.[349]
792 Meryem 75. Ayet (19:75:2) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
793 Meryem 75. Ayet (19:75:20) مَنْ من men kimin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
794 Meryem 87. Ayet (19:87:5) مَنِ من meni kimselerin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
795 Meryem 93. Ayet (19:93:3) مَنْ من men kimselerin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.
796 Meryem 96. Ayet (19:96:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.
797 Meryem 97. Ayet (19:97:9) قَوْمًا قوما kavmen bir kavmi ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.
798 Tâhâ 3. Ayet (20:3:3) لِمَنْ لمن limen kimseler için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.[353]
799 Tâhâ 4. Ayet (20:4:2) مِمَّنْ ممن mimmen tarafından مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.