| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 11300 | Neml 89. Ayet (27:89:7) | وَهُمْ | وهم | ve hum | ve onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler. | |||||
| 11301 | Neml 89. Ayet (27:89:9) | فَزَعٍ | فزع | feze’in | korkudan uzaktırlar | ف ز ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler. | |||||
| 11302 | Neml 89. Ayet (27:89:10) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler. | |||||
| 11303 | Neml 90. Ayet (27:90:3) | بِالسَّيِّئَةِ | بالسيئة | bi-sseyyieti | kötülük | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 11304 | Neml 90. Ayet (27:90:5) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | onların yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 11305 | Neml 90. Ayet (27:90:9) | تُجْزَوْنَ | تجزون | tuczevne | cezalandırılıyorsunuz | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 11306 | Neml 90. Ayet (27:90:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 11307 | Neml 90. Ayet (27:90:13) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 11308 | Neml 91. Ayet (27:91:2) | اُمِرْتُ | امرت | umirtu | ben emrolundum | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11309 | Neml 91. Ayet (27:91:8) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | O | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11310 | Neml 91. Ayet (27:91:10) | وَلَهُ | وله | ve lehu | ve O'nundur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11311 | Neml 91. Ayet (27:91:15) | اَكُونَ | اكون | ekûne | olmam | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11312 | Neml 92. Ayet (27:92:2) | اَتْلُوَ۬ا | اتلوا | etluve | okumam | ت ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11313 | Neml 92. Ayet (27:92:5) | اهْتَدٰى | اهتدى | -htedâ | yola gelirse | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11314 | Neml 92. Ayet (27:92:7) | يَهْتَد۪ي | يهتدي | yehtedî | yola gelmiş olur | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 11315 | Neml 93. Ayet (27:93:2) | الْحَمْدُ | الحمد | l-hamdu | hamdolsun | ح م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 11316 | Neml 93. Ayet (27:93:4) | سَيُر۪يكُمْ | سيريكم | se-yurîkum | O size gösterecek | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 11317 | Neml 93. Ayet (27:93:6) | فَتَعْرِفُونَهَاۜ | فتعرفونها | fe-ta’rifûnehâ | siz de onları tanıyacaksınız | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 11318 | Kasas 3. Ayet (28:3:1) | نَتْلُوا | نتلوا | netlû | okuyacağız | ت ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. | |||||
| 11319 | Kasas 3. Ayet (28:3:7) | بِالْحَقِّ | بالحق | bil-hakki | gerçek olarak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. | |||||
| 11320 | Kasas 3. Ayet (28:3:8) | لِقَوْمٍ | لقوم | li-kavmin | bir toplum için | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. | |||||
| 11321 | Kasas 4. Ayet (28:4:3) | عَلَا | علا | ‘alâ | ululandı (zorbalığa kalktı) | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11322 | Kasas 4. Ayet (28:4:6) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve böldü | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11323 | Kasas 4. Ayet (28:4:9) | يَسْتَضْعِفُ | يستضعف | yestad’ifu | eziyordu | ض ع ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11324 | Kasas 4. Ayet (28:4:11) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11325 | Kasas 4. Ayet (28:4:12) | يُذَبِّحُ | يذبح | yużebbihu | kesiyordu | ذ ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11326 | Kasas 4. Ayet (28:4:13) | اَبْنَٓاءَهُمْ | ابناءهم | ebnâehum | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11327 | Kasas 4. Ayet (28:4:14) | وَيَسْتَحْي۪ | ويستحي | ve yestahyî | ve sağ bırakıyordu | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11328 | Kasas 4. Ayet (28:4:16) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11329 | Kasas 4. Ayet (28:4:19) | الْمُفْسِد۪ينَ | المفسدين | l-mufsidîn(e) | bozguncular- | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 11330 | Kasas 5. Ayet (28:5:1) | وَنُر۪يدُ | ونريد | ve nurîdu | biz istiyorduk | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 11331 | Kasas 5. Ayet (28:5:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | o yerde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 11332 | Kasas 5. Ayet (28:5:9) | وَنَجْعَلَهُمْ | ونجعلهم | ve nec’alehum | ve onları yapmayı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 11333 | Kasas 5. Ayet (28:5:10) | اَئِمَّةً | ائمة | e-immeten | önderler | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 11334 | Kasas 5. Ayet (28:5:11) | وَنَجْعَلَهُمُ | ونجعلهم | ve nec’alehumu | ve onları kılmayı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | |||||
| 11335 | Kasas 6. Ayet (28:6:2) | لَهُمْ | لهم | lehum | onları | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11336 | Kasas 6. Ayet (28:6:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | o yerde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11337 | Kasas 6. Ayet (28:6:5) | وَنُرِيَ | ونري | ve nuriye | ve göstermeyi | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11338 | Kasas 6. Ayet (28:6:9) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11339 | Kasas 6. Ayet (28:6:11) | كَانُوا | كانوا | kânû | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11340 | Kasas 6. Ayet (28:6:12) | يَحْذَرُونَ | يحذرون | yahżerûn(e) | korkmuş | ح ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | |||||
| 11341 | Kasas 7. Ayet (28:7:6) | اَرْضِع۪يهِۚ | ارضعيه | ardi’îh(i) | O(çocuğu)nu emzir | ر ض ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11342 | Kasas 7. Ayet (28:7:8) | خِفْتِ | خفت | ḣifti | korkarsan | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11343 | Kasas 7. Ayet (28:7:10) | فَاَلْق۪يهِ | فالقيه | fe-elkîhi | onu bırak | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11344 | Kasas 7. Ayet (28:7:14) | تَخَاف۪ي | تخافي | teḣâfî | korkma | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11345 | Kasas 7. Ayet (28:7:18) | رَٓادُّوهُ | رادوه | râddûhu | onu tekrar geri vereceğiz | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11346 | Kasas 7. Ayet (28:7:20) | وَجَاعِلُوهُ | وجاعلوه | ve câ’ilûhu | ve onu yapacağız | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 11347 | Kasas 8. Ayet (28:8:1) | فَالْتَقَطَهُٓ | فالتقطه | feltekatahu | nihayet onu aldı | ل ق ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. | |||||
| 11348 | Kasas 8. Ayet (28:8:4) | لِيَكُونَ | ليكون | li-yekûne | olması için | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. | |||||
| 11349 | Kasas 8. Ayet (28:8:13) | خَاطِـ۪ٔينَ | خاطـين | ḣâti-în(e) | yanılıyorlardı | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. | |||||