"men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1526 sonuç bulundu.
1000 - 1050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1000 Kasas 56. Ayet (28:56:9) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
1001 Kasas 57. Ayet (28:57:12) حَرَمًا حرما haramen dokunulmaz ح ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
1002 Kasas 61. Ayet (28:61:1) اَفَمَنْ افمن efemen kimse midir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
1003 Kasas 61. Ayet (28:61:7) كَمَنْ كمن kemen kimse gibi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
1004 Kasas 67. Ayet (28:67:2) مَنْ من men kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
1005 Kasas 67. Ayet (28:67:4) وَاٰمَنَ وامن ve âmene ve inanırsa أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
1006 Kasas 71. Ayet (28:71:12) مَنْ من men kimdir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?”
1007 Kasas 72. Ayet (28:72:12) مَنْ من men kimdir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”
1008 Kasas 78. Ayet (28:78:17) مَنْ من men niceleri  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
1009 Kasas 80. Ayet (28:80:9) لِمَنْ لمن limen kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
1010 Kasas 80. Ayet (28:80:10) اٰمَنَ امن âmene inanan أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
1011 Kasas 82. Ayet (28:82:3) تَمَنَّوْا تمنوا temennev ve isteyenler م ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
1012 Kasas 82. Ayet (28:82:11) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
1013 Kasas 82. Ayet (28:82:18) مَنَّ من menna lutfetmesi م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
1014 Kasas 84. Ayet (28:84:1) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
1015 Kasas 84. Ayet (28:84:7) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
1016 Kasas 85. Ayet (28:85:12) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
1017 Kasas 85. Ayet (28:85:15) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
1018 Ankebut 2. Ayet (29:2:7) اٰمَنَّا امنا âmennâ inandık أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
1019 Ankebut 3. Ayet (29:3:6) فَلَيَعْلَمَنَّ فليعلمن fe-leya’lemenna elbette bilecektir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
1020 Ankebut 3. Ayet (29:3:10) وَلَيَعْلَمَنَّ وليعلمن ve leya’lemenne ve bilecektir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
1021 Ankebut 5. Ayet (29:5:1) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1022 Ankebut 6. Ayet (29:6:1) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir.
1023 Ankebut 7. Ayet (29:7:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
1024 Ankebut 9. Ayet (29:9:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
1025 Ankebut 10. Ayet (29:10:3) مَنْ من men kimisi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
1026 Ankebut 10. Ayet (29:10:5) اٰمَنَّا امنا âmennâ inandık أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
1027 Ankebut 11. Ayet (29:11:1) وَلَيَعْلَمَنَّ وليعلمن ve leya’lemenna ve elbette bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
1028 Ankebut 11. Ayet (29:11:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
1029 Ankebut 11. Ayet (29:11:5) وَلَيَعْلَمَنَّ وليعلمن ve leya’lemenne ve elbette bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
1030 Ankebut 12. Ayet (29:12:5) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananlara أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
1031 Ankebut 14. Ayet (29:14:12) عَامًاۜ عاما ‘âmen yıl ع و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.
1032 Ankebut 21. Ayet (29:21:2) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
1033 Ankebut 21. Ayet (29:21:5) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
1034 Ankebut 26. Ayet (29:26:1) فَاٰمَنَ فامن fe-âmene bunun üzerine inandı أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
1035 Ankebut 32. Ayet (29:32:8) بِمَنْ بمن bimen kimin bulunduğunu  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
1036 Ankebut 40. Ayet (29:40:5) مَنْ من men kiminin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1037 Ankebut 40. Ayet (29:40:10) مَنْ من men kimini  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1038 Ankebut 40. Ayet (29:40:14) مَنْ من men kimini  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1039 Ankebut 40. Ayet (29:40:19) مَنْ من men kimini  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1040 Ankebut 46. Ayet (29:46:14) اٰمَنَّا امنا âmennâ inandık أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”
1041 Ankebut 47. Ayet (29:47:12) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
1042 Ankebut 52. Ayet (29:52:13) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.”
1043 Ankebut 53. Ayet (29:53:5) مُسَمًّى مسمى musemmen belirtilmiş س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
1044 Ankebut 56. Ayet (29:56:4) اٰمَنُٓوا امنوا âmenû inanan أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O hâlde, ancak bana kulluk edin.[420]
1045 Ankebut 58. Ayet (29:58:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!
1046 Ankebut 61. Ayet (29:61:3) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
1047 Ankebut 62. Ayet (29:62:4) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
1048 Ankebut 63. Ayet (29:63:3) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
1049 Ankebut 67. Ayet (29:67:5) حَرَمًا حرما haramen dokunulmaz ح ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?