| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 5600 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | اَتَتْهُمْ | اتتهم | etethum | onlara getirmişti | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 5601 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | لِيَظْلِمَهُمْ | ليظلمهم | li-yazlimehum | onlara zulmediyor | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 5602 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | كَانُٓوا | كانوا | kânû | onlar | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 5603 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 5604 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5605 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | سَيَرْحَمُهُمُ | سيرحمهم | seyerhamuhumu | onlara rahmet edecektir | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5606 | Tevbe 72. Ayet (9:72:0) | وَرِضْوَانٌ | ورضوان | ve ridvânun | ve razı olması | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5607 | Tevbe 73. Ayet (9:73:0) | عَلَيْهِمْۜ | عليهم | ‘aleyhim | onlara | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! | |||||
| 5608 | Tevbe 73. Ayet (9:73:0) | وَمَأْوٰيهُمْ | ومأويهم | ve me/vâhum | ve onların varacakları yer | أ و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! | |||||
| 5609 | Tevbe 73. Ayet (9:73:0) | وَبِئْسَ | وبئس | ve bi/se | ne kötü | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! | |||||
| 5610 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5611 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | قَالُواۜ | قالوا | kâlû | söylemediklerine | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5612 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | قَالُوا | قالوا | kâlû | söylediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5613 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | كَلِمَةَ | كلمة | kelimete | (o) sözü | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5614 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5615 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | اِسْلَامِهِمْ | اسلامهم | islâmihim | İslam olduktan | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5616 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | نَقَمُٓوا | نقموا | nekamû | ve öc almağa kalktılar | ن ق م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5617 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | يَكُ | يك | yeku | olur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5618 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | وَاِنْ | وان | ve in | yok eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5619 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | يَتَوَلَّوْا | يتولوا | yetevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5620 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | يُعَذِّبْهُمُ | يعذبهم | yu’ażżibhumu | onlara azabedecektir | ع ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5621 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | وَمَا | وما | ve mâ | yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5622 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | لَهُمْ | لهم | lehum | onların | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 5623 | Tevbe 75. Ayet (9:75:0) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. | |||||
| 5624 | Tevbe 75. Ayet (9:75:0) | وَلَنَكُونَنَّ | ولنكونن | ve lenekûnenne | ve olacağız | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. | |||||
| 5625 | Tevbe 76. Ayet (9:76:0) | اٰتٰيهُمْ | اتيهم | âtâhum | onlara verdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. | |||||
| 5626 | Tevbe 76. Ayet (9:76:0) | بِه۪ | به | bihi | O'na | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. | |||||
| 5627 | Tevbe 76. Ayet (9:76:0) | وَتَوَلَّوْا | وتولوا | ve tevellev | ve döndüler | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. | |||||
| 5628 | Tevbe 76. Ayet (9:76:0) | وَهُمْ | وهم | ve hum | onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. | |||||
| 5629 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | فَاَعْقَبَهُمْ | فاعقبهم | fe-a’kabehum | sokmuştur | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5630 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5631 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | بِمَٓا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5632 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | اَخْلَفُوا | اخلفوا | aḣlefû | döndüklerinden | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5633 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | وَعَدُوهُ | وعدوه | ve’adûhu | verdikleri sözden | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5634 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | وَبِمَا | وبما | ve bimâ | ve dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5635 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | كَانُوا | كانوا | kânû | olduklarından | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5636 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | يَكْذِبُونَ | يكذبون | yekżibûn(e) | yalan söylüyor(lar) | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 5637 | Tevbe 78. Ayet (9:78:0) | سِرَّهُمْ | سرهم | sirrahum | onların sırlarını | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? | |||||
| 5638 | Tevbe 78. Ayet (9:78:0) | وَنَجْوٰيهُمْ | ونجويهم | ve necvâhum | ve gizli konuşmalarını | ن ج و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? | |||||
| 5639 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | الْمُطَّوِّع۪ينَ | المطوعين | l-muttavvi’îne | gönülden verenleri | ط و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 5640 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | مِنْهُمْۜ | منهم | minhum | onlarla | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 5641 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | مِنْهُمْۘ | منهم | minhum | onlarla | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 5642 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | وَلَهُمْ | ولهم | ve lehum | ve onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 5643 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5644 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | لَهُمْۜ | لهم | lehum | onlar için | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5645 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5646 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | لَهُمْۜ | لهم | lehum | onları | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5647 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5648 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 5649 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | يَهْدِي | يهدي | yehdî | yola iletmez | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||