"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
4950 - 5000 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
4950 A'raf 178. Ayet (7:178:0) هُمُ هم humu onlardır هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.
4951 A'raf 179. Ayet (7:179:0) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4952 A'raf 179. Ayet (7:179:0) كَث۪يرًا كثيرا keśîran birçok ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4953 A'raf 179. Ayet (7:179:0) بِهَاۘ بها bihâ onlarla بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4954 A'raf 179. Ayet (7:179:0) اَعْيُنٌ اعين a’yunun gözleri ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4955 A'raf 179. Ayet (7:179:0) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûne fakat görmezler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4956 A'raf 179. Ayet (7:179:0) بِهَاۘ بها bihâ onlarla بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4957 A'raf 179. Ayet (7:179:0) بِهَاۜ بها bihâ onlarla بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4958 A'raf 179. Ayet (7:179:0) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4959 A'raf 179. Ayet (7:179:0) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4960 A'raf 179. Ayet (7:179:0) هُمُ هم humu onlardır هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
4961 A'raf 180. Ayet (7:180:0) فَادْعُوهُ فادعوه fe-d’ûhu o halde O'na du'a edin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4962 A'raf 180. Ayet (7:180:0) بِهَاۖ بها bihâ onlarla بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4963 A'raf 180. Ayet (7:180:0) اَسْمَٓائِه۪ۜ اسمائه esmâih(i) O'nun isimleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4964 A'raf 180. Ayet (7:180:0) سَيُجْزَوْنَ سيجزون seyuczevne onlar cezasını çekeceklerdir ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4965 A'raf 180. Ayet (7:180:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4966 A'raf 180. Ayet (7:180:0) يَعْمَلُونَ يعملون ya’melûn(e) yapıyor(lar) ع م ل
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
4967 A'raf 181. Ayet (7:181:0) يَهْدُونَ يهدون yehdûne doğruya götüren ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
4968 A'raf 181. Ayet (7:181:0) وَبِه۪ وبه ve bihi ve onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
4969 A'raf 183. Ayet (7:183:0) وَاُمْل۪ي واملي ve umlî ve mühlet veriyorum م ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.[236]
4970 A'raf 183. Ayet (7:183:0) لَهُمْۜ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.[236]
4971 A'raf 184. Ayet (7:184:0) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
4972 A'raf 184. Ayet (7:184:0) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
4973 A'raf 185. Ayet (7:185:0) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
4974 A'raf 185. Ayet (7:185:0) يَكُونَ يكون yekûne olabileceğine ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
4975 A'raf 185. Ayet (7:185:0) حَد۪يثٍ حديث hadîśin söze ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
4976 A'raf 185. Ayet (7:185:0) بَعْدَهُ بعده ba’dehu bundan sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
4977 A'raf 186. Ayet (7:186:0) فَلَا فلا felâ artık olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
4978 A'raf 186. Ayet (7:186:0) هَادِيَ هادي hâdiye yol gösteren ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
4979 A'raf 186. Ayet (7:186:0) لَهُۜ له leh(u) onun için لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
4980 A'raf 186. Ayet (7:186:0) وَيَذَرُهُمْ ويذرهم ve yeżeruhum ve bırakır onları و ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
4981 A'raf 186. Ayet (7:186:0) يَعْمَهُونَ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
4982 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4983 A'raf 187. Ayet (7:187:0) عِلْمُهَا علمها ‘ilmuhâ onun bilgisi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4984 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يُجَلّ۪يهَا يجليها yucellîhâ Onu açığa çıkaramaz ج ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4985 A'raf 187. Ayet (7:187:0) هُوَۜ هو hu(ve) O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4986 A'raf 187. Ayet (7:187:0) ثَقُلَتْ ثقلت śekulet O ağır gelmiştir ث ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4987 A'raf 187. Ayet (7:187:0) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklere de س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4988 A'raf 187. Ayet (7:187:0) تَأْت۪يكُمْ تأتيكم te/tîkum O size gelmez أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4989 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4990 A'raf 187. Ayet (7:187:0) حَفِيٌّ حفي hafiyyun biliyormuşsun ح ف و
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4991 A'raf 187. Ayet (7:187:0) عَنْهَاۜ عنها ‘anhâ onu عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4992 A'raf 187. Ayet (7:187:0) عِلْمُهَا علمها ‘ilmuhâ onun bilgisi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4993 A'raf 187. Ayet (7:187:0) اَكْثَرَ اكثر ekśera çoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
4994 A'raf 188. Ayet (7:188:0) لَاسْتَكْثَرْتُ لاستكثرت lestekśertu elbette çok elde ederdim ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
4995 A'raf 188. Ayet (7:188:0) مَسَّنِيَ مسني messeniye bana dokunmamıştır م س س
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
4996 A'raf 188. Ayet (7:188:0) السُّٓوءُ السوء ssû/(u) kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
4997 A'raf 189. Ayet (7:189:0) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
4998 A'raf 189. Ayet (7:189:0) مِنْهَا منها minhâ ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
4999 A'raf 189. Ayet (7:189:0) لِيَسْكُنَ ليسكن li-yeskune (gönlü) sukün bulsun diye س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]