| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yunus 98. Ayet (10:98:0) | وَمَتَّعْنَاهُمْ | ومتعناهم | ve metta’nâhum | ve onları yararlandırdık | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. | |||||
| 2 | Hicr 88. Ayet (15:88:6) | مَتَّعْنَا | متعنا | metta’nâ | verdiğimiz dünyalığa | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. | |||||
| 3 | Tâhâ 131. Ayet (20:131:6) | مَتَّعْنَا | متعنا | metta’nâ | faydalandırdığımız | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. | |||||
| 4 | Enbiyâ 44. Ayet (21:44:2) | مَتَّعْنَا | متعنا | metta’nâ | biz yaşattık | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler? | |||||
| 5 | Şu'arâ 205. Ayet (26:205:3) | مَتَّعْنَاهُمْ | متعناهم | metta’nâhum | biz onları yaşatsak | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak, | |||||
| 6 | Kasas 61. Ayet (28:61:8) | مَتَّعْنَاهُ | متعناه | metta’nâhu | kendisine yaşattığımız | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 7 | Sâffât 148. Ayet (37:148:2) | فَمَتَّعْنَاهُمْ | فمتعناهم | fe-metta’nâhum | biz de onları geçindirdik | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. | |||||