| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 6250 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | تَكُونَنَّ | تكونن | tekûnenne | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 6251 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | yoksa olursun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 6252 | Yunus 96. Ayet (10:96:0) | حَقَّتْ | حقت | hakkat | kesinleşmiş olan(lar) | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. | |||||
| 6253 | Yunus 96. Ayet (10:96:0) | كَلِمَتُ | كلمت | kelimetu | sözü | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. | |||||
| 6254 | Yunus 97. Ayet (10:97:0) | يَرَوُا | يروا | yeravû | görünceye | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. | |||||
| 6255 | Yunus 98. Ayet (10:98:0) | وَمَتَّعْنَاهُمْ | ومتعناهم | ve metta’nâhum | ve onları yararlandırdık | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. | |||||
| 6256 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | جَم۪يعًاۜ | جميعا | cemî’â(an) | topluca | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 6257 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | تُكْرِهُ | تكره | tukrihu | zorlayacaksın | ك ر ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 6258 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | يَكُونُوا | يكونوا | yekûnû | oluncaya | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 6259 | Yunus 100. Ayet (10:100:0) | وَيَجْعَلُ | ويجعل | ve yec’alu | O gönderir | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. | |||||
| 6260 | Yunus 101. Ayet (10:101:0) | مَاذَا | ماذا | mâżâ | neler olduğuna | مَاذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. | |||||
| 6261 | Yunus 101. Ayet (10:101:0) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerde | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. | |||||
| 6262 | Yunus 101. Ayet (10:101:0) | قَوْمٍ | قوم | kavmin | bir topluluğa | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. | |||||
| 6263 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | يَنْتَظِرُونَ | ينتظرون | yentezirûne | bekliyorlar | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 6264 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | خَلَوْا | خلوا | ḣalev | geçmiş olanların | خ ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 6265 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | قَبْلِهِمْۜ | قبلهم | kablihim | kendilerinden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 6266 | Yunus 103. Ayet (10:103:0) | ثُمَّ | ثم | śumme | Sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız. | |||||
| 6267 | Yunus 103. Ayet (10:103:0) | كَذٰلِكَۚ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız. | |||||
| 6268 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | اَعْبُدُ | اعبد | a’budu | ben tapmıyorum | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 6269 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | يَتَوَفّٰيكُمْۚ | يتوفيكم | yeteveffâkum | sizin canınızı alacak olan | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 6270 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | وَاُمِرْتُ | وامرت | ve umirtu | ve ben emrolundum | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 6271 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | اَكُونَ | اكون | ekûne | olmakla | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 6272 | Yunus 105. Ayet (10:105:0) | حَن۪يفًاۚ | حنيفا | hanîfen | hanif olan | ح ن ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6273 | Yunus 105. Ayet (10:105:0) | تَكُونَنَّ | تكونن | tekûnenne | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6274 | Yunus 105. Ayet (10:105:0) | الْمُشْرِك۪ينَ | المشركين | l-muşrikîn(e) | ortak koşanlar- | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6275 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | يَنْفَعُكَ | ينفعك | yenfe’uke | sana yararı dokunmayan | ن ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6276 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | يَضُرُّكَۚ | يضرك | yadurruk(e) | sana zararı dokunmayan | ض ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6277 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | فَعَلْتَ | فعلت | fe’alte | böyle yaparsan | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6278 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6279 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerden olursun | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 6280 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | فَلَا | فلا | felâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6281 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | لَهُٓ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6282 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | هُوَۚ | هو | hu(ve) | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6283 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | فَلَا | فلا | felâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6284 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | لِفَضْلِه۪ۜ | لفضله | li-fadlih(i) | O'nun lütfunu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6285 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 6286 | Yunus 109. Ayet (10:109:0) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 6287 | Hûd 1. Ayet (11:1:5) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” | |||||
| 6288 | Hûd 2. Ayet (11:2:1) | اَلَّا | الا | ellâ | öyle ki | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” | |||||
| 6289 | Hûd 2. Ayet (11:2:7) | مِنْهُ | منه | minhu | O'nun tarafından | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” | |||||
| 6290 | Hûd 3. Ayet (11:3:4) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 6291 | Hûd 3. Ayet (11:3:6) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | O'na | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 6292 | Hûd 3. Ayet (11:3:21) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 6293 | Hûd 4. Ayet (11:4:3) | مَرْجِعُكُمْۚ | مرجعكم | merci’ukum | dönüşünüz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 6294 | Hûd 4. Ayet (11:4:4) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 6295 | Hûd 5. Ayet (11:5:2) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 6296 | Hûd 5. Ayet (11:5:4) | صُدُورَهُمْ | صدورهم | sudûrahum | göğüslerini | ص د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 6297 | Hûd 5. Ayet (11:5:6) | مِنْهُۜ | منه | minh(u) | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 6298 | Hûd 5. Ayet (11:5:16) | اِنَّهُ | انه | innehu | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 6299 | Hûd 5. Ayet (11:5:18) | بِذَاتِ | بذات | biżâti | olanı | ذُو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||