| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 550 | Bakara 131. Ayet (2:131:5) | اَسْلِمْۙ | اسلم | eslim | İslam ol (teslim ol) | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. | |||||
| 551 | Bakara 131. Ayet (2:131:7) | اَسْلَمْتُ | اسلمت | eslemtu | teslim oldum | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. | |||||
| 552 | Bakara 132. Ayet (2:132:4) | بَن۪يهِ | بنيه | benîhi | kendi oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 553 | Bakara 132. Ayet (2:132:7) | بَنِيَّ | بني | beniyye | oğullarım | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 554 | Bakara 132. Ayet (2:132:14) | تَمُوتُنَّ | تموتن | temûtunne | öyleyse ölmeyin | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 555 | Bakara 132. Ayet (2:132:17) | مُسْلِمُونَۜ | مسلمون | muslimûn(e) | müslümanlar olmaktan | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 556 | Bakara 133. Ayet (2:133:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 557 | Bakara 133. Ayet (2:133:7) | الْمَوْتُۙ | الموت | l-mevtu | ölüm hali | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 558 | Bakara 133. Ayet (2:133:8) | اِذْ | اذ | iż | o zaman | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 559 | Bakara 133. Ayet (2:133:10) | لِبَن۪يهِ | لبنيه | li-benîhi | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 560 | Bakara 133. Ayet (2:133:14) | بَعْد۪يۜ | بعدي | ba’dî | benden sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 561 | Bakara 133. Ayet (2:133:26) | لَهُ | له | lehu | O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 562 | Bakara 133. Ayet (2:133:27) | مُسْلِمُونَ | مسلمون | muslimûn(e) | teslim olanlarız | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 563 | Bakara 134. Ayet (2:134:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | onlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 564 | Bakara 134. Ayet (2:134:7) | كَسَبَتْ | كسبت | kesebet | onların kazandıkları | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 565 | Bakara 134. Ayet (2:134:12) | تُسْـَٔلُونَ | تسـلون | tus-elûne | siz sorulmazsınız | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 566 | Bakara 134. Ayet (2:134:14) | كَانُوا | كانوا | kânu | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 567 | Bakara 134. Ayet (2:134:15) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 568 | Bakara 135. Ayet (2:135:2) | كُونُوا | كونوا | kûnû | olun ki | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 569 | Bakara 135. Ayet (2:135:6) | تَهْتَدُواۜ | تهتدوا | tehtedû | doğru yolu bulasınız | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 570 | Bakara 135. Ayet (2:135:13) | كَانَ | كان | kâne | O değildi | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 571 | Bakara 135. Ayet (2:135:15) | الْمُشْرِك۪ينَ | المشركين | l-muşrikîn(e) | ortak koşanlardan | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 572 | Bakara 136. Ayet (2:136:14) | وَالْاَسْبَاطِ | والاسباط | vel-esbâti | ve torunlarına | س ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 573 | Bakara 136. Ayet (2:136:28) | مِنْهُمْۘ | منهم | minhum | onların | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 574 | Bakara 136. Ayet (2:136:30) | لَهُ | له | lehu | O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 575 | Bakara 136. Ayet (2:136:31) | مُسْلِمُونَ | مسلمون | muslimûn(e) | teslim olanlarız | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 576 | Bakara 137. Ayet (2:137:6) | بِه۪ | به | bihi | ona | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 577 | Bakara 137. Ayet (2:137:8) | اهْتَدَوْاۚ | اهتدوا | -htedev | doğru yolu bulmuş olurlar | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 578 | Bakara 137. Ayet (2:137:10) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 579 | Bakara 137. Ayet (2:137:12) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 580 | Bakara 137. Ayet (2:137:15) | فَسَيَكْف۪يكَهُمُ | فسيكفيكهم | fe-seyekfîkehumu | onlara karşı sana yeter | ك ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 581 | Bakara 137. Ayet (2:137:17) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 582 | Bakara 138. Ayet (2:138:1) | صِبْغَةَ | صبغة | sibġata | boyası (ile boyan) | ص ب غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).[35] | |||||
| 583 | Bakara 138. Ayet (2:138:7) | صِبْغَةًۘ | صبغة | sibġa(ten) | boyası | ص ب غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).[35] | |||||
| 584 | Bakara 138. Ayet (2:138:9) | لَهُ | له | lehu | O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).[35] | |||||
| 585 | Bakara 139. Ayet (2:139:1) | قُلْ | قل | kul | söyle (onlara) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 586 | Bakara 139. Ayet (2:139:2) | اَتُحَٓاجُّونَنَا | اتحاجوننا | etuhâccûnenâ | bizimle tartışıyor musunuz? | ح ج ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 587 | Bakara 139. Ayet (2:139:5) | وَهُوَ | وهو | ve huve | O iken | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 588 | Bakara 139. Ayet (2:139:13) | لَهُ | له | lehu | O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 589 | Bakara 139. Ayet (2:139:14) | مُخْلِصُونَۙ | مخلصون | muḣlisûn(e) | gönülden bağlananlarız | خ ل ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 590 | Bakara 140. Ayet (2:140:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 591 | Bakara 140. Ayet (2:140:2) | تَقُولُونَ | تقولون | tekûlûne | söylüyor(mu)sunuz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 592 | Bakara 140. Ayet (2:140:8) | وَالْاَسْبَاطَ | والاسباط | vel-esbâta | ve torunlarının | س ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 593 | Bakara 140. Ayet (2:140:9) | كَانُوا | كانوا | kânû | olduklarını | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 594 | Bakara 140. Ayet (2:140:16) | اَمِ | ام | emi | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 595 | Bakara 141. Ayet (2:141:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | İşte onlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 596 | Bakara 141. Ayet (2:141:5) | لَهَا | لها | lehâ | onlarındır | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 597 | Bakara 141. Ayet (2:141:12) | تُسْـَٔلُونَ | تسـلون | tus-elûne | sorulmazsınız | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 598 | Bakara 141. Ayet (2:141:14) | كَانُوا | كانوا | kânû | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 599 | Bakara 141. Ayet (2:141:15) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||