"men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1526 sonuç bulundu.
1100 - 1150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1100 Ahzab 58. Ayet (33:58:11) وَاِثْمًا واثما ve iśmen ve bir günah أ ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
1101 Ahzab 69. Ayet (33:69:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi.
1102 Ahzab 70. Ayet (33:70:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 70,71. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
1103 Ahzab 71. Ayet (33:71:7) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 70,71. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
1104 Ahzab 72. Ayet (33:72:17) ظَلُومًا ظلوما zalûmen çok zalimdir ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.[443]
1105 Sebe' 4. Ayet (34:4:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(ları) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.
1106 Sebe' 12. Ayet (34:12:13) مَنْ من men ki  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
1107 Sebe' 12. Ayet (34:12:19) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
1108 Sebe' 18. Ayet (34:18:16) وَاَيَّامًا واياما ve eyyâmen ve gündüzleri ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.”
1109 Sebe' 21. Ayet (34:21:9) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
1110 Sebe' 21. Ayet (34:21:12) مِمَّنْ ممن mimmen kimseden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
1111 Sebe' 23. Ayet (34:23:6) لِمَنْ لمن li-men kimselerden  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.
1112 Sebe' 24. Ayet (34:24:2) مَنْ من men kim?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!”
1113 Sebe' 36. Ayet (34:36:6) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
1114 Sebe' 37. Ayet (34:37:10) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
1115 Sebe' 37. Ayet (34:37:11) اٰمَنَ امن âmene inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
1116 Sebe' 39. Ayet (34:39:6) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
1117 Sebe' 52. Ayet (34:52:2) اٰمَنَّا امنا âmennâ inandık أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
1118 Fâtır 7. Ayet (35:7:7) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
1119 Fâtır 8. Ayet (35:8:1) اَفَمَنْ افمن efemen kimse (de) mi?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
1120 Fâtır 8. Ayet (35:8:11) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
1121 Fâtır 8. Ayet (35:8:14) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
1122 Fâtır 10. Ayet (35:10:1) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.
1123 Fâtır 12. Ayet (35:12:15) لَحْمًا لحما lahmen et ل ح م
Diyanet İşleri (Yeni) İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.
1124 Fâtır 18. Ayet (35:18:27) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
1125 Fâtır 22. Ayet (35:22:9) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
1126 Fâtır 22. Ayet (35:22:14) مَنْ من men kimselere  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
1127 Fâtır 37. Ayet (35:37:17) مَنْ من men kimsenin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
1128 Fâtır 39. Ayet (35:39:7) فَمَنْ فمن femen artık kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Artık kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhinedir. İnkârcıların inkârı, Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. İnkârcıların inkârı, ancak ziyanlarını arttırır.
1129 Fâtır 41. Ayet (35:41:18) حَل۪يمًا حليما halîmen halimdir ح ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
1130 Fâtır 44. Ayet (35:44:29) عَل۪يمًا عليما ‘alîmen bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
1131 Yâsîn 6. Ayet (36:6:2) قَوْمًا قوما kavmen bir toplumu ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
1132 Yâsîn 11. Ayet (36:11:3) مَنِ من meni kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
1133 Yâsîn 18. Ayet (36:18:8) لَنَرْجُمَنَّكُمْ لنرجمنكم le-nercumennekum sizi mutlaka taşlarız ر ج م
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
1134 Yâsîn 21. Ayet (36:21:2) مَنْ من men kimselere  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.”
1135 Yâsîn 25. Ayet (36:25:2) اٰمَنْتُ امنت âmentu inandım أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!”
1136 Yâsîn 39. Ayet (36:39:3) مَنَازِلَ منازل menâzile konaklar ن ز ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
1137 Yâsîn 47. Ayet (36:47:12) اٰمَنُٓوا امنوا âmenû inanan(lara) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
1138 Yâsîn 47. Ayet (36:47:14) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
1139 Yâsîn 52. Ayet (36:52:4) مَنْ من men kim?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
1140 Yâsîn 68. Ayet (36:68:1) وَمَنْ ومن ve men ve kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
1141 Yâsîn 70. Ayet (36:70:2) مَنْ من men kimseleri  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
1142 Yâsîn 71. Ayet (36:71:9) اَنْعَامًا انعاما en’âmen nice hayvanlar ن ع م
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
1143 Yâsîn 73. Ayet (36:73:3) مَنَافِعُ منافع menâfi’u birçok yararlar ن ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
1144 Yâsîn 78. Ayet (36:78:7) مَنْ من men kim?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?”
1145 Sâffât 10. Ayet (37:10:2) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
1146 Sâffât 11. Ayet (37:11:6) مَنْ من men kimseler (mi?)  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? [453] Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
1147 Sâffât 16. Ayet (37:16:5) وَعِظَامًا وعظاما ve ’izâmen ve kemik ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?”
1148 Sâffât 30. Ayet (37:30:9) قَوْمًا قوما kavmen bir toplum ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.”
1149 Sâffât 53. Ayet (37:53:5) وَعِظَامًا وعظاما ve ’izâmen ve kemik ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”