| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 9400 | Enbiyâ 11. Ayet (21:11:9) | قَوْمًا | قوما | kavmen | bir topluluk | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. | |||||
| 9401 | Enbiyâ 12. Ayet (21:12:5) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. | |||||
| 9402 | Enbiyâ 12. Ayet (21:12:6) | مِنْهَا | منها | minhâ | oradan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. | |||||
| 9403 | Enbiyâ 12. Ayet (21:12:7) | يَرْكُضُونَۜ | يركضون | yerkudûn(e) | kaçıyorlardı | ر ك ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. | |||||
| 9404 | Enbiyâ 13. Ayet (21:13:2) | تَرْكُضُوا | تركضوا | terkudû | (boşuna) kaçmayın | ر ك ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. | |||||
| 9405 | Enbiyâ 13. Ayet (21:13:3) | وَارْجِعُٓوا | وارجعوا | verci’û | ve dönün | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. | |||||
| 9406 | Enbiyâ 13. Ayet (21:13:10) | تُسْـَٔلُونَ | تسـلون | tus-elûn(e) | sorguya çekileceksiniz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. | |||||
| 9407 | Enbiyâ 14. Ayet (21:14:5) | كُنَّا | كنا | kunnâ | olduk | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. | |||||
| 9408 | Enbiyâ 15. Ayet (21:15:6) | جَعَلْنَاهُمْ | جعلناهم | ce’alnâhum | biz onları yapıncaya | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. | |||||
| 9409 | Enbiyâ 15. Ayet (21:15:8) | خَامِد۪ينَ | خامدين | ḣâmidîn(e) | sönmüş ateş (gibi) | خ م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. | |||||
| 9410 | Enbiyâ 16. Ayet (21:16:3) | السَّمَٓاءَ | السماء | -ssemâe | göğü | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. | |||||
| 9411 | Enbiyâ 17. Ayet (21:17:10) | كُنَّا | كنا | kunnâ | olsaydık | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. | |||||
| 9412 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:6) | فَيَدْمَغُهُ | فيدمغه | feyedmeġuhu | onun beynini parçalar | د م غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 9413 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:8) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 9414 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:9) | زَاهِقٌۜ | زاهق | zâhik(un) | yok olur | ز ه ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 9415 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:11) | الْوَيْلُ | الويل | l-veylu | yazıklar olsun | وَيْلٌ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 9416 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:12) | مِمَّا | مما | mimmâ | ötürü | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 9417 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:1) | وَلَهُ | وله | ve lehu | ve O'nundur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9418 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:3) | فِي | في | fî | olan | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9419 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:4) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerde | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9420 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:7) | عِنْدَهُ | عنده | ‘indehu | O'nun yanındaki | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9421 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:11) | عِبَادَتِه۪ | عبادته | ‘ibâdetihi | O'na kulluk etmekten | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9422 | Enbiyâ 19. Ayet (21:19:13) | يَسْتَحْسِرُونَۚ | يستحسرون | yestahsirûn(e) | yorulmazlar | ح س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. | |||||
| 9423 | Enbiyâ 21. Ayet (21:21:1) | اَمِ | ام | emi | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilâhlar mı edindiler? | |||||
| 9424 | Enbiyâ 21. Ayet (21:21:6) | هُمْ | هم | hum | onları | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilâhlar mı edindiler? | |||||
| 9425 | Enbiyâ 22. Ayet (21:22:2) | كَانَ | كان | kâne | olsaydı | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir. | |||||
| 9426 | Enbiyâ 22. Ayet (21:22:7) | لَفَسَدَتَاۚ | لفسدتا | lefesedetâ | ikisi de bozulup gitmişti | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir. | |||||
| 9427 | Enbiyâ 23. Ayet (21:23:2) | يُسْـَٔلُ | يسـل | yus-elu | O sorulmaz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. | |||||
| 9428 | Enbiyâ 23. Ayet (21:23:5) | وَهُمْ | وهم | ve hum | ama onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. | |||||
| 9429 | Enbiyâ 23. Ayet (21:23:6) | يُسْـَٔلُونَ | يسـلون | yus-elûn(e) | sorulurlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. | |||||
| 9430 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:1) | اَمِ | ام | emi | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9431 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:4) | دُونِه۪ٓ | دونه | dûnihi | O'ndan başka | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9432 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:10) | ذِكْرُ | ذكر | żikru | öğütü | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9433 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:11) | مَنْ | من | men | olanların | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9434 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:13) | وَذِكْرُ | وذكر | ve żikru | ve öğütü | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9435 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:15) | قَبْل۪يۜ | قبلي | kablî | benden öncekilerin | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9436 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:17) | اَكْثَرُهُمْ | اكثرهم | ekśeruhum | çokları | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9437 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:21) | فَهُمْ | فهم | fehum | bundan dolayı onlar | فَهُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 9438 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 9439 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:4) | قَبْلِكَ | قبلك | kablike | senden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 9440 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:9) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | ona | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 9441 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:11) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 9442 | Enbiyâ 26. Ayet (21:26:4) | وَلَدًا | ولدا | veledâ(en) | çocuk | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. | |||||
| 9443 | Enbiyâ 26. Ayet (21:26:5) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. | |||||
| 9444 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:2) | يَسْبِقُونَهُ | يسبقونه | yesbikûnehu | O'ndan önce söylemezler | س ب ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 9445 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:3) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | bir söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 9446 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:4) | وَهُمْ | وهم | ve hum | ve onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 9447 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:5) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | O'nun buyruğunu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 9448 | Enbiyâ 28. Ayet (21:28:2) | مَا | ما | mâ | olanı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler. | |||||
| 9449 | Enbiyâ 28. Ayet (21:28:3) | بَيْنَ | بين | beyne | arasında (önlerinde) | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler. | |||||