| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 44. Ayet (3:44:5) | نُوح۪يهِ | نوحيه | nûhîhi | vahyettiğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. | |||||
| 2 | Nisâ 163. Ayet (4:163:7) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'a | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135] | |||||
| 3 | En'am 56. Ayet (6:56:3) | نُه۪يتُ | نهيت | nuhîtu | men'olundum | ن ه ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.” | |||||
| 4 | A'raf 69. Ayet (7:69:18) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” | |||||
| 5 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 6 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | نُوحٍۢ | نوح | nûhin | Nuh'un | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 7 | Hûd 36. Ayet (11:36:3) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'a | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.” | |||||
| 8 | Hûd 49. Ayet (11:49:5) | نُوح۪يهَٓا | نوحيها | nûhîhâ | vahyettiğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. | |||||
| 9 | Hûd 89. Ayet (11:89:12) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” | |||||
| 10 | Yusuf 102. Ayet (12:102:5) | نُوح۪يهِ | نوحيه | nûhîhi | vahyettiğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. | |||||
| 11 | Yusuf 109. Ayet (12:109:7) | نُوح۪ٓي | نوحي | nûhî | vahyettiğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 12 | İbrahim 9. Ayet (14:9:8) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 13 | Nahl 43. Ayet (16:43:7) | نُوح۪ٓي | نوحي | nûhî | vahyettiğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] | |||||
| 14 | Meryem 58. Ayet (19:58:14) | نُوحٍۘ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. | |||||
| 15 | Enbiyâ 7. Ayet (21:7:6) | نُوح۪ٓي | نوحي | nûhî | vahyedilen | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. | |||||
| 16 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:8) | نُوح۪ٓي | نوحي | nûhî | diye vahyetmediğimiz | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 17 | Hacc 42. Ayet (22:42:7) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. | |||||
| 18 | Furkan 37. Ayet (25:37:2) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. | |||||
| 19 | Şu'arâ 105. Ayet (26:105:3) | نُوحٍۨ | نوح | nûhin(i) | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. | |||||
| 20 | Ahzab 7. Ayet (33:7:8) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'dan | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. | |||||
| 21 | Sâffât 79. Ayet (37:79:3) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'a | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun! | |||||
| 22 | Sâd 12. Ayet (38:12:4) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13. Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi[462] Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı. | |||||
| 23 | Mü'min 5. Ayet (40:5:4) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 24 | Mü'min 31. Ayet (40:31:4) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nûh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 30,31. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nûh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.” | |||||
| 25 | Mü'min 66. Ayet (40:66:3) | نُه۪يتُ | نهيت | nuhîtu | men'olundum | ن ه ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.” | |||||
| 26 | Kaf 12. Ayet (50:12:4) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın[502] kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. | |||||
| 27 | Zâriyât 46. Ayet (51:46:2) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlardan önce de Nûh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. | |||||
| 28 | Necm 52. Ayet (53:52:2) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. | |||||
| 29 | Kamer 9. Ayet (54:9:4) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'un | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. | |||||
| 30 | Tahrim 10. Ayet (66:10:7) | نُوحٍ | نوح | nûhin | Nuh'un | نُوحٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||