| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 10400 | Nûr 40. Ayet (24:40:30) | فَمَا | فما | fe-mâ | artık olmaz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 10401 | Nûr 40. Ayet (24:40:31) | لَهُ | له | lehu | onun | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 10402 | Nûr 41. Ayet (24:41:2) | تَرَ | تر | tera | görmedin mi? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10403 | Nûr 41. Ayet (24:41:6) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10404 | Nûr 41. Ayet (24:41:8) | فِي | في | fî | olan | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10405 | Nûr 41. Ayet (24:41:9) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerde | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10406 | Nûr 41. Ayet (24:41:10) | وَالْاَرْضِ | والارض | vel-ardi | ve yerde olan | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10407 | Nûr 41. Ayet (24:41:14) | قَدْ | قد | kad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10408 | Nûr 41. Ayet (24:41:21) | يَفْعَلُونَ | يفعلون | yef’alûn(e) | onların yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10409 | Nûr 42. Ayet (24:42:3) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerin | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak Allah’adır. | |||||
| 10410 | Nûr 42. Ayet (24:42:7) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak Allah’adır. | |||||
| 10411 | Nûr 43. Ayet (24:43:2) | تَرَ | تر | tera | görmedin mi? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10412 | Nûr 43. Ayet (24:43:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10413 | Nûr 43. Ayet (24:43:9) | بَيْنَهُ | بينه | beynehu | onların arasını | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10414 | Nûr 43. Ayet (24:43:10) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10415 | Nûr 43. Ayet (24:43:11) | يَجْعَلُهُ | يجعله | yec’aluhu | onları yığar (sıkıştırır) | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10416 | Nûr 43. Ayet (24:43:13) | فَتَرَى | فترى | feterâ | sonra görürsün | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10417 | Nûr 43. Ayet (24:43:20) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâi | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10418 | Nûr 43. Ayet (24:43:23) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10419 | Nûr 43. Ayet (24:43:25) | بَرَدٍ | برد | beradin | bir dolu | ب ر د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10420 | Nûr 43. Ayet (24:43:27) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10421 | Nûr 43. Ayet (24:43:30) | وَيَصْرِفُهُ | ويصرفه | ve yasrifuhu | ve onu öteye çevirir | ص ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10422 | Nûr 43. Ayet (24:43:38) | بِالْاَبْصَارِۜ | بالابصار | bil-ebsâr(i) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 10423 | Nûr 44. Ayet (24:44:9) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | olanlar için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. | |||||
| 10424 | Nûr 44. Ayet (24:44:10) | الْاَبْصَارِ | الابصار | l-ebsâr(i) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. | |||||
| 10425 | Nûr 45. Ayet (24:45:7) | فَمِنْهُمْ | فمنهم | feminhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10426 | Nûr 45. Ayet (24:45:12) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10427 | Nûr 45. Ayet (24:45:17) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10428 | Nûr 45. Ayet (24:45:21) | اَرْبَعٍۜ | اربع | erba’(in) | dört (ayak) | ر ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10429 | Nûr 46. Ayet (24:46:1) | لَقَدْ | لقد | lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir. | |||||
| 10430 | Nûr 46. Ayet (24:46:10) | صِرَاطٍ | صراط | sirâtin | yola | ص ر ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir. | |||||
| 10431 | Nûr 46. Ayet (24:46:11) | مُسْتَق۪يمٍ | مستقيم | mustakîm(in) | doğru | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir. | |||||
| 10432 | Nûr 47. Ayet (24:47:1) | وَيَقُولُونَ | ويقولون | ve yekûlûne | ve diyorlar | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. | |||||
| 10433 | Nûr 47. Ayet (24:47:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. | |||||
| 10434 | Nûr 47. Ayet (24:47:7) | يَتَوَلّٰى | يتولى | yetevellâ | dönüyor | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. | |||||
| 10435 | Nûr 47. Ayet (24:47:9) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. | |||||
| 10436 | Nûr 48. Ayet (24:48:10) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. | |||||
| 10437 | Nûr 49. Ayet (24:49:2) | يَكُنْ | يكن | yekun | olursa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler. | |||||
| 10438 | Nûr 49. Ayet (24:49:6) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | ona | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler. | |||||
| 10439 | Nûr 50. Ayet (24:50:4) | اَمِ | ام | emi | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 10440 | Nûr 50. Ayet (24:50:6) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 10441 | Nûr 50. Ayet (24:50:7) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkuyorlar mı? | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 10442 | Nûr 50. Ayet (24:50:15) | هُمُ | هم | humu | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 10443 | Nûr 51. Ayet (24:51:3) | قَوْلَ | قول | kavle | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 10444 | Nûr 51. Ayet (24:51:17) | هُمُ | هم | humu | onlardır | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 10445 | Nûr 52. Ayet (24:52:5) | وَيَخْشَ | ويخش | ve yaḣşa | ve korkarsa | خ ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 10446 | Nûr 52. Ayet (24:52:9) | هُمُ | هم | humu | onlardır | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 10447 | Nûr 53. Ayet (24:53:6) | اَمَرْتَهُمْ | امرتهم | emertehum | onlara emredersen | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: “Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” | |||||
| 10448 | Nûr 54. Ayet (24:54:7) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerseniz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 10449 | Nûr 54. Ayet (24:54:9) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | onun sorumluluğu | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||