| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1400 | Cum'a 7. Ayet (62:7:2) | يَتَمَنَّوْنَهُٓ | يتمنونه | yetemennevnehu | temenni etmezler | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah, zalimleri hakkıyla bilir. | |||||
| 1401 | Cum'a 9. Ayet (62:9:4) | اٰمَنُٓوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.[548] | |||||
| 1402 | Münafikun 3. Ayet (63:3:3) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanmaları | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar. | |||||
| 1403 | Münafikun 7. Ayet (63:7:7) | مَنْ | من | men | bulunanlara | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar. | |||||
| 1404 | Münafikun 9. Ayet (63:9:4) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 1405 | Münafikun 9. Ayet (63:9:13) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 1406 | Teğabun 9. Ayet (64:9:8) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 1407 | Teğabun 11. Ayet (64:11:8) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 1408 | Teğabun 14. Ayet (64:14:4) | اٰمَنُٓوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 1409 | Teğabun 16. Ayet (64:16:10) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 1410 | Talak 1. Ayet (65:1:28) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 1411 | Talak 2. Ayet (65:2:19) | مَنْ | من | men | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 1412 | Talak 2. Ayet (65:2:25) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 1413 | Talak 3. Ayet (65:3:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 1414 | Talak 4. Ayet (65:4:21) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. | |||||
| 1415 | Talak 5. Ayet (65:5:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür. | |||||
| 1416 | Talak 7. Ayet (65:7:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. | |||||
| 1417 | Talak 10. Ayet (65:10:12) | اٰمَنُواۚۛ | امنوا | âmenû | inanmış olan | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ahirette onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O hâlde, ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah’a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir zikir (Kur’an) indirdi. | |||||
| 1418 | Talak 11. Ayet (65:11:9) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(ları) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir. | |||||
| 1419 | Talak 11. Ayet (65:11:16) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir. | |||||
| 1420 | Tahrim 3. Ayet (66:3:23) | مَنْ | من | men | kim? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 1421 | Tahrim 6. Ayet (66:6:4) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 1422 | Tahrim 8. Ayet (66:8:4) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 1423 | Tahrim 8. Ayet (66:8:28) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanmış | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 1424 | Tahrim 11. Ayet (66:11:5) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inananlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 1425 | Mülk 5. Ayet (67:5:7) | رُجُومًا | رجوما | rucûmen | taşlamalar | ر ج م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.[552] | |||||
| 1426 | Mülk 14. Ayet (67:14:3) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 1427 | Mülk 15. Ayet (67:15:9) | مَنَاكِبِهَا | مناكبها | menâkibihâ | onun omuzlarında (yeryüzünde) | ن ك ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır. | |||||
| 1428 | Mülk 16. Ayet (67:16:2) | مَنْ | من | men | olanın | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yeryüzü şiddetle çalkalanıyor. | |||||
| 1429 | Mülk 17. Ayet (67:17:3) | مَنْ | من | men | olanın | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz! | |||||
| 1430 | Mülk 20. Ayet (67:20:1) | اَمَّنْ | امن | emmen | yahut kimdir? | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut Rahmân’dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkârcılar ancak bir aldanış içindedirler. | |||||
| 1431 | Mülk 21. Ayet (67:21:1) | اَمَّنْ | امن | emmen | yahut kimdir? | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular. | |||||
| 1432 | Mülk 22. Ayet (67:22:1) | اَفَمَنْ | افمن | efemen | kimse mi? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||
| 1433 | Mülk 22. Ayet (67:22:7) | اَمَّنْ | امن | emmen | yoksa kimse mi? | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||
| 1434 | Mülk 28. Ayet (67:28:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve olanları | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?” | |||||
| 1435 | Mülk 28. Ayet (67:28:9) | رَحِمَنَاۙ | رحمنا | rahimenâ | bize acısa da | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?” | |||||
| 1436 | Mülk 28. Ayet (67:28:10) | فَمَنْ | فمن | femen | kim? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?” | |||||
| 1437 | Mülk 29. Ayet (67:29:4) | اٰمَنَّا | امنا | âmennâ | inanmışızdır | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, Rahmân’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!” | |||||
| 1438 | Mülk 29. Ayet (67:29:9) | مَنْ | من | men | kimdir | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, Rahmân’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!” | |||||
| 1439 | Mülk 30. Ayet (67:30:7) | فَمَنْ | فمن | femen | kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?” | |||||
| 1440 | Kalem 7. Ayet (68:7:5) | بِمَنْ | بمن | bimen | kim(ler) | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir. | |||||
| 1441 | Kalem 12. Ayet (68:12:1) | مَنَّاعٍ | مناع | mennâ’in | engel olan | م ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. | |||||
| 1442 | Kalem 44. Ayet (68:44:2) | وَمَنْ | ومن | ve men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız. | |||||
| 1443 | Hâkka 7. Ayet (69:7:7) | حُسُومًا | حسوما | husûmen | ardı ardına | ح س م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün. | |||||
| 1444 | Hâkka 9. Ayet (69:9:3) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler. | |||||
| 1445 | Hâkka 19. Ayet (69:19:2) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!” | |||||
| 1446 | Hâkka 25. Ayet (69:25:2) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.” | |||||
| 1447 | Meâric 14. Ayet (70:14:1) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve bulunanları | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 1448 | Meâric 17. Ayet (70:17:2) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. | |||||
| 1449 | Meâric 21. Ayet (70:21:4) | مَنُوعًاۙ | منوعا | menû’â(n) | eli sıkıdır | م ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır. | |||||