"men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1526 sonuç bulundu.
1300 - 1350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1300 Muhammed 38. Ayet (47:38:25) قَوْمًا قوما kavmen bir toplum ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.
1301 Fetih 4. Ayet (48:4:18) عَل۪يمًا عليما ‘alîmen bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1302 Fetih 10. Ayet (48:10:11) فَمَنْ فمن femen o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar.[496] Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
1303 Fetih 10. Ayet (48:10:17) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar.[496] Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
1304 Fetih 11. Ayet (48:11:18) فَمَنْ فمن femen kim?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
1305 Fetih 12. Ayet (48:12:19) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluk ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
1306 Fetih 13. Ayet (48:13:1) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık.
1307 Fetih 14. Ayet (48:14:6) لِمَنْ لمن limen kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1308 Fetih 14. Ayet (48:14:9) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1309 Fetih 17. Ayet (48:17:13) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.
1310 Fetih 17. Ayet (48:17:23) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.
1311 Fetih 25. Ayet (48:25:31) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.
1312 Fetih 29. Ayet (48:29:48) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananlara أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
1313 Hucurât 1. Ayet (49:1:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1314 Hucurât 2. Ayet (49:2:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.
1315 Hucurât 6. Ayet (49:6:4) اٰمَنُٓوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
1316 Hucurât 6. Ayet (49:6:12) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluğa karşı ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
1317 Hucurât 11. Ayet (49:11:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
1318 Hucurât 11. Ayet (49:11:35) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
1319 Hucurât 12. Ayet (49:12:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
1320 Hucurât 14. Ayet (49:14:3) اٰمَنَّاۜ امنا âmennâ inandık أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
1321 Hucurât 15. Ayet (49:15:4) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(lerdir) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
1322 Kaf 25. Ayet (50:25:1) مَنَّاعٍ مناع mennâ’in engel olan م ن ع
Diyanet İşleri (Yeni) 24,25. (Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!”
1323 Kaf 33. Ayet (50:33:1) مَنْ من men kimse(lere)  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.”
1324 Kaf 37. Ayet (50:37:5) لِمَنْ لمن limen kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
1325 Kaf 45. Ayet (50:45:11) مَنْ من men kimselere  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.
1326 Zâriyât 9. Ayet (51:9:3) مَنْ من men kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir.
1327 Zâriyât 35. Ayet (51:35:2) مَنْ من men  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık.
1328 Zâriyât 46. Ayet (51:46:7) قَوْمًا قوما kavmen bir toplum ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlardan önce de Nûh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler.
1329 Tûr 3. Ayet (52:3:3) مَنْشُورٍۙ منشور menşûr(in) yayılmış ن ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
1330 Tûr 21. Ayet (52:21:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.
1331 Tûr 27. Ayet (52:27:1) فَمَنَّ فمن fe-menna lutfetti م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”
1332 Tûr 30. Ayet (52:30:7) الْمَنُونِ المنون l-menûn(i) zamanın م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar?
1333 Necm 20. Ayet (53:20:1) وَمَنٰوةَ ومنوة ve menâte ve Menat'ı? مَنٰوةَ
Diyanet İşleri (Yeni) 19,20. Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?[511]
1334 Necm 24. Ayet (53:24:4) تَمَنّٰىۘ تمنى temennâ arzu ettiği م ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?[513]
1335 Necm 26. Ayet (53:26:16) لِمَنْ لمن li-men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
1336 Necm 29. Ayet (53:29:3) مَنْ من men kimse-  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.
1337 Necm 30. Ayet (53:30:9) بِمَنْ بمن bimen kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
1338 Necm 30. Ayet (53:30:15) بِمَنِ بمن bi-meni kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
1339 Necm 32. Ayet (53:32:30) بِمَنِ بمن bi-meni kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
1340 Kamer 14. Ayet (54:14:4) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
1341 Kamer 26. Ayet (54:26:3) مَنِ من meni kim olduğunu  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
1342 Kamer 35. Ayet (54:35:6) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 34,35. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
1343 Rahman 26. Ayet (55:26:2) مَنْ من men  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
1344 Rahman 29. Ayet (55:29:2) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.
1345 Rahman 46. Ayet (55:46:1) وَلِمَنْ ولمن ve limen kimseler için vardır  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
1346 Vâkı'a 8. Ayet (56:8:2) الْمَيْمَنَةِ الميمنة l-meymeneti sağın ي م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir![520]
1347 Vâkı'a 8. Ayet (56:8:5) الْمَيْمَنَةِۜ الميمنة l-meymene(ti) sağın ي م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir![520]
1348 Vâkı'a 26. Ayet (56:26:3) سَلَامًا سلاما selâmen selam س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler.
1349 Vâkı'a 29. Ayet (56:29:2) مَنْضُودٍۙ منضود mendûd(in) meyvaları dizili ن ض د
Diyanet İşleri (Yeni) 28,29,30,31,32,33,34. (Onlar), dikensiz sidir ağaçları[523] ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.