"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
9350 - 9400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
9350 Tâhâ 130. Ayet (20:130:6) بِحَمْدِ بحمد bi-hamdi överek ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
9351 Tâhâ 130. Ayet (20:130:8) قَبْلَ قبل kable önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
9352 Tâhâ 130. Ayet (20:130:9) طُلُوعِ طلوع tulû’i doğmasından ط ل ع
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
9353 Tâhâ 130. Ayet (20:130:11) وَقَبْلَ وقبل ve kable ve önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
9354 Tâhâ 130. Ayet (20:130:20) تَرْضٰى ترضى terdâ hoşnut olursun ر ض و
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
9355 Tâhâ 131. Ayet (20:131:3) عَيْنَيْكَ عينيك ‘ayneyke gözlerini ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
9356 Tâhâ 131. Ayet (20:131:4) اِلٰى الى ilâ doğru إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
9357 Tâhâ 131. Ayet (20:131:7) بِه۪ٓ به bihi onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
9358 Tâhâ 131. Ayet (20:131:9) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
9359 Tâhâ 131. Ayet (20:131:14) ف۪يهِۜ فيه fîh(i) o konuda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
9360 Tâhâ 132. Ayet (20:132:5) عَلَيْهَاۜ عليها ‘aleyhâ ona (namaz kılmaya) عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır.
9361 Tâhâ 132. Ayet (20:132:7) نَسْـَٔلُكَ نسـلك nes-eluke biz senden istemiyoruz س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır.
9362 Tâhâ 132. Ayet (20:132:10) نَرْزُقُكَۜ نرزقك nerzukuk(e) seni besliyoruz ر ز ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır.
9363 Tâhâ 133. Ayet (20:133:8) تَأْتِهِمْ تأتهم te/tihim onlara gelmedi mi? أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
9364 Tâhâ 133. Ayet (20:133:13) الْاُولٰى الاولى l-ûlâ önceki أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
9365 Tâhâ 134. Ayet (20:134:3) اَهْلَكْنَاهُمْ اهلكناهم ehleknâhum onları helak etseydik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9366 Tâhâ 134. Ayet (20:134:6) قَبْلِه۪ قبله kablihi ondan önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9367 Tâhâ 134. Ayet (20:134:10) اَرْسَلْتَ ارسلت erselte gönderseydin ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9368 Tâhâ 134. Ayet (20:134:16) قَبْلِ قبل kabli önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9369 Tâhâ 134. Ayet (20:134:18) نَذِلَّ نذل neżille rezil olmadan ذ ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9370 Tâhâ 134. Ayet (20:134:19) وَنَخْزٰى ونخزى ve naḣzâ ve alçak (olmadan) خ ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
9371 Tâhâ 135. Ayet (20:135:3) مُتَرَبِّصٌ متربص muterabbisun gözetlemektedir ر ب ص
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
9372 Tâhâ 135. Ayet (20:135:4) فَتَرَبَّصُواۚ فتربصوا fe-terabbesû gözetleyin ر ب ص
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
9373 Tâhâ 135. Ayet (20:135:8) الصِّرَاطِ الصراط ssirâti yolun ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
9374 Tâhâ 135. Ayet (20:135:11) اهْتَدٰى اهتدى -htedâ doğru yolda olan ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
9375 Enbiyâ 1. Ayet (21:1:4) وَهُمْ وهم ve hum fakat onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.
9376 Enbiyâ 2. Ayet (21:2:10) وَهُمْ وهم ve hum onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?”
9377 Enbiyâ 3. Ayet (21:3:4) النَّجْوٰىۗ النجوى -nnecvâ aralarındaki konuşmayı ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?”
9378 Enbiyâ 3. Ayet (21:3:15) تُبْصِرُونَ تبصرون tubsirûn(e) görüyorken ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?”
9379 Enbiyâ 4. Ayet (21:4:4) الْقَوْلَ القول l-kavle konuşulanı ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
9380 Enbiyâ 4. Ayet (21:4:6) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i gökte س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
9381 Enbiyâ 4. Ayet (21:4:8) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
9382 Enbiyâ 5. Ayet (21:5:6) افْتَرٰيهُ افتريه -fterâhu onu uydurmuş ف ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.
9383 Enbiyâ 5. Ayet (21:5:8) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.
9384 Enbiyâ 5. Ayet (21:5:13) اُرْسِلَ ارسل ursile gönderildikleri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.
9385 Enbiyâ 5. Ayet (21:5:14) الْاَوَّلُونَ الاولون l-evvelûn(e) öncekilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.
9386 Enbiyâ 6. Ayet (21:6:3) قَبْلَهُمْ قبلهم kablehum bunlardan önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?
9387 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ biz göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
9388 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:3) قَبْلَكَ قبلك kableke senden önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
9389 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:8) فَسْـَٔلُٓوا فسـلوا fes-elû sorun س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
9390 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:14) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bilmiyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
9391 Enbiyâ 8. Ayet (21:8:2) جَعَلْنَاهُمْ جعلناهم ce’alnâhum biz onları yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
9392 Enbiyâ 8. Ayet (21:8:9) خَالِد۪ينَ خالدين ḣâlidîn(e) ölümsüz خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
9393 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:1) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.
9394 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:3) الْوَعْدَ الوعد l-va’de verdiğimiz sözü و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.
9395 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:4) فَاَنْجَيْنَاهُمْ فانجيناهم fe-enceynâhum onları kurtardık ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.
9396 Enbiyâ 10. Ayet (21:10:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
9397 Enbiyâ 10. Ayet (21:10:8) تَعْقِلُونَ۟ تعقلون ta’kilûn(e) aklınızı kullanmıyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
9398 Enbiyâ 11. Ayet (21:11:5) كَانَتْ كانت kânet olan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.
9399 Enbiyâ 11. Ayet (21:11:8) بَعْدَهَا بعدها ba’dehâ onlardan sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.