"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
11450 - 11500 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
11450 Kasas 31. Ayet (28:31:5) رَاٰهَا راها raâhâ gördü ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
11451 Kasas 31. Ayet (28:31:10) مُدْبِرًا مدبرا mudbiran dönüp د ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
11452 Kasas 31. Ayet (28:31:15) اَقْبِلْ اقبل akbil dön ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
11453 Kasas 31. Ayet (28:31:17) تَخَفْ۠ تخف teḣaf korkma خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
11454 Kasas 31. Ayet (28:31:20) الْاٰمِن۪ينَ الامنين l-âminîn(e) güvende olanlar- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
11455 Kasas 32. Ayet (28:32:1) اُسْلُكْ اسلك usluk sok س ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11456 Kasas 32. Ayet (28:32:4) جَيْبِكَ جيبك ceybike koynuna ج ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11457 Kasas 32. Ayet (28:32:8) غَيْرِ غير ġayri olmaksızın غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11458 Kasas 32. Ayet (28:32:12) جَنَاحَكَ جناحك cenâhake kanadını (kollarını) ج ن ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11459 Kasas 32. Ayet (28:32:14) الرَّهْبِ الرهب rrahb(i) korkudan (açılan) ر ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11460 Kasas 32. Ayet (28:32:21) وَمَلَا۬ئِه۪ۜ وملائه ve mele-ih(i) ve onun adamlarına م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11461 Kasas 32. Ayet (28:32:22) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11462 Kasas 32. Ayet (28:32:23) كَانُوا كانوا kânû olmuşlardır ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11463 Kasas 32. Ayet (28:32:25) فَاسِق۪ينَ فاسقين fâsikîn(e) yoldan çıkan ف س ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
11464 Kasas 33. Ayet (28:33:4) قَتَلْتُ قتلت kateltu öldürmüştüm ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.”
11465 Kasas 33. Ayet (28:33:5) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.”
11466 Kasas 33. Ayet (28:33:7) فَاَخَافُ فاخاف fe-eḣâfu korkuyorum خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.”
11467 Kasas 33. Ayet (28:33:9) يَقْتُلُونِ يقتلون yaktulûn(i) beni öldürecekler ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.”
11468 Kasas 34. Ayet (28:34:3) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11469 Kasas 34. Ayet (28:34:4) اَفْصَحُ افصح efsahu daha fasihtir (güzel konuşur) ف ص ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11470 Kasas 34. Ayet (28:34:7) فَاَرْسِلْهُ فارسله fe-ersilhu onu gönder ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11471 Kasas 34. Ayet (28:34:9) رِدْءًا ردءا rid-en bir yardımcı olarak ر د أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11472 Kasas 34. Ayet (28:34:10) يُصَدِّقُن۪يۘ يصدقني yusaddikunî beni doğrulayan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11473 Kasas 34. Ayet (28:34:12) اَخَافُ اخاف eḣâfu korkuyorum خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
11474 Kasas 35. Ayet (28:35:9) يَصِلُونَ يصلون yasilûne onlar erişemeyecekler و ص ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır” dedi.
11475 Kasas 36. Ayet (28:36:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
11476 Kasas 36. Ayet (28:36:14) بِهٰذَا بهذا bi-hâżâ böyle bir şey هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
11477 Kasas 37. Ayet (28:37:4) اَعْلَمُ اعلم a’lemu daha iyi biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
11478 Kasas 37. Ayet (28:37:11) تَكُونُ تكون tekûnu ait olacağını ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
11479 Kasas 37. Ayet (28:37:12) لَهُ له lehu onun لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
11480 Kasas 37. Ayet (28:37:13) عَاقِبَةُ عاقبة ‘âkibetu sonunun ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
11481 Kasas 37. Ayet (28:37:16) لَا لا olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
11482 Kasas 38. Ayet (28:38:7) عَلِمْتُ علمت ‘alimtu bilmiyorum ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
11483 Kasas 38. Ayet (28:38:27) لَاَظُنُّهُ لاظنه le-ezunnuhu sanıyorum ki o ظ ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
11484 Kasas 39. Ayet (28:39:2) هُوَ هو huve O (Fir'avn) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
11485 Kasas 39. Ayet (28:39:6) بِغَيْرِ بغير bi-ġayri olmaksızın غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
11486 Kasas 39. Ayet (28:39:12) يُرْجَعُونَ يرجعون yurce’ûn(e) döndürülmeyeceklerini ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
11487 Kasas 40. Ayet (28:40:1) فَاَخَذْنَاهُ فاخذناه fe-eḣażnâhu biz de onu tuttuk أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
11488 Kasas 40. Ayet (28:40:8) كَانَ كان kâne oldu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
11489 Kasas 40. Ayet (28:40:9) عَاقِبَةُ عاقبة ‘âkibetu sonu ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
11490 Kasas 41. Ayet (28:41:1) وَجَعَلْنَاهُمْ وجعلناهم ve ce’alnâhum ve biz onları yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
11491 Kasas 41. Ayet (28:41:2) اَئِمَّةً ائمة e-immeten önderler أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
11492 Kasas 41. Ayet (28:41:9) يُنْصَرُونَ ينصرون yunsarûn(e) yardım olunmazlar ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
11493 Kasas 42. Ayet (28:42:1) وَاَتْبَعْنَاهُمْ واتبعناهم ve etba’nâhum ve onların ardına taktık ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
11494 Kasas 42. Ayet (28:42:8) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
11495 Kasas 43. Ayet (28:43:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
11496 Kasas 43. Ayet (28:43:6) بَعْدِ بعد ba’di sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
11497 Kasas 43. Ayet (28:43:11) بَصَٓائِرَ بصائر besâira bir aydınlanma olan ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
11498 Kasas 43. Ayet (28:43:13) وَهُدًى وهدى ve huden ve hidayet olan ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
11499 Kasas 43. Ayet (28:43:14) وَرَحْمَةً ورحمة ve rahmeten ve rahmet olan ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.