| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 6900 | Yusuf 46. Ayet (12:46:21) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | onlar da | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. | |||||
| 6901 | Yusuf 47. Ayet (12:47:8) | فَذَرُوهُ | فذروه | fe-żerûhu | bırakın onu | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.” | |||||
| 6902 | Yusuf 48. Ayet (12:48:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 6903 | Yusuf 48. Ayet (12:48:5) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | onun | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 6904 | Yusuf 48. Ayet (12:48:7) | شِدَادٌ | شداد | şidâdun | zorlu (yıl) | ش د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 6905 | Yusuf 48. Ayet (12:48:10) | قَدَّمْتُمْ | قدمتم | kaddemtum | önceden (biriktirdiklerinizi) | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 6906 | Yusuf 48. Ayet (12:48:11) | لَهُنَّ | لهن | lehunne | onlardan | لَهُنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 6907 | Yusuf 49. Ayet (12:49:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.” | |||||
| 6908 | Yusuf 49. Ayet (12:49:7) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | o (yılda) | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.” | |||||
| 6909 | Yusuf 49. Ayet (12:49:8) | يُغَاثُ | يغاث | yuġâśu | bol yağmur verilir | غ ي ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.” | |||||
| 6910 | Yusuf 49. Ayet (12:49:10) | وَف۪يهِ | وفيه | ve fîhi | ve o (yıl) | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.” | |||||
| 6911 | Yusuf 50. Ayet (12:50:4) | بِه۪ۚ | به | bih(i) | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 6912 | Yusuf 50. Ayet (12:50:9) | ارْجِعْ | ارجع | -rci’ | dön | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 6913 | Yusuf 50. Ayet (12:50:12) | فَسْـَٔلْهُ | فسـله | fes-elhu | ve ona sor | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 6914 | Yusuf 50. Ayet (12:50:21) | بِكَيْدِهِنَّ | بكيدهن | bi-keydihinne | onların tuzaklarını | ك ي د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 6915 | Yusuf 50. Ayet (12:50:22) | عَل۪يمٌ | عليم | ‘alîm(un) | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 6916 | Yusuf 51. Ayet (12:51:13) | عَلِمْنَا | علمنا | ‘alimnâ | biz bilmiyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6917 | Yusuf 51. Ayet (12:51:14) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | onun | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6918 | Yusuf 51. Ayet (12:51:16) | سُٓوءٍۜ | سوء | sû/(in) | kötülüğünü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6919 | Yusuf 51. Ayet (12:51:26) | نَفْسِه۪ | نفسه | nefsihi | onun nefsinden | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6920 | Yusuf 51. Ayet (12:51:27) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6921 | Yusuf 51. Ayet (12:51:29) | الصَّادِق۪ينَ | الصادقين | ssâdikîn(e) | doğrulardandır | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 6922 | Yusuf 52. Ayet (12:52:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu (sözlerim) | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yûsuf), “Benim böyle yapmam, Aziz’in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. | |||||
| 6923 | Yusuf 53. Ayet (12:53:7) | بِالسُّٓوءِ | بالسوء | bi-ssû-i | kötülüğü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi. | |||||
| 6924 | Yusuf 54. Ayet (12:54:4) | بِه۪ٓ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” | |||||
| 6925 | Yusuf 54. Ayet (12:54:5) | اَسْتَخْلِصْهُ | استخلصه | estaḣlishu | onu özel (dost) yapayım | خ ل ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” | |||||
| 6926 | Yusuf 54. Ayet (12:54:8) | كَلَّمَهُ | كلمه | kellemehu | onunla konuşunca | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” | |||||
| 6927 | Yusuf 55. Ayet (12:55:7) | حَف۪يظٌ | حفيظ | hafîzun | iyi korur | ح ف ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. | |||||
| 6928 | Yusuf 56. Ayet (12:56:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 6929 | Yusuf 56. Ayet (12:56:5) | الْاَرْضِۚ | الارض | l-ardi | o ülke'de | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 6930 | Yusuf 56. Ayet (12:56:6) | يَتَبَوَّاُ | يتبوا | yetebevveu | konaklardı | ب و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 6931 | Yusuf 56. Ayet (12:56:7) | مِنْهَا | منها | minhâ | orada | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 6932 | Yusuf 57. Ayet (12:57:1) | وَلَاَجْرُ | ولاجر | ve le-ecru | elbette ödülü | أ ج ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 6933 | Yusuf 57. Ayet (12:57:7) | يَتَّقُونَ۟ | يتقون | yettekûn(e) | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 6934 | Yusuf 58. Ayet (12:58:5) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | onun yanına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 6935 | Yusuf 58. Ayet (12:58:6) | فَعَرَفَهُمْ | فعرفهم | fe-’arafehum | o onları tanıdı | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 6936 | Yusuf 58. Ayet (12:58:7) | وَهُمْ | وهم | ve hum | fakat onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 6937 | Yusuf 58. Ayet (12:58:8) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 6938 | Yusuf 58. Ayet (12:58:9) | مُنْكِرُونَ | منكرون | munkirûn(e) | tanımıyorlardı | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 6939 | Yusuf 59. Ayet (12:59:3) | بِجَهَازِهِمْ | بجهازهم | bi-cehâzihim | onların yüklerini | ج ه ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6940 | Yusuf 59. Ayet (12:59:8) | مِنْ | من | min | -dan (olan) | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6941 | Yusuf 59. Ayet (12:59:11) | تَرَوْنَ | ترون | teravne | görmüyor musunuz? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6942 | Yusuf 59. Ayet (12:59:13) | اُو۫فِي | اوفي | ûfî | tam yapıyorum | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6943 | Yusuf 59. Ayet (12:59:14) | الْكَيْلَ | الكيل | l-keyle | ölçüyü | ك ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6944 | Yusuf 59. Ayet (12:59:17) | الْمُنْزِل۪ينَ | المنزلين | l-munzilîn(e) | konukseverlerin | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 6945 | Yusuf 60. Ayet (12:60:4) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” | |||||
| 6946 | Yusuf 60. Ayet (12:60:5) | فَلَا | فلا | felâ | artık yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” | |||||
| 6947 | Yusuf 60. Ayet (12:60:6) | كَيْلَ | كيل | keyle | ölçecek bir şey | ك ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” | |||||
| 6948 | Yusuf 61. Ayet (12:61:3) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | onu | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız.” | |||||
| 6949 | Yusuf 62. Ayet (12:62:3) | اجْعَلُوا | اجعلوا | c’alû | koyun! | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.” | |||||