"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
10000 - 10050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
10000 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:3) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i gök- س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
10001 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:5) بِقَدَرٍ بقدر bi-kaderin belli ölçüde ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
10002 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:6) فَاَسْكَنَّاهُ فاسكناه fe-eskennâhu ve onu durdurduk س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
10003 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:12) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
10004 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:1) فَاَنْشَأْنَا فانشأنا fe-enşe/nâ sonra yetiştirdik ن ش أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
10005 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:3) بِه۪ به bihi onunla (suyla) بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
10006 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:11) كَث۪يرَةٌ كثيرة keśîratun birçok ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
10007 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:12) وَمِنْهَا ومنها ve minhâ ve onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
10008 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:13) تَأْكُلُونَۙ تأكلون te/kulûn(e) yiyorsunuz أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
10009 Mü'minûn 20. Ayet (23:20:7) بِالدُّهْنِ بالدهن bi-dduhni yağlı olarak د ه ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.
10010 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:6) نُسْق۪يكُمْ نسقيكم nuskîkum size içiriyoruz س ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
10011 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:11) ف۪يهَا فيها fîhâ onlarda vardır فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
10012 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:13) كَث۪يرَةٌ كثيرة keśîratun daha birçok ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
10013 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:14) وَمِنْهَا ومنها ve minhâ ve onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
10014 Mü'minûn 22. Ayet (23:22:1) وَعَلَيْهَا وعليها ve ’aleyhâ ve onların üzerinde عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
10015 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
10016 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ biz gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
10017 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:11) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
10018 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:15) غَيْرُهُۜ غيره ġayruh(u) O'ndan başka غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
10019 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:17) تَتَّقُونَ تتقون tettekûn(e) korunmaz mısınız? و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
10020 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:1) فَقَالَ فقال fe-kâle (şöyle) dedi ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
10021 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:12) يُر۪يدُ يريد yurîdu istiyor ر و د
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
10022 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:21) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
10023 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:23) بِهٰذَا بهذا bi-hâżâ böyle bir şey هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
10024 Mü'minûn 25. Ayet (23:25:2) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”
10025 Mü'minûn 25. Ayet (23:25:7) فَتَرَبَّصُوا فتربصوا fe-terabbesû hele gözetleyin ر ب ص
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”
10026 Mü'minûn 25. Ayet (23:25:8) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”
10027 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:2) اِلَيْهِ اليه ileyhi ona إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10028 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:6) بِاَعْيُنِنَا باعيننا bi-a’yuninâ gözlerimizin önünde ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10029 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:13) فَاسْلُكْ فاسلك fesluk sok (bindir) س ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10030 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:14) ف۪يهَا فيها fîhâ ona فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10031 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:24) الْقَوْلُ القول l-kavlu söz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10032 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:25) مِنْهُمْۚ منهم minhum onlar içinde مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10033 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:31) اِنَّهُمْ انهم innehum onlar mutlaka إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10034 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:32) مُغْرَقُونَ مغرقون muġrakûn(e) boğulacaklardır غ ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
10035 Mü'minûn 28. Ayet (23:28:9) الْحَمْدُ الحمد l-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.
10036 Mü'minûn 29. Ayet (23:29:8) الْمُنْزِل۪ينَ المنزلين l-munzilîn(e) konuklayanların ن ز ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın.”
10037 Mü'minûn 30. Ayet (23:30:7) لَمُبْتَل۪ينَ لمبتلين le-mubtelîn(e) (onları) sınıyorduk ب ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
10038 Mü'minûn 31. Ayet (23:31:1) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.
10039 Mü'minûn 31. Ayet (23:31:4) بَعْدِهِمْ بعدهم ba’dihim onların ardı- ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.
10040 Mü'minûn 32. Ayet (23:32:1) فَاَرْسَلْنَا فارسلنا fe-erselnâ ve gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
10041 Mü'minûn 32. Ayet (23:32:4) مِنْهُمْ منهم minhum onlara مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
10042 Mü'minûn 32. Ayet (23:32:8) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
10043 Mü'minûn 32. Ayet (23:32:12) غَيْرُهُۜ غيره ġayruh(u) O'ndan başka غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
10044 Mü'minûn 32. Ayet (23:32:14) تَتَّقُونَ۟ تتقون tettekûn(e) korunmaz mısınız? و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
10045 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:19) يَأْكُلُ يأكل ye/kulu yiyor أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
10046 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:22) مِنْهُ منه minhu ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
10047 Mü'minûn 33. Ayet (23:33:23) وَيَشْرَبُ ويشرب ve yeşrabu ve içiyor ش ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”
10048 Mü'minûn 34. Ayet (23:34:6) اِذًا اذا iżen o takdirde إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.”
10049 Mü'minûn 35. Ayet (23:35:1) اَيَعِدُكُمْ ايعدكم e-ya’idukum O size va'dediyor mu? و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?”