| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 5700 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönen | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 5701 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | وَاَعْيُنُهُمْ | واعينهم | ve a’yunuhum | ve gözlerinden | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 5702 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | اَلَّا | الا | ellâ | dolayı | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 5703 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | السَّب۪يلُ | السبيل | ssebîlu | (kınanmasına) yol vardır | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5704 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | وَهُمْ | وهم | ve hum | onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5705 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | اَغْنِيَٓاءُۚ | اغنياء | aġniyâ/(u) | zengin oldukları halde | غ ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5706 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | رَضُوا | رضوا | radû | onlar razı oldular | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5707 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | يَكُونُوا | يكونوا | yekûnû | olmağa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5708 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5709 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | فَهُمْ | فهم | fehum | artık onlar | فَهُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 5710 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | يَعْتَذِرُونَ | يعتذرون | ya’teżirûne | özür dilerler | ع ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5711 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | رَجَعْتُمْ | رجعتم | raca’tum | geri dönüp geldiğiniz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5712 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | اِلَيْهِمْۜ | اليهم | ileyhim | onların yanına | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5713 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | تَعْتَذِرُوا | تعتذروا | ta’teżirû | özür dilemeyin | ع ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5714 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | وَسَيَرَى | وسيرى | ve seyera | ve görecektir | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5715 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5716 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | تُرَدُّونَ | تردون | turaddûne | döndürüleceksiniz | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5717 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | الْغَيْبِ | الغيب | l-ġaybi | görülmeyeni | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5718 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | وَالشَّهَادَةِ | والشهادة | ve-şşehâdeti | ve görüleni | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5719 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | فَيُنَبِّئُكُمْ | فينبئكم | fe-yunebbi-ukum | O size haber verecek | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5720 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | اِلَيْهِمْ | اليهم | ileyhim | onların | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 5721 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | عَنْهُمْۜ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 5722 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 5723 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | جَزَٓاءً | جزاء | cezâen | cezası olarak | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 5724 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5725 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | لِتَرْضَوْا | لترضوا | li-terdav | razı olmanız için | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5726 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | تَرْضَوْا | ترضوا | terdav | siz razı olsanız bile | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5727 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5728 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | يَرْضٰى | يرضى | yerdâ | razı olmaz | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5729 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | الْقَوْمِ | القوم | l-kavmi | topluluk- | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5730 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | الْفَاسِق۪ينَ | الفاسقين | l-fâsikîn(e) | yoldan çıkan | ف س ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 5731 | Tevbe 98. Ayet (9:98:0) | وَيَتَرَبَّصُ | ويتربص | ve yeterabbasu | ve gözetler | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5732 | Tevbe 98. Ayet (9:98:0) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5733 | Tevbe 98. Ayet (9:98:0) | السَّوْءِۜ | السوء | ssev/(i) | kötü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5734 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | اِنَّهَا | انها | innehâ | gerçekten o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 5735 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | سَيُدْخِلُهُمُ | سيدخلهم | seyudḣiluhumu | onları sokacaktır | د خ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 5736 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | وَالسَّابِقُونَ | والسابقون | ve-ssâbikûne | öne geçenlerden | س ب ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5737 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | الْاَوَّلُونَ | الاولون | l-evvelûne | ilk olanlar | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5738 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | اتَّبَعُوهُمْ | اتبعوهم | ttebe’ûhum | ona tabi olan(lar) | ت ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5739 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | رَضِيَ | رضي | radiya | razı olmuştur | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5740 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5741 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | onlar da razı olmuşlardır | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5742 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | O'ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5743 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlara | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 5744 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | تَعْلَمُهُمْۜ | تعلمهم | ta’lemuhum | sen onları bilmezsin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 5745 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | نَعْلَمُهُمْۜ | نعلمهم | na’lemuhum | onları biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 5746 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | سَنُعَذِّبُهُمْ | سنعذبهم | senu’ażżibuhum | onlara azabedeceğiz | ع ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 5747 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra da | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 5748 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | يُرَدُّونَ | يردون | yuraddûne | onlar itileceklerdir | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 5749 | Tevbe 102. Ayet (9:102:0) | سَيِّئًاۜ | سيئا | seyyi-en | kötüsüyle | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||