| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 12800 | Sebe' 49. Ayet (34:49:5) | يُبْدِئُ | يبدئ | yubdiu | bir şey ortaya çıkaramaz | ب د أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.” | |||||
| 12801 | Sebe' 50. Ayet (34:50:5) | اَضِلُّ | اضل | edillu | sapmış olurum | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.” | |||||
| 12802 | Sebe' 50. Ayet (34:50:9) | اهْتَدَيْتُ | اهتديت | -htedeytu | yolu bulursam | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.” | |||||
| 12803 | Sebe' 50. Ayet (34:50:14) | اِنَّهُ | انه | innehu | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.” | |||||
| 12804 | Sebe' 51. Ayet (34:51:2) | تَرٰٓى | ترى | terâ | bir görsen | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! | |||||
| 12805 | Sebe' 52. Ayet (34:52:3) | بِه۪ۚ | به | bihi | ona | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur? | |||||
| 12806 | Sebe' 52. Ayet (34:52:4) | وَاَنّٰى | وانى | ve ennâ | ama nasıl olur? | أ ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur? | |||||
| 12807 | Sebe' 52. Ayet (34:52:5) | لَهُمُ | لهم | lehumu | onlar için | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur? | |||||
| 12808 | Sebe' 53. Ayet (34:53:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 12809 | Sebe' 53. Ayet (34:53:3) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 12810 | Sebe' 53. Ayet (34:53:5) | قَبْلُۚ | قبل | kabl(u) | daha önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 12811 | Sebe' 53. Ayet (34:53:6) | وَيَقْذِفُونَ | ويقذفون | ve yakżifûne | ve atıyorlardı | ق ذ ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 12812 | Sebe' 53. Ayet (34:53:7) | بِالْغَيْبِ | بالغيب | bil-ġaybi | görülmeyene | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 12813 | Sebe' 54. Ayet (34:54:2) | بَيْنَهُمْ | بينهم | beynehum | onların arasına | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. | |||||
| 12814 | Sebe' 54. Ayet (34:54:10) | قَبْلُۜ | قبل | kabl(u) | bundan önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. | |||||
| 12815 | Sebe' 54. Ayet (34:54:11) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | doğrusu onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. | |||||
| 12816 | Fâtır 1. Ayet (35:1:1) | اَلْحَمْدُ | الحمد | el-hamdu | hamd olsun | ح م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 12817 | Fâtır 1. Ayet (35:1:3) | فَاطِرِ | فاطر | fâtiri | yoktan var eden | ف ط ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 12818 | Fâtır 1. Ayet (35:1:4) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | gökleri | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 12819 | Fâtır 1. Ayet (35:1:13) | وَرُبَاعَۜ | ورباع | ve rubâ’(a) | ve dörder | ر ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 12820 | Fâtır 2. Ayet (35:2:7) | فَلَا | فلا | felâ | olamaz | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12821 | Fâtır 2. Ayet (35:2:9) | لَهَاۚ | لها | lehâ | onu | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12822 | Fâtır 2. Ayet (35:2:12) | فَلَا | فلا | felâ | olmaz | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12823 | Fâtır 2. Ayet (35:2:14) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12824 | Fâtır 2. Ayet (35:2:16) | بَعْدِه۪ۜ | بعده | ba’dih(i) | O'ndan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12825 | Fâtır 2. Ayet (35:2:17) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12826 | Fâtır 3. Ayet (35:3:7) | عَلَيْكُمْۜ | عليكم | ‘aleykum | size olan | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12827 | Fâtır 3. Ayet (35:3:15) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâ-i | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12828 | Fâtır 3. Ayet (35:3:17) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12829 | Fâtır 3. Ayet (35:3:20) | هُوَۘ | هو | huv(e) | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12830 | Fâtır 3. Ayet (35:3:21) | فَاَنّٰى | فانى | fe-ennâ | nasıl oluyor da? | أ ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12831 | Fâtır 3. Ayet (35:3:22) | تُؤْفَكُونَ | تؤفكون | tu/fekûn(e) | çevriliyorsunuz | أ ف ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12832 | Fâtır 4. Ayet (35:4:2) | يُكَذِّبُوكَ | يكذبوك | yukeżżibûke | seni yalanlıyorlarsa | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. | |||||
| 12833 | Fâtır 4. Ayet (35:4:7) | قَبْلِكَۜ | قبلك | kablik(e) | senden önceki | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. | |||||
| 12834 | Fâtır 4. Ayet (35:4:10) | تُرْجَعُ | ترجع | turce’u | döndürülecektir | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. | |||||
| 12835 | Fâtır 5. Ayet (35:5:15) | الْغَرُورُ | الغرور | lġarûr(u) | o aldatıcı | غ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın. | |||||
| 12836 | Fâtır 6. Ayet (35:6:5) | فَاتَّخِذُوهُ | فاتخذوه | fetteḣiżûhu | siz de onu edinin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. | |||||
| 12837 | Fâtır 6. Ayet (35:6:7) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. | |||||
| 12838 | Fâtır 6. Ayet (35:6:10) | لِيَكُونُوا | ليكونوا | li-yekûnû | olmağa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. | |||||
| 12839 | Fâtır 7. Ayet (35:7:3) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 12840 | Fâtır 7. Ayet (35:7:10) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlara vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 12841 | Fâtır 8. Ayet (35:8:4) | سُٓوءُ | سوء | sû-u | kötü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12842 | Fâtır 8. Ayet (35:8:6) | فَرَاٰهُ | فراه | fera-âhu | ve onu gören | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12843 | Fâtır 8. Ayet (35:8:13) | وَيَهْد۪ي | ويهدي | ve yehdî | ve yola iletir | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12844 | Fâtır 8. Ayet (35:8:19) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onlar için | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12845 | Fâtır 8. Ayet (35:8:23) | عَل۪يمٌ | عليم | ‘alîmun | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12846 | Fâtır 8. Ayet (35:8:25) | يَصْنَعُونَ | يصنعون | yasne’ûn(e) | onların yaptıkları | ص ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 12847 | Fâtır 9. Ayet (35:9:3) | اَرْسَلَ | ارسل | ersele | gönderir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. | |||||
| 12848 | Fâtır 9. Ayet (35:9:7) | فَسُقْنَاهُ | فسقناه | fe-suknâhu | böylece onu süreriz | س و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. | |||||
| 12849 | Fâtır 9. Ayet (35:9:10) | مَيِّتٍ | ميت | meyyitin | ölü | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. | |||||