| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 153. Ayet (2:153:8) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.[40] | |||||
| 2 | Bakara 173. Ayet (2:173:22) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46] | |||||
| 3 | Bakara 256. Ayet (2:256:15) | فَقَدِ | فقد | fekadi | muhakkak ki o | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 4. Ayet (3:4:7) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 32. Ayet (3:32:7) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 63. Ayet (3:63:3) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 101. Ayet (3:101:13) | فَقَدْ | فقد | fekad | muhakkak ki o | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:6) | فَقَدْ | فقد | fekad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” | |||||
| 9 | Nisâ 80. Ayet (4:80:4) | فَقَدْ | فقد | fe-kad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. | |||||
| 10 | Nisâ 101. Ayet (4:101:18) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 11 | Nisâ 112. Ayet (4:112:10) | فَقَدِ | فقد | fe-kadi | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur. | |||||
| 12 | Nisâ 119. Ayet (4:119:18) | فَقَدْ | فقد | fe-kad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. | |||||
| 13 | Nisâ 127. Ayet (4:127:36) | فَاِنَّ | فان | fe inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 14 | Nisâ 135. Ayet (4:135:33) | فَاِنَّ | فان | fe inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 15 | Nisâ 170. Ayet (4:170:4) | قَدْ | قد | kad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 16 | Nisâ 174. Ayet (4:174:4) | قَدْ | قد | kad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. | |||||
| 17 | Mâide 23. Ayet (5:23:14) | فَاِنَّكُمْ | فانكم | fe-innekum | muhakkak ki siz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” | |||||
| 18 | Mâide 66. Ayet (5:66:11) | لَاَكَلُوا | لاكلوا | le-ekelû | muhakkak ki yerlerdi | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! | |||||
| 19 | Mâide 72. Ayet (5:72:24) | فَقَدْ | فقد | fe-kad | muhakkak ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 20 | En'am 54. Ayet (6:54:25) | فَاَنَّهُ | فانه | fe-ennehu | muhakkak ki O | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 21 | En'am 119. Ayet (6:119:26) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 22 | A'raf 56. Ayet (7:56:10) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. | |||||
| 23 | A'raf 89. Ayet (7:89:40) | وَاَنْتَ | وانت | ve ente | muhakkak ki sen | اَنْتَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 24 | A'raf 123. Ayet (7:123:9) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!” | |||||
| 25 | A'raf 153. Ayet (7:153:0) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 26 | Enfal 13. Ayet (8:13:0) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. | |||||
| 27 | Enfal 39. Ayet (8:39:0) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. | |||||
| 28 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 29 | Hûd 61. Ayet (11:61:25) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.[276] Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. | |||||
| 30 | Hûd 66. Ayet (11:66:14) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 31 | Tâhâ 94. Ayet (20:94:8) | اِنّ۪ي | اني | innî | muhakkak ki ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi. | |||||
| 32 | Şu'arâ 67. Ayet (26:67:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. | |||||
| 33 | Şu'arâ 103. Ayet (26:103:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. | |||||
| 34 | Şu'arâ 121. Ayet (26:121:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 35 | Şu'arâ 139. Ayet (26:139:3) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onlar Hûd’u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helâk ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 36 | Şu'arâ 158. Ayet (26:158:3) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 37 | Şu'arâ 174. Ayet (26:174:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 38 | Şu'arâ 190. Ayet (26:190:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. | |||||
| 39 | Şu'arâ 192. Ayet (26:192:1) | وَاِنَّهُ | وانه | innehu | muhakkak ki o (Kur'an) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. | |||||
| 40 | Kasas 37. Ayet (28:37:15) | اِنَّهُ | انه | innehu | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. | |||||
| 41 | Kasas 50. Ayet (28:50:18) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez. | |||||
| 42 | Ankebut 69. Ayet (29:69:6) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. | |||||
| 43 | Secde 22. Ayet (32:22:10) | اِنَّا | انا | innâ | muhakkak ki biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. | |||||
| 44 | Ahzab 2. Ayet (33:2:7) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 45 | Kaf 37. Ayet (50:37:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. | |||||
| 46 | Mücadele 19. Ayet (58:19:11) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 47 | Mücadele 22. Ayet (58:22:47) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 48 | Münafikun 1. Ayet (63:1:6) | اِنَّكَ | انك | inneke | muhakkak ki senin | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder. | |||||
| 49 | Teğabun 14. Ayet (64:14:16) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 50 | Nebe' 17. Ayet (78:17:1) | اِنَّ | ان | inne | muhakkak ki | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir. | |||||