| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 10150 | Mü'minûn 75. Ayet (23:75:11) | يَعْمَهُونَ | يعمهون | ya’mehûn(e) | bocalamaya | ع م ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. | |||||
| 10151 | Mü'minûn 76. Ayet (23:76:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. | |||||
| 10152 | Mü'minûn 76. Ayet (23:76:2) | اَخَذْنَاهُمْ | اخذناهم | eḣażnâhum | biz onları yakaladık | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. | |||||
| 10153 | Mü'minûn 76. Ayet (23:76:5) | اسْتَكَانُوا | استكانوا | -stekânû | boyun eğmediler | ك ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. | |||||
| 10154 | Mü'minûn 76. Ayet (23:76:8) | يَتَضَرَّعُونَ | يتضرعون | yetedarra’ûn(e) | O'na yalvarmıyorlar | ض ر ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. | |||||
| 10155 | Mü'minûn 77. Ayet (23:77:10) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. | |||||
| 10156 | Mü'minûn 77. Ayet (23:77:11) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | O'nun içinde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. | |||||
| 10157 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 10158 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:6) | وَالْاَبْصَارَ | والابصار | vel-ebsâra | ve gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 10159 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:7) | وَالْاَفْـِٔدَةَۜ | والافـدة | vel-ef-ide(te) | ve gönülleri | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 10160 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:10) | تَشْكُرُونَ | تشكرون | teşkurûn(e) | şükrediyorsunuz | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 10161 | Mü'minûn 79. Ayet (23:79:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 10162 | Mü'minûn 79. Ayet (23:79:6) | وَاِلَيْهِ | واليه | ve ileyhi | ve O'nun (huzurunda) | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 10163 | Mü'minûn 79. Ayet (23:79:7) | تُحْشَرُونَ | تحشرون | tuhşerûn(e) | toplanacaksınız | ح ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 10164 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 10165 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:4) | وَيُم۪يتُ | ويميت | ve yumîtu | ve öldüren | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 10166 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:5) | وَلَهُ | وله | ve lehu | ve O'nun(eseri)dir | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 10167 | Mü'minûn 80. Ayet (23:80:10) | تَعْقِلُونَ | تعقلون | ta’kilûn(e) | aklınızı kullanmıyor musunuz? | ع ق ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 10168 | Mü'minûn 81. Ayet (23:81:2) | قَالُوا | قالوا | kâlû | onlar da dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. | |||||
| 10169 | Mü'minûn 82. Ayet (23:82:3) | مِتْنَا | متنا | mitnâ | öldüğümüz | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” | |||||
| 10170 | Mü'minûn 82. Ayet (23:82:4) | وَكُنَّا | وكنا | ve kunnâ | ve olduğumuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” | |||||
| 10171 | Mü'minûn 82. Ayet (23:82:5) | تُرَابًا | ترابا | turâben | toprak | ت ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” | |||||
| 10172 | Mü'minûn 83. Ayet (23:83:1) | لَقَدْ | لقد | lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. | |||||
| 10173 | Mü'minûn 83. Ayet (23:83:7) | قَبْلُ | قبل | kablu | bizden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. | |||||
| 10174 | Mü'minûn 84. Ayet (23:84:8) | تَعْلَمُونَ | تعلمون | ta’lemûn(e) | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” | |||||
| 10175 | Mü'minûn 85. Ayet (23:85:5) | تَذَكَّرُونَ | تذكرون | teżekkerûn(e) | düşünmüyor musunuz? | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. | |||||
| 10176 | Mü'minûn 86. Ayet (23:86:4) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göğün | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” | |||||
| 10177 | Mü'minûn 87. Ayet (23:87:5) | تَتَّقُونَ | تتقون | tettekûn(e) | korkmuyor musunuz? | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. | |||||
| 10178 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:3) | بِيَدِه۪ | بيده | bi-yedihi | elinde olan | ي د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10179 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:4) | مَلَكُوتُ | ملكوت | melekûtu | melekutu (mülkü ve yönetimi) | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10180 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10181 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:8) | يُج۪يرُ | يجير | yucîru | koruyup kollayan | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10182 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:10) | يُجَارُ | يجار | yucâru | korunup kollanmayan | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10183 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:14) | تَعْلَمُونَ | تعلمون | ta’lemûn(e) | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 10184 | Mü'minûn 89. Ayet (23:89:5) | تُسْحَرُونَ | تسحرون | tusharûn(e) | büyüleniyorsunuz | س ح ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. | |||||
| 10185 | Mü'minûn 90. Ayet (23:90:1) | بَلْ | بل | bel | doğrusu | بَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. | |||||
| 10186 | Mü'minûn 90. Ayet (23:90:2) | اَتَيْنَاهُمْ | اتيناهم | eteynâhum | biz onlara getirdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. | |||||
| 10187 | Mü'minûn 90. Ayet (23:90:4) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | onlarsa | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. | |||||
| 10188 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:5) | وَلَدٍ | ولد | veledin | çocuk | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10189 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:7) | كَانَ | كان | kâne | yoktur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10190 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:8) | مَعَهُ | معه | me’ahu | O'nunla beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10191 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:11) | اِذًا | اذا | iżen | öyle olsaydı | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10192 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:12) | لَذَهَبَ | لذهب | leżehebe | götürürdü | ذ ه ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10193 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:18) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onlardan biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10194 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:24) | يَصِفُونَۙ | يصفون | yasifûn(e) | onların tanımlamaları- | و ص ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10195 | Mü'minûn 92. Ayet (23:92:1) | عَالِمِ | عالم | ‘âlimi | (O) bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10196 | Mü'minûn 92. Ayet (23:92:2) | الْغَيْبِ | الغيب | l-ġaybi | görünmeyeni | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10197 | Mü'minûn 92. Ayet (23:92:3) | وَالشَّهَادَةِ | والشهادة | ve-şşehâdeti | ve görüneni | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10198 | Mü'minûn 92. Ayet (23:92:6) | يُشْرِكُونَ۟ | يشركون | yuşrikûn(e) | onların ortak koştukları | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 10199 | Mü'minûn 93. Ayet (23:93:4) | تُرِيَنّ۪ي | تريني | turiyennî | mutlaka bana göstereceksen | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.” | |||||