"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
9500 - 9550 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
9500 Enbiyâ 42. Ayet (21:42:9) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.
9501 Enbiyâ 42. Ayet (21:42:13) مُعْرِضُونَ معرضون mu’ridûn(e) yüz çeviriyorlar ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.
9502 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
9503 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:4) تَمْنَعُهُمْ تمنعهم temne’uhum onları koruyacak م ن ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
9504 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:8) يَسْتَط۪يعُونَ يستطيعون yestatî’ûne onların gücü yetmez ط و ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
9505 Enbiyâ 43. Ayet (21:43:12) هُمْ هم hum onlara هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
9506 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:3) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâ-i onları هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
9507 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:8) الْعُمُرُۜ العمر l-’umur(u) ömür ع م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
9508 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:10) يَرَوْنَ يرون yeravne görmüyorlar mı? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
9509 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:13) الْاَرْضَ الارض l-arda yerlerini (topraklarını) أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
9510 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:17) اَفَهُمُ افهم efehumu onlar mı? اَفَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
9511 Enbiyâ 45. Ayet (21:45:3) اُنْذِرُكُمْ انذركم unżirukum sizi uyarıyorum ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
9512 Enbiyâ 46. Ayet (21:46:2) مَسَّتْهُمْ مستهم messethum onlara dokunsa م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.
9513 Enbiyâ 46. Ayet (21:46:11) كُنَّا كنا kunnâ olmuşuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.
9514 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:11) كَانَ كان kâne olsa ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
9515 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:17) بِهَاۜ بها bihâ onu بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
9516 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:19) بِنَا بنا binâ olarak بِنَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
9517 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:20) حَاسِب۪ينَ حاسبين hâsibîn(e) hesab gören ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
9518 Enbiyâ 48. Ayet (21:48:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı[364] (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
9519 Enbiyâ 48. Ayet (21:48:7) وَذِكْرًا وذكرا ve żikran ve bir öğüt ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı[364] (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
9520 Enbiyâ 49. Ayet (21:49:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
9521 Enbiyâ 49. Ayet (21:49:2) يَخْشَوْنَ يخشون yaḣşevne korkarlar خ ش ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
9522 Enbiyâ 49. Ayet (21:49:4) بِالْغَيْبِ بالغيب bil-ġaybi görmeden غ ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
9523 Enbiyâ 49. Ayet (21:49:5) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
9524 Enbiyâ 50. Ayet (21:50:2) ذِكْرٌ ذكر żikrun bir öğüttür ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
9525 Enbiyâ 50. Ayet (21:50:4) اَنْزَلْنَاهُۜ انزلناه enzelnâh(u) ona indirdiğimiz ن ز ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
9526 Enbiyâ 50. Ayet (21:50:5) اَفَاَنْتُمْ افانتم efe-entum şimdi siz ediyor musunuz? اَنْتُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
9527 Enbiyâ 50. Ayet (21:50:6) لَهُ له lehu onu لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
9528 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
9529 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:4) رُشْدَهُ رشده ruşdehu doğru yolu bulma yeteneğini ر ش د
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
9530 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:6) قَبْلُ قبل kablu daha önceden ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
9531 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:8) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
9532 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:9) عَالِم۪ينَۚ عالمين ‘âlimîn(e) biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
9533 Enbiyâ 53. Ayet (21:53:4) لَهَا لها lehâ onlara لَهَا
Diyanet İşleri (Yeni) "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.
9534 Enbiyâ 53. Ayet (21:53:5) عَابِد۪ينَ عابدين ‘âbidîn(e) tapıyorlar ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.
9535 Enbiyâ 54. Ayet (21:54:2) لَقَدْ لقد lekad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
9536 Enbiyâ 55. Ayet (21:55:4) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.
9537 Enbiyâ 55. Ayet (21:55:7) اللَّاعِب۪ينَ اللاعبين l-lâ’ibîn(e) şaka mı yapıyorsun? ل ع ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.
9538 Enbiyâ 56. Ayet (21:56:5) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
9539 Enbiyâ 56. Ayet (21:56:7) الَّذ۪ي الذي lleżî o ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
9540 Enbiyâ 56. Ayet (21:56:8) فَطَرَهُنَّۘ فطرهن fetarahunne onları yaratmıştır ف ط ر
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
9541 Enbiyâ 57. Ayet (21:57:1) وَتَاللّٰهِ وتالله ve ta(A)llâhi Allah'a and olsun ki اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
9542 Enbiyâ 57. Ayet (21:57:4) بَعْدَ بعد ba’de sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
9543 Enbiyâ 57. Ayet (21:57:7) مُدْبِر۪ينَ مدبرين mudbirîn(e) arkanızı dönüp د ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
9544 Enbiyâ 58. Ayet (21:58:1) فَجَعَلَهُمْ فجعلهم fece’alehum nihayet onları etti ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365]
9545 Enbiyâ 58. Ayet (21:58:5) لَهُمْ لهم lehum onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365]
9546 Enbiyâ 58. Ayet (21:58:7) اِلَيْهِ اليه ileyhi ona إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365]
9547 Enbiyâ 59. Ayet (21:59:6) اِنَّهُ انه innehu muhakkak o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler.
9548 Enbiyâ 60. Ayet (21:60:4) يَذْكُرُهُمْ يذكرهم yeżkuruhum onları diline dolayan ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.
9549 Enbiyâ 60. Ayet (21:60:5) يُقَالُ يقال yukâlu deniliyormuş ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.