"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
10150 - 10200 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
10150 Mü'minûn 75. Ayet (23:75:11) يَعْمَهُونَ يعمهون ya’mehûn(e) bocalamaya ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
10151 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
10152 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:2) اَخَذْنَاهُمْ اخذناهم eḣażnâhum biz onları yakaladık أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
10153 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:5) اسْتَكَانُوا استكانوا -stekânû boyun eğmediler ك ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
10154 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:8) يَتَضَرَّعُونَ يتضرعون yetedarra’ûn(e) O'na yalvarmıyorlar ض ر ع
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
10155 Mü'minûn 77. Ayet (23:77:10) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
10156 Mü'minûn 77. Ayet (23:77:11) ف۪يهِ فيه fîhi O'nun içinde فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
10157 Mü'minûn 78. Ayet (23:78:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
10158 Mü'minûn 78. Ayet (23:78:6) وَالْاَبْصَارَ والابصار vel-ebsâra ve gözleri ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
10159 Mü'minûn 78. Ayet (23:78:7) وَالْاَفْـِٔدَةَۜ والافـدة vel-ef-ide(te) ve gönülleri ف أ د
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
10160 Mü'minûn 78. Ayet (23:78:10) تَشْكُرُونَ تشكرون teşkurûn(e) şükrediyorsunuz ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
10161 Mü'minûn 79. Ayet (23:79:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.
10162 Mü'minûn 79. Ayet (23:79:6) وَاِلَيْهِ واليه ve ileyhi ve O'nun (huzurunda) إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.
10163 Mü'minûn 79. Ayet (23:79:7) تُحْشَرُونَ تحشرون tuhşerûn(e) toplanacaksınız ح ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.
10164 Mü'minûn 80. Ayet (23:80:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
10165 Mü'minûn 80. Ayet (23:80:4) وَيُم۪يتُ ويميت ve yumîtu ve öldüren م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
10166 Mü'minûn 80. Ayet (23:80:5) وَلَهُ وله ve lehu ve O'nun(eseri)dir لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
10167 Mü'minûn 80. Ayet (23:80:10) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) aklınızı kullanmıyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
10168 Mü'minûn 81. Ayet (23:81:2) قَالُوا قالوا kâlû onlar da dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.
10169 Mü'minûn 82. Ayet (23:82:3) مِتْنَا متنا mitnâ öldüğümüz م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?”
10170 Mü'minûn 82. Ayet (23:82:4) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve olduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?”
10171 Mü'minûn 82. Ayet (23:82:5) تُرَابًا ترابا turâben toprak ت ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?”
10172 Mü'minûn 83. Ayet (23:83:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
10173 Mü'minûn 83. Ayet (23:83:7) قَبْلُ قبل kablu bizden önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
10174 Mü'minûn 84. Ayet (23:84:8) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?”
10175 Mü'minûn 85. Ayet (23:85:5) تَذَكَّرُونَ تذكرون teżekkerûn(e) düşünmüyor musunuz? ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.
10176 Mü'minûn 86. Ayet (23:86:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göğün س م و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?”
10177 Mü'minûn 87. Ayet (23:87:5) تَتَّقُونَ تتقون tettekûn(e) korkmuyor musunuz? و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.
10178 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:3) بِيَدِه۪ بيده bi-yedihi elinde olan ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10179 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:4) مَلَكُوتُ ملكوت melekûtu melekutu (mülkü ve yönetimi) م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10180 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10181 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:8) يُج۪يرُ يجير yucîru koruyup kollayan ج و ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10182 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:10) يُجَارُ يجار yucâru korunup kollanmayan ج و ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10183 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:14) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
10184 Mü'minûn 89. Ayet (23:89:5) تُسْحَرُونَ تسحرون tusharûn(e) büyüleniyorsunuz س ح ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de.
10185 Mü'minûn 90. Ayet (23:90:1) بَلْ بل bel doğrusu بَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
10186 Mü'minûn 90. Ayet (23:90:2) اَتَيْنَاهُمْ اتيناهم eteynâhum biz onlara getirdik أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
10187 Mü'minûn 90. Ayet (23:90:4) وَاِنَّهُمْ وانهم ve innehum onlarsa إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
10188 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:5) وَلَدٍ ولد veledin çocuk و ل د
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10189 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:7) كَانَ كان kâne yoktur ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10190 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:8) مَعَهُ معه me’ahu O'nunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10191 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:11) اِذًا اذا iżen öyle olsaydı إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10192 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:12) لَذَهَبَ لذهب leżehebe götürürdü ذ ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10193 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:18) بَعْضُهُمْ بعضهم ba’duhum onlardan biri ب ع ض
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10194 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:24) يَصِفُونَۙ يصفون yasifûn(e) onların tanımlamaları- و ص ف
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10195 Mü'minûn 92. Ayet (23:92:1) عَالِمِ عالم ‘âlimi (O) bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10196 Mü'minûn 92. Ayet (23:92:2) الْغَيْبِ الغيب l-ġaybi görünmeyeni غ ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10197 Mü'minûn 92. Ayet (23:92:3) وَالشَّهَادَةِ والشهادة ve-şşehâdeti ve görüneni ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10198 Mü'minûn 92. Ayet (23:92:6) يُشْرِكُونَ۟ يشركون yuşrikûn(e) onların ortak koştukları ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
10199 Mü'minûn 93. Ayet (23:93:4) تُرِيَنّ۪ي تريني turiyennî mutlaka bana göstereceksen ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.”