"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
11300 - 11350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
11300 Neml 89. Ayet (27:89:7) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
11301 Neml 89. Ayet (27:89:9) فَزَعٍ فزع feze’in korkudan uzaktırlar ف ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
11302 Neml 89. Ayet (27:89:10) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
11303 Neml 90. Ayet (27:90:3) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
11304 Neml 90. Ayet (27:90:5) وُجُوهُهُمْ وجوههم vucûhuhum onların yüzleri و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
11305 Neml 90. Ayet (27:90:9) تُجْزَوْنَ تجزون tuczevne cezalandırılıyorsunuz ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
11306 Neml 90. Ayet (27:90:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
11307 Neml 90. Ayet (27:90:13) تَعْمَلُونَ تعملون ta’melûn(e) yapıyor(lar) ع م ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
11308 Neml 91. Ayet (27:91:2) اُمِرْتُ امرت umirtu ben emrolundum أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11309 Neml 91. Ayet (27:91:8) الَّذ۪ي الذي lleżî O ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11310 Neml 91. Ayet (27:91:10) وَلَهُ وله ve lehu ve O'nundur لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11311 Neml 91. Ayet (27:91:15) اَكُونَ اكون ekûne olmam ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11312 Neml 92. Ayet (27:92:2) اَتْلُوَ۬ا اتلوا etluve okumam ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11313 Neml 92. Ayet (27:92:5) اهْتَدٰى اهتدى -htedâ yola gelirse ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11314 Neml 92. Ayet (27:92:7) يَهْتَد۪ي يهتدي yehtedî yola gelmiş olur ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
11315 Neml 93. Ayet (27:93:2) الْحَمْدُ الحمد l-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
11316 Neml 93. Ayet (27:93:4) سَيُر۪يكُمْ سيريكم se-yurîkum O size gösterecek ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
11317 Neml 93. Ayet (27:93:6) فَتَعْرِفُونَهَاۜ فتعرفونها fe-ta’rifûnehâ siz de onları tanıyacaksınız ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
11318 Kasas 3. Ayet (28:3:1) نَتْلُوا نتلوا netlû okuyacağız ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
11319 Kasas 3. Ayet (28:3:7) بِالْحَقِّ بالحق bil-hakki gerçek olarak ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
11320 Kasas 3. Ayet (28:3:8) لِقَوْمٍ لقوم li-kavmin bir toplum için ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
11321 Kasas 4. Ayet (28:4:3) عَلَا علا ‘alâ ululandı (zorbalığa kalktı) ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11322 Kasas 4. Ayet (28:4:6) وَجَعَلَ وجعل ve ce’ale ve böldü ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11323 Kasas 4. Ayet (28:4:9) يَسْتَضْعِفُ يستضعف yestad’ifu eziyordu ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11324 Kasas 4. Ayet (28:4:11) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11325 Kasas 4. Ayet (28:4:12) يُذَبِّحُ يذبح yużebbihu kesiyordu ذ ب ح
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11326 Kasas 4. Ayet (28:4:13) اَبْنَٓاءَهُمْ ابناءهم ebnâehum oğullarını ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11327 Kasas 4. Ayet (28:4:14) وَيَسْتَحْي۪ ويستحي ve yestahyî ve sağ bırakıyordu ح ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11328 Kasas 4. Ayet (28:4:16) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11329 Kasas 4. Ayet (28:4:19) الْمُفْسِد۪ينَ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncular- ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
11330 Kasas 5. Ayet (28:5:1) وَنُر۪يدُ ونريد ve nurîdu biz istiyorduk ر و د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
11331 Kasas 5. Ayet (28:5:8) الْاَرْضِ الارض l-ardi o yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
11332 Kasas 5. Ayet (28:5:9) وَنَجْعَلَهُمْ ونجعلهم ve nec’alehum ve onları yapmayı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
11333 Kasas 5. Ayet (28:5:10) اَئِمَّةً ائمة e-immeten önderler أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
11334 Kasas 5. Ayet (28:5:11) وَنَجْعَلَهُمُ ونجعلهم ve nec’alehumu ve onları kılmayı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
11335 Kasas 6. Ayet (28:6:2) لَهُمْ لهم lehum onları لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11336 Kasas 6. Ayet (28:6:4) الْاَرْضِ الارض l-ardi o yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11337 Kasas 6. Ayet (28:6:5) وَنُرِيَ ونري ve nuriye ve göstermeyi ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11338 Kasas 6. Ayet (28:6:9) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11339 Kasas 6. Ayet (28:6:11) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11340 Kasas 6. Ayet (28:6:12) يَحْذَرُونَ يحذرون yahżerûn(e) korkmuş ح ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
11341 Kasas 7. Ayet (28:7:6) اَرْضِع۪يهِۚ ارضعيه ardi’îh(i) O(çocuğu)nu emzir ر ض ع
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11342 Kasas 7. Ayet (28:7:8) خِفْتِ خفت ḣifti korkarsan خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11343 Kasas 7. Ayet (28:7:10) فَاَلْق۪يهِ فالقيه fe-elkîhi onu bırak ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11344 Kasas 7. Ayet (28:7:14) تَخَاف۪ي تخافي teḣâfî korkma خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11345 Kasas 7. Ayet (28:7:18) رَٓادُّوهُ رادوه râddûhu onu tekrar geri vereceğiz ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11346 Kasas 7. Ayet (28:7:20) وَجَاعِلُوهُ وجاعلوه ve câ’ilûhu ve onu yapacağız ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
11347 Kasas 8. Ayet (28:8:1) فَالْتَقَطَهُٓ فالتقطه feltekatahu nihayet onu aldı ل ق ط
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
11348 Kasas 8. Ayet (28:8:4) لِيَكُونَ ليكون li-yekûne olması için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
11349 Kasas 8. Ayet (28:8:13) خَاطِـ۪ٔينَ خاطـين ḣâti-în(e) yanılıyorlardı خ ط أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.