"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
8650 - 8700 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
8650 Kehf 56. Ayet (18:56:4) اِلَّا الا illâ (olması) dışında إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
8651 Kehf 56. Ayet (18:56:7) وَيُجَادِلُ ويجادل ve yucâdilu ve mücadele ediyorlar ج د ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
8652 Kehf 56. Ayet (18:56:12) بِهِ به bihi onunla بِهِ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
8653 Kehf 56. Ayet (18:56:18) هُزُوًا هزوا huzuvâ(n) alay konusu ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
8654 Kehf 57. Ayet (18:57:1) وَمَنْ ومن ve men kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8655 Kehf 57. Ayet (18:57:8) عَنْهَا عنها ‘anhâ onlardan عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8656 Kehf 57. Ayet (18:57:11) قَدَّمَتْ قدمت kaddemet öne sürdüğü ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8657 Kehf 57. Ayet (18:57:14) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ koyduk ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8658 Kehf 57. Ayet (18:57:16) قُلُوبِهِمْ قلوبهم kulûbihim onların kalbleri ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8659 Kehf 57. Ayet (18:57:17) اَكِنَّةً اكنة ekinneten engel olan örtüler ك ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8660 Kehf 57. Ayet (18:57:19) يَفْقَهُوهُ يفقهوه yefkahûhu onu anlamalarına ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8661 Kehf 57. Ayet (18:57:24) تَدْعُهُمْ تدعهم ted’uhum onları çağırsan da د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8662 Kehf 57. Ayet (18:57:26) الْهُدٰى الهدى l-hudâ doğru yola ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8663 Kehf 57. Ayet (18:57:28) يَهْتَدُٓوا يهتدوا yehtedû doğru yola gelmezler ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8664 Kehf 57. Ayet (18:57:29) اِذًا اذا iżen o halde إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
8665 Kehf 58. Ayet (18:58:2) الْغَفُورُ الغفور l-ġafûru çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
8666 Kehf 58. Ayet (18:58:6) يُؤَاخِذُهُمْ يؤاخذهم yuâḣiżuhum onları hemen cezalandırsaydı أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
8667 Kehf 58. Ayet (18:58:10) لَهُمُ لهم lehumu onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
8668 Kehf 58. Ayet (18:58:13) لَهُمْ لهم lehum onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
8669 Kehf 58. Ayet (18:58:18) دُونِه۪ دونه dûnihi ondan başka د و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
8670 Kehf 59. Ayet (18:59:7) لِمَهْلِكِهِمْ لمهلكهم li-mehlikihim onları helak etmek için ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
8671 Kehf 61. Ayet (18:61:8) سَب۪يلَهُ سبيله sebîlehu yolunu س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
8672 Kehf 62. Ayet (18:62:2) جَاوَزَا جاوزا câvezâ orayı geçip gittiklerinde ج و ز
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
8673 Kehf 62. Ayet (18:62:7) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
8674 Kehf 62. Ayet (18:62:10) سَفَرِنَا سفرنا seferinâ yolculuğumuzdan س ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
8675 Kehf 62. Ayet (18:62:12) نَصَبًا نصبا nasabâ(n) yorgunluk ن ص ب
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
8676 Kehf 63. Ayet (18:63:2) اَرَاَيْتَ ارايت eraeyte gördün mü? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi.
8677 Kehf 63. Ayet (18:63:15) اَذْكُرَهُۚ اذكره eżkurah(u) onu söylememi ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi.
8678 Kehf 63. Ayet (18:63:17) سَب۪يلَهُ سبيله sebîlehu yolunu س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi.
8679 Kehf 64. Ayet (18:64:6) فَارْتَدَّا فارتدا ferteddâ geriye döndüler ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
8680 Kehf 65. Ayet (18:65:5) اٰتَيْنَاهُ اتيناه âteynâhu biz ona vermiştik أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330]
8681 Kehf 65. Ayet (18:65:9) وَعَلَّمْنَاهُ وعلمناه ve ’allemnâhu ve ona öğretmiştik ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330]
8682 Kehf 66. Ayet (18:66:2) لَهُ له lehu ona لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
8683 Kehf 66. Ayet (18:66:5) اَتَّبِعُكَ اتبعك ettebi’uke sana tabi olabilir miyim? ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
8684 Kehf 66. Ayet (18:66:8) تُعَلِّمَنِ تعلمن tu’allimeni bana da öğretmen için ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
8685 Kehf 66. Ayet (18:66:10) عُلِّمْتَ علمت ‘ullimte sana öğretilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
8686 Kehf 68. Ayet (18:68:7) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
8687 Kehf 70. Ayet (18:70:3) اتَّبَعْتَن۪ي اتبعتني tteba’tenî bana tabi olursan ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
8688 Kehf 70. Ayet (18:70:5) تَسْـَٔلْن۪ي تسـلني tes-elnî bana soru sorma س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
8689 Kehf 70. Ayet (18:70:11) مِنْهُ منه minhu onu مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
8690 Kehf 71. Ayet (18:71:1) فَانْطَلَقَا۠ فانطلقا fe-ntalekâ sonra yürüdüler ط ل ق
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
8691 Kehf 71. Ayet (18:71:7) خَرَقَهَاۜ خرقها ḣarakahâ onu deliverdi خ ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
8692 Kehf 71. Ayet (18:71:9) اَخَرَقْتَهَا اخرقتها eḣaraktehâ mi onu deldin? خ ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
8693 Kehf 71. Ayet (18:71:10) لِتُغْرِقَ لتغرق li-tuġrika boğmak için غ ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
8694 Kehf 71. Ayet (18:71:15) اِمْرًا امرا imrâ(n) çok tehlikeli أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
8695 Kehf 73. Ayet (18:73:4) بِمَا بما bimâ şeyden ötürü مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.[331]
8696 Kehf 73. Ayet (18:73:8) مِنْ من min dolayı مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.[331]
8697 Kehf 74. Ayet (18:74:5) غُلَامًا غلاما ġulâmen bir çocuğa غ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
8698 Kehf 74. Ayet (18:74:6) فَقَتَلَهُۙ فقتله fe-katelehu hemen onu öldürdü ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
8699 Kehf 74. Ayet (18:74:11) بِغَيْرِ بغير bi-ġayri karşılığı olmadan غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.