"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
11050 - 11100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
11050 Neml 5. Ayet (27:5:4) سُٓوءُ سوء sû-u en kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
11051 Neml 5. Ayet (27:5:6) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
11052 Neml 5. Ayet (27:5:9) هُمُ هم humu onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
11053 Neml 7. Ayet (27:7:6) اٰنَسْتُ انست ânestu gördüm أ ن س
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
11054 Neml 7. Ayet (27:7:9) مِنْهَا منها minhâ ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
11055 Neml 7. Ayet (27:7:14) قَبَسٍ قبس kabesin koru ق ب س
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
11056 Neml 8. Ayet (27:8:2) جَٓاءَهَا جاءها câehâ oraya geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.”
11057 Neml 8. Ayet (27:8:9) وَمَنْ ومن ve men ve olan kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.”
11058 Neml 10. Ayet (27:10:4) رَاٰهَا راها ra-âhâ görünce ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
11059 Neml 10. Ayet (27:10:8) وَلّٰى ولى vellâ dön(üp kaç)dı و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
11060 Neml 10. Ayet (27:10:11) يُعَقِّبْۜ يعقب yu’akkib geri dönmedi ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
11061 Neml 10. Ayet (27:10:15) تَخَفْ تخف teḣaf korkma خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
11062 Neml 10. Ayet (27:10:18) يَخَافُ يخاف yeḣâfu korkmaz(lar) خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
11063 Neml 11. Ayet (27:11:4) ثُمَّ ثم śümme sonra da  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
11064 Neml 11. Ayet (27:11:7) بَعْدَ بعد ba’de sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
11065 Neml 11. Ayet (27:11:8) سُٓوءٍ سوء sû-in (yaptığı) kötülükten س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
11066 Neml 12. Ayet (27:12:1) وَاَدْخِلْ وادخل ve edḣil ve sok د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11067 Neml 12. Ayet (27:12:4) جَيْبِكَ جيبك ceybike koynuna ج ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11068 Neml 12. Ayet (27:12:8) غَيْرِ غير ġayri olmaksızın غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11069 Neml 12. Ayet (27:12:11) تِسْعِ تسع tis’i dokuz ت س ع
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11070 Neml 12. Ayet (27:12:15) وَقَوْمِه۪ۜ وقومه ve kavmih(i) ve onun kavmine ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11071 Neml 12. Ayet (27:12:16) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11072 Neml 12. Ayet (27:12:17) كَانُوا كانوا kânû oldular ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
11073 Neml 13. Ayet (27:13:2) جَٓاءَتْهُمْ جاءتهم câethum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
11074 Neml 13. Ayet (27:13:4) مُبْصِرَةً مبصرة mubsiraten açıkça görünen ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
11075 Neml 14. Ayet (27:14:2) بِهَا بها bihâ onları بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
11076 Neml 14. Ayet (27:14:6) وَعُلُوًّاۜ وعلوا ve ’uluvvâ(en) ve böbürlenmeleri yüzünden ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
11077 Neml 14. Ayet (27:14:9) كَانَ كان kâne oldu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
11078 Neml 14. Ayet (27:14:10) عَاقِبَةُ عاقبة ‘âkibetu sonu ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
11079 Neml 14. Ayet (27:14:11) الْمُفْسِد۪ينَ۟ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncuların ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
11080 Neml 15. Ayet (27:15:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
11081 Neml 15. Ayet (27:15:7) الْحَمْدُ الحمد l-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
11082 Neml 15. Ayet (27:15:12) كَث۪يرٍ كثير keśîrin birçoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
11083 Neml 16. Ayet (27:16:1) وَوَرِثَ وورث ve veriśe ve mirasçı oldu و ر ث
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
11084 Neml 16. Ayet (27:16:8) عُلِّمْنَا علمنا ‘ullimnâ bize öğretildi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
11085 Neml 16. Ayet (27:16:17) لَهُوَ لهو le-huve elbette o لَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
11086 Neml 17. Ayet (27:17:1) وَحُشِرَ وحشر ve huşira ve toplandı ح ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
11087 Neml 17. Ayet (27:17:3) جُنُودُهُ جنوده cunûduhu orduları ج ن د
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
11088 Neml 17. Ayet (27:17:8) فَهُمْ فهم fehum onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
11089 Neml 17. Ayet (27:17:9) يُوزَعُونَ يوزعون yûze’ûn(e) sevk ediliyordu و ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
11090 Neml 18. Ayet (27:18:17) وَجُنُودُهُۙ وجنوده ve cunûduhu ve orduları ج ن د
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
11091 Neml 18. Ayet (27:18:18) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
11092 Neml 18. Ayet (27:18:20) يَشْعُرُونَ يشعرون yeş’urûn(e) farkında olmayarak ش ع ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
11093 Neml 19. Ayet (27:19:4) قَوْلِهَا قولها kavlihâ onun sözüne ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
11094 Neml 19. Ayet (27:19:7) اَوْزِعْن۪ٓي اوزعني evzi’nî gönlüme ilham eyle و ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
11095 Neml 19. Ayet (27:19:20) وَاَدْخِلْن۪ي وادخلني ve edḣilnî ve beni sok د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
11096 Neml 20. Ayet (27:20:7) اَرَى ارى erâ göremiyorum ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
11097 Neml 20. Ayet (27:20:9) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
11098 Neml 20. Ayet (27:20:10) كَانَ كان kâne (mı) oldu? ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
11099 Neml 21. Ayet (27:21:1) لَاُعَذِّبَنَّهُ لاعذبنه le-u’ażżibennehu ona azabedeceğim ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”