"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
11350 - 11400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
11350 Kasas 9. Ayet (28:9:5) عَيْنٍ عين ‘aynin göz ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11351 Kasas 9. Ayet (28:9:9) تَقْتُلُوهُۗ تقتلوه taktulûhu onu öldürmeyin ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11352 Kasas 9. Ayet (28:9:12) يَنْفَعَنَٓا ينفعنا yenfe’anâ bize yararı dokunur ن ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11353 Kasas 9. Ayet (28:9:14) نَتَّخِذَهُ نتخذه netteḣiżehu onu ediniriz أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11354 Kasas 9. Ayet (28:9:16) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11355 Kasas 9. Ayet (28:9:18) يَشْعُرُونَ يشعرون yeş’urûn(e) anlamıyorlardı ش ع ر
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
11356 Kasas 10. Ayet (28:10:2) فُؤٰادُ فؤاد fuâdu gönlü ف أ د
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11357 Kasas 10. Ayet (28:10:5) فَارِغًاۜ فارغا fâriġâ(an) bomboştu ف ر غ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11358 Kasas 10. Ayet (28:10:9) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11359 Kasas 10. Ayet (28:10:10) لَوْلَٓا لولا levlâ eğer olmasaydık لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11360 Kasas 10. Ayet (28:10:14) قَلْبِهَا قلبها kalbihâ onun kalbi ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11361 Kasas 10. Ayet (28:10:15) لِتَكُونَ لتكون li-tekûne olması için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11362 Kasas 11. Ayet (28:11:3) قُصّ۪يهِۘ قصيه kussîh(i) onu takip et ق ص ص
Diyanet İşleri (Yeni) Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
11363 Kasas 11. Ayet (28:11:4) فَبَصُرَتْ فبصرت fe-besurat o da gözetledi ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
11364 Kasas 11. Ayet (28:11:5) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
11365 Kasas 11. Ayet (28:11:8) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
11366 Kasas 12. Ayet (28:12:2) عَلَيْهِ عليه ‘aleyhi ona عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11367 Kasas 12. Ayet (28:12:5) قَبْلُ قبل kablu daha önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11368 Kasas 12. Ayet (28:12:8) اَدُلُّكُمْ ادلكم edullukum size göstereyim- د ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11369 Kasas 12. Ayet (28:12:12) يَكْفُلُونَهُ يكفلونه yekfulûnehu onun bakımını üstlenecek ك ف ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11370 Kasas 12. Ayet (28:12:14) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11371 Kasas 12. Ayet (28:12:15) لَهُ له lehu ona لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11372 Kasas 12. Ayet (28:12:16) نَاصِحُونَ ناصحون nâsihûn(e) öğüt verecek ن ص ح
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
11373 Kasas 13. Ayet (28:13:1) فَرَدَدْنَاهُ فرددناه fe-radednâhu böylece onu geri verdik ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
11374 Kasas 13. Ayet (28:13:5) تَقَرَّ تقر tekarra aydın olması ق ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
11375 Kasas 13. Ayet (28:13:6) عَيْنُهَا عينها ‘aynuhâ gözü ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
11376 Kasas 13. Ayet (28:13:15) اَكْثَرَهُمْ اكثرهم ekśerahum çokları ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
11377 Kasas 14. Ayet (28:14:4) وَاسْتَوٰٓى واستوى vestevâ ve olgunlaşınca س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
11378 Kasas 14. Ayet (28:14:5) اٰتَيْنَاهُ اتيناه âteynâhu biz ona verdik أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
11379 Kasas 14. Ayet (28:14:8) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
11380 Kasas 15. Ayet (28:15:5) غَفْلَةٍ غفلة ġafletin (kendisinden) habersiz olduğu غ ف ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11381 Kasas 15. Ayet (28:15:9) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11382 Kasas 15. Ayet (28:15:11) يَقْتَتِلَانِۘ يقتتلان yaktetilâni öldüresiye dövüşürlerken ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11383 Kasas 15. Ayet (28:15:15) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ ve öbürü de هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11384 Kasas 15. Ayet (28:15:19) الَّذ۪ي الذي lleżî olan kimse ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11385 Kasas 15. Ayet (28:15:23) الَّذ۪ي الذي lleżî olana ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11386 Kasas 15. Ayet (28:15:29) عَلَيْهِۘ عليه ‘aleyh(i) onun عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11387 Kasas 15. Ayet (28:15:30) قَالَ قال kâle (sonra) dedi ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11388 Kasas 15. Ayet (28:15:35) اِنَّهُ انه innehu o gerçekten إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
11389 Kasas 16. Ayet (28:16:9) لَهُۜ له leh(u) onu لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11390 Kasas 16. Ayet (28:16:10) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11391 Kasas 16. Ayet (28:16:11) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11392 Kasas 16. Ayet (28:16:12) الْغَفُورُ الغفور l-ġafûru çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11393 Kasas 16. Ayet (28:16:13) الرَّح۪يمُ الرحيم rrahîm(u) çok esirgeyendir ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11394 Kasas 17. Ayet (28:17:7) اَكُونَ اكون ekûne olmayacağım ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi.
11395 Kasas 18. Ayet (28:18:4) خَٓائِفًا خائفا ḣâifen korku içinde خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.
11396 Kasas 18. Ayet (28:18:5) يَتَرَقَّبُ يترقب yeterakkabu gözetleyerek ر ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.
11397 Kasas 18. Ayet (28:18:10) يَسْتَصْرِخُهُۜ يستصرخه yestasriḣuh(u) yine feryadediyor ص ر خ
Diyanet İşleri (Yeni) Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.
11398 Kasas 18. Ayet (28:18:12) لَهُ له lehu ona لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.
11399 Kasas 19. Ayet (28:19:6) بِالَّذ۪ي بالذي billeżî olanı ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.