"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
6250 - 6300 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
6250 Yunus 95. Ayet (10:95:0) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
6251 Yunus 95. Ayet (10:95:0) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne yoksa olursun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
6252 Yunus 96. Ayet (10:96:0) حَقَّتْ حقت hakkat kesinleşmiş olan(lar) ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
6253 Yunus 96. Ayet (10:96:0) كَلِمَتُ كلمت kelimetu sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
6254 Yunus 97. Ayet (10:97:0) يَرَوُا يروا yeravû görünceye ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
6255 Yunus 98. Ayet (10:98:0) وَمَتَّعْنَاهُمْ ومتعناهم ve metta’nâhum ve onları yararlandırdık م ت ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.
6256 Yunus 99. Ayet (10:99:0) جَم۪يعًاۜ جميعا cemî’â(an) topluca ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
6257 Yunus 99. Ayet (10:99:0) تُكْرِهُ تكره tukrihu zorlayacaksın ك ر ه
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
6258 Yunus 99. Ayet (10:99:0) يَكُونُوا يكونوا yekûnû oluncaya ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
6259 Yunus 100. Ayet (10:100:0) وَيَجْعَلُ ويجعل ve yec’alu O gönderir ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.
6260 Yunus 101. Ayet (10:101:0) مَاذَا ماذا mâżâ neler olduğuna مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.
6261 Yunus 101. Ayet (10:101:0) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerde س م و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.
6262 Yunus 101. Ayet (10:101:0) قَوْمٍ قوم kavmin bir topluluğa ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.
6263 Yunus 102. Ayet (10:102:0) يَنْتَظِرُونَ ينتظرون yentezirûne bekliyorlar ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
6264 Yunus 102. Ayet (10:102:0) خَلَوْا خلوا ḣalev geçmiş olanların خ ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
6265 Yunus 102. Ayet (10:102:0) قَبْلِهِمْۜ قبلهم kablihim kendilerinden önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
6266 Yunus 103. Ayet (10:103:0) ثُمَّ ثم śumme Sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
6267 Yunus 103. Ayet (10:103:0) كَذٰلِكَۚ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
6268 Yunus 104. Ayet (10:104:0) اَعْبُدُ اعبد a’budu ben tapmıyorum ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”
6269 Yunus 104. Ayet (10:104:0) يَتَوَفّٰيكُمْۚ يتوفيكم yeteveffâkum sizin canınızı alacak olan و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”
6270 Yunus 104. Ayet (10:104:0) وَاُمِرْتُ وامرت ve umirtu ve ben emrolundum أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”
6271 Yunus 104. Ayet (10:104:0) اَكُونَ اكون ekûne olmakla ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”
6272 Yunus 105. Ayet (10:105:0) حَن۪يفًاۚ حنيفا hanîfen hanif olan ح ن ف
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6273 Yunus 105. Ayet (10:105:0) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6274 Yunus 105. Ayet (10:105:0) الْمُشْرِك۪ينَ المشركين l-muşrikîn(e) ortak koşanlar- ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6275 Yunus 106. Ayet (10:106:0) يَنْفَعُكَ ينفعك yenfe’uke sana yararı dokunmayan ن ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6276 Yunus 106. Ayet (10:106:0) يَضُرُّكَۚ يضرك yadurruk(e) sana zararı dokunmayan ض ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6277 Yunus 106. Ayet (10:106:0) فَعَلْتَ فعلت fe’alte böyle yaparsan ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6278 Yunus 106. Ayet (10:106:0) اِذًا اذا iżen o zaman إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6279 Yunus 106. Ayet (10:106:0) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimlerden olursun ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
6280 Yunus 107. Ayet (10:107:0) فَلَا فلا felâ yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6281 Yunus 107. Ayet (10:107:0) لَهُٓ له lehu onu لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6282 Yunus 107. Ayet (10:107:0) هُوَۚ هو hu(ve) O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6283 Yunus 107. Ayet (10:107:0) فَلَا فلا felâ yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6284 Yunus 107. Ayet (10:107:0) لِفَضْلِه۪ۜ لفضله li-fadlih(i) O'nun lütfunu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6285 Yunus 107. Ayet (10:107:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6286 Yunus 109. Ayet (10:109:0) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
6287 Hûd 1. Ayet (11:1:5) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
6288 Hûd 2. Ayet (11:2:1) اَلَّا الا ellâ öyle ki  أَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
6289 Hûd 2. Ayet (11:2:7) مِنْهُ منه minhu O'nun tarafından مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
6290 Hûd 3. Ayet (11:3:4) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
6291 Hûd 3. Ayet (11:3:6) اِلَيْهِ اليه ileyhi O'na إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
6292 Hûd 3. Ayet (11:3:21) اَخَافُ اخاف eḣâfu korkarım خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
6293 Hûd 4. Ayet (11:4:3) مَرْجِعُكُمْۚ مرجعكم merci’ukum dönüşünüz ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
6294 Hûd 4. Ayet (11:4:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
6295 Hûd 5. Ayet (11:5:2) اِنَّهُمْ انهم innehum onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
6296 Hûd 5. Ayet (11:5:4) صُدُورَهُمْ صدورهم sudûrahum göğüslerini ص د ر
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
6297 Hûd 5. Ayet (11:5:6) مِنْهُۜ منه minh(u) ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
6298 Hûd 5. Ayet (11:5:16) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
6299 Hûd 5. Ayet (11:5:18) بِذَاتِ بذات biżâti olanı ذُو
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.