| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 10000 | Mü'minûn 18. Ayet (23:18:3) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâ-i | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. | |||||
| 10001 | Mü'minûn 18. Ayet (23:18:5) | بِقَدَرٍ | بقدر | bi-kaderin | belli ölçüde | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. | |||||
| 10002 | Mü'minûn 18. Ayet (23:18:6) | فَاَسْكَنَّاهُ | فاسكناه | fe-eskennâhu | ve onu durdurduk | س ك ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. | |||||
| 10003 | Mü'minûn 18. Ayet (23:18:12) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. | |||||
| 10004 | Mü'minûn 19. Ayet (23:19:1) | فَاَنْشَأْنَا | فانشأنا | fe-enşe/nâ | sonra yetiştirdik | ن ش أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. | |||||
| 10005 | Mü'minûn 19. Ayet (23:19:3) | بِه۪ | به | bihi | onunla (suyla) | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. | |||||
| 10006 | Mü'minûn 19. Ayet (23:19:11) | كَث۪يرَةٌ | كثيرة | keśîratun | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. | |||||
| 10007 | Mü'minûn 19. Ayet (23:19:12) | وَمِنْهَا | ومنها | ve minhâ | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. | |||||
| 10008 | Mü'minûn 19. Ayet (23:19:13) | تَأْكُلُونَۙ | تأكلون | te/kulûn(e) | yiyorsunuz | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. | |||||
| 10009 | Mü'minûn 20. Ayet (23:20:7) | بِالدُّهْنِ | بالدهن | bi-dduhni | yağlı olarak | د ه ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir. | |||||
| 10010 | Mü'minûn 21. Ayet (23:21:6) | نُسْق۪يكُمْ | نسقيكم | nuskîkum | size içiriyoruz | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. | |||||
| 10011 | Mü'minûn 21. Ayet (23:21:11) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | onlarda vardır | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. | |||||
| 10012 | Mü'minûn 21. Ayet (23:21:13) | كَث۪يرَةٌ | كثيرة | keśîratun | daha birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. | |||||
| 10013 | Mü'minûn 21. Ayet (23:21:14) | وَمِنْهَا | ومنها | ve minhâ | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. | |||||
| 10014 | Mü'minûn 22. Ayet (23:22:1) | وَعَلَيْهَا | وعليها | ve ’aleyhâ | ve onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. | |||||
| 10015 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 10016 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 10017 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:11) | مَا | ما | mâ | yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 10018 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:15) | غَيْرُهُۜ | غيره | ġayruh(u) | O'ndan başka | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 10019 | Mü'minûn 23. Ayet (23:23:17) | تَتَّقُونَ | تتقون | tettekûn(e) | korunmaz mısınız? | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. | |||||
| 10020 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:1) | فَقَالَ | فقال | fe-kâle | (şöyle) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 10021 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:12) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 10022 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:21) | مَا | ما | mâ | yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 10023 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:23) | بِهٰذَا | بهذا | bi-hâżâ | böyle bir şey | هَٰذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 10024 | Mü'minûn 25. Ayet (23:25:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” | |||||
| 10025 | Mü'minûn 25. Ayet (23:25:7) | فَتَرَبَّصُوا | فتربصوا | fe-terabbesû | hele gözetleyin | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” | |||||
| 10026 | Mü'minûn 25. Ayet (23:25:8) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” | |||||
| 10027 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:2) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | ona | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10028 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:6) | بِاَعْيُنِنَا | باعيننا | bi-a’yuninâ | gözlerimizin önünde | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10029 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:13) | فَاسْلُكْ | فاسلك | fesluk | sok (bindir) | س ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10030 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:14) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | ona | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10031 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:24) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10032 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:25) | مِنْهُمْۚ | منهم | minhum | onlar içinde | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10033 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:31) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | onlar mutlaka | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10034 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:32) | مُغْرَقُونَ | مغرقون | muġrakûn(e) | boğulacaklardır | غ ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10035 | Mü'minûn 28. Ayet (23:28:9) | الْحَمْدُ | الحمد | l-hamdu | hamdolsun | ح م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. | |||||
| 10036 | Mü'minûn 29. Ayet (23:29:8) | الْمُنْزِل۪ينَ | المنزلين | l-munzilîn(e) | konuklayanların | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 10037 | Mü'minûn 30. Ayet (23:30:7) | لَمُبْتَل۪ينَ | لمبتلين | le-mubtelîn(e) | (onları) sınıyorduk | ب ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. | |||||
| 10038 | Mü'minûn 31. Ayet (23:31:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. | |||||
| 10039 | Mü'minûn 31. Ayet (23:31:4) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardı- | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. | |||||
| 10040 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:1) | فَاَرْسَلْنَا | فارسلنا | fe-erselnâ | ve gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 10041 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:4) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlara | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 10042 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:8) | مَا | ما | mâ | yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 10043 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:12) | غَيْرُهُۜ | غيره | ġayruh(u) | O'ndan başka | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 10044 | Mü'minûn 32. Ayet (23:32:14) | تَتَّقُونَ۟ | تتقون | tettekûn(e) | korunmaz mısınız? | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. | |||||
| 10045 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:19) | يَأْكُلُ | يأكل | ye/kulu | yiyor | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 10046 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:22) | مِنْهُ | منه | minhu | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 10047 | Mü'minûn 33. Ayet (23:33:23) | وَيَشْرَبُ | ويشرب | ve yeşrabu | ve içiyor | ش ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.” | |||||
| 10048 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:6) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 10049 | Mü'minûn 35. Ayet (23:35:1) | اَيَعِدُكُمْ | ايعدكم | e-ya’idukum | O size va'dediyor mu? | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” | |||||