| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 5100 | Enfal 12. Ayet (8:12:0) | الْاَعْنَاقِ | الاعناق | l-a’nâki | boyunların(ın) | ع ن ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. | |||||
| 5101 | Enfal 12. Ayet (8:12:0) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onların | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. | |||||
| 5102 | Enfal 13. Ayet (8:13:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | böyle (olacak) | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. | |||||
| 5103 | Enfal 13. Ayet (8:13:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. | |||||
| 5104 | Enfal 13. Ayet (8:13:0) | شَد۪يدُ | شديد | şedîdu | çetin olur | ش د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. | |||||
| 5105 | Enfal 14. Ayet (8:14:0) | فَذُوقُوهُ | فذوقوه | fe-żûkûhu | şimdi tadın onu | ذ و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır. | |||||
| 5106 | Enfal 15. Ayet (8:15:0) | زَحْفًا | زحفا | zahfen | toplu halde | ز ح ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). | |||||
| 5107 | Enfal 15. Ayet (8:15:0) | تُوَلُّوهُمُ | تولوهم | tuvellûhumu | onlara döndürmeyin | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). | |||||
| 5108 | Enfal 16. Ayet (8:16:0) | يُوَلِّهِمْ | يولهم | yuvellihim | döner(kaçar)sa | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 5109 | Enfal 16. Ayet (8:16:0) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevme-iżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 5110 | Enfal 16. Ayet (8:16:0) | وَمَأْوٰيهُ | ومأويه | ve me/vâhu | ve onun yeri | أ و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 5111 | Enfal 16. Ayet (8:16:0) | وَبِئْسَ | وبئس | ve bi/se | ve o ne kötü | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 5112 | Enfal 17. Ayet (8:17:0) | تَقْتُلُوهُمْ | تقتلوهم | taktulûhum | onları siz öldürmediniz | ق ت ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5113 | Enfal 17. Ayet (8:17:0) | قَتَلَهُمْۖ | قتلهم | katelehum | onları öldürdü | ق ت ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5114 | Enfal 17. Ayet (8:17:0) | اِنَّ | ان | inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5115 | Enfal 18. Ayet (8:18:0) | ذٰلِكُمْ | ذلكم | żâlikum | işte size böyle yaptı | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir. | |||||
| 5116 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | تَسْتَفْتِحُوا | تستفتحوا | testeftihû | fetih istiyorsanız | ف ت ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 5117 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | تَعُودُوا | تعودوا | te’ûdû | dönerseniz | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 5118 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | نَعُدْۚ | نعد | ne’ud | biz de döneriz | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 5119 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | فِئَتُكُمْ | فئتكم | fi-etukum | topluluğunuz | ف أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 5120 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | كَثُرَتْۙ | كثرت | keśurat | çok da olsa | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 5121 | Enfal 20. Ayet (8:20:0) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönmeyin | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. | |||||
| 5122 | Enfal 20. Ayet (8:20:0) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | ondan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. | |||||
| 5123 | Enfal 21. Ayet (8:21:0) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşitmedikleri hâlde, “işittik” diyenler gibi de olmayın. | |||||
| 5124 | Enfal 21. Ayet (8:21:0) | وَهُمْ | وهم | ve hum | ve onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşitmedikleri hâlde, “işittik” diyenler gibi de olmayın. | |||||
| 5125 | Enfal 22. Ayet (8:22:0) | شَرَّ | شر | şerra | en kötüsü | ش ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. | |||||
| 5126 | Enfal 22. Ayet (8:22:0) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. | |||||
| 5127 | Enfal 23. Ayet (8:23:0) | ف۪يهِمْ | فيهم | fîhim | onlarda vardır | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. | |||||
| 5128 | Enfal 23. Ayet (8:23:0) | لَاَسْمَعَهُمْۜ | لاسمعهم | le-esme’ahum | elbette onlara işittirirdi | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. | |||||
| 5129 | Enfal 23. Ayet (8:23:0) | اَسْمَعَهُمْ | اسمعهم | esme’ahum | onlara işittirseydi de | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. | |||||
| 5130 | Enfal 23. Ayet (8:23:0) | لَتَوَلَّوْا | لتولوا | letevellev | yine dönerlerdi | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. | |||||
| 5131 | Enfal 23. Ayet (8:23:0) | وَهُمْ | وهم | ve hum | onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. | |||||
| 5132 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | اسْتَج۪يبُوا | استجيبوا | -stecîbû | çağrısına koşun | ج و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 5133 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | وَقَلْبِه۪ | وقلبه | ve kalbihi | onun kalbi | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 5134 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | O'nun huzuruna | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 5135 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | تُحْشَرُونَ | تحشرون | tuhşerûn(e) | toplanacaksınız | ح ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 5136 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | مُسْتَضْعَفُونَ | مستضعفون | mustad’afûne | hırpalanıyordunuz | ض ع ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 5137 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | تَخَافُونَ | تخافون | teḣâfûne | korkuyordunuz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 5138 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | يَتَخَطَّفَكُمُ | يتخطفكم | yeteḣattafekumu | sizi kapıp götürmesinden | خ ط ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 5139 | Enfal 28. Ayet (8:28:0) | وَاَوْلَادُكُمْ | واولادكم | ve evlâdukum | ve çocuklarınız | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 5140 | Enfal 28. Ayet (8:28:0) | عِنْدَهُٓ | عنده | ‘indehu | o'nun yanındadır | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 5141 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | تَتَّقُوا | تتقوا | tettekû | korkarsanız | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5142 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | يَجْعَلْ | يجعل | yec’al | O verir | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5143 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | فُرْقَانًا | فرقانا | furkânen | iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış | ف ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5144 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | وَيُكَفِّرْ | ويكفر | ve yukeffir | ve örter | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5145 | Enfal 29. Ayet (8:29:0) | سَيِّـَٔاتِكُمْ | سيـاتكم | seyyi-âtikum | kötülüklerinizi | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5146 | Enfal 30. Ayet (8:30:0) | يَمْكُرُ | يمكر | yemkuru | tuzak kuruyorlardı | م ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248] | |||||
| 5147 | Enfal 30. Ayet (8:30:0) | يَقْتُلُوكَ | يقتلوك | yaktulûke | öldürmeleri için | ق ت ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248] | |||||
| 5148 | Enfal 30. Ayet (8:30:0) | وَيَمْكُرُونَ | ويمكرون | ve yemkurûne | onlar tuzak kurarlarken | م ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248] | |||||
| 5149 | Enfal 30. Ayet (8:30:0) | وَيَمْكُرُ | ويمكر | ve yemkuru | tuzak kuruyordu | م ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248] | |||||