"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
12800 - 12850 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
12800 Sebe' 49. Ayet (34:49:5) يُبْدِئُ يبدئ yubdiu bir şey ortaya çıkaramaz ب د أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.”
12801 Sebe' 50. Ayet (34:50:5) اَضِلُّ اضل edillu sapmış olurum ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.”
12802 Sebe' 50. Ayet (34:50:9) اهْتَدَيْتُ اهتديت -htedeytu yolu bulursam ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.”
12803 Sebe' 50. Ayet (34:50:14) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.”
12804 Sebe' 51. Ayet (34:51:2) تَرٰٓى ترى terâ bir görsen ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!
12805 Sebe' 52. Ayet (34:52:3) بِه۪ۚ به bihi ona بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
12806 Sebe' 52. Ayet (34:52:4) وَاَنّٰى وانى ve ennâ ama nasıl olur? أ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
12807 Sebe' 52. Ayet (34:52:5) لَهُمُ لهم lehumu onlar için لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
12808 Sebe' 53. Ayet (34:53:1) وَقَدْ وقد ve kad oysa andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
12809 Sebe' 53. Ayet (34:53:3) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
12810 Sebe' 53. Ayet (34:53:5) قَبْلُۚ قبل kabl(u) daha önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
12811 Sebe' 53. Ayet (34:53:6) وَيَقْذِفُونَ ويقذفون ve yakżifûne ve atıyorlardı ق ذ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
12812 Sebe' 53. Ayet (34:53:7) بِالْغَيْبِ بالغيب bil-ġaybi görülmeyene غ ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
12813 Sebe' 54. Ayet (34:54:2) بَيْنَهُمْ بينهم beynehum onların arasına ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.
12814 Sebe' 54. Ayet (34:54:10) قَبْلُۜ قبل kabl(u) bundan önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.
12815 Sebe' 54. Ayet (34:54:11) اِنَّهُمْ انهم innehum doğrusu onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.
12816 Fâtır 1. Ayet (35:1:1) اَلْحَمْدُ الحمد el-hamdu hamd olsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
12817 Fâtır 1. Ayet (35:1:3) فَاطِرِ فاطر fâtiri yoktan var eden ف ط ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
12818 Fâtır 1. Ayet (35:1:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
12819 Fâtır 1. Ayet (35:1:13) وَرُبَاعَۜ ورباع ve rubâ’(a) ve dörder ر ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
12820 Fâtır 2. Ayet (35:2:7) فَلَا فلا felâ olamaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12821 Fâtır 2. Ayet (35:2:9) لَهَاۚ لها lehâ onu لَهَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12822 Fâtır 2. Ayet (35:2:12) فَلَا فلا felâ olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12823 Fâtır 2. Ayet (35:2:14) لَهُ له lehu onu لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12824 Fâtır 2. Ayet (35:2:16) بَعْدِه۪ۜ بعده ba’dih(i) O'ndan sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12825 Fâtır 2. Ayet (35:2:17) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12826 Fâtır 3. Ayet (35:3:7) عَلَيْكُمْۜ عليكم ‘aleykum size olan عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12827 Fâtır 3. Ayet (35:3:15) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i gök- س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12828 Fâtır 3. Ayet (35:3:17) لَٓا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12829 Fâtır 3. Ayet (35:3:20) هُوَۘ هو huv(e) O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12830 Fâtır 3. Ayet (35:3:21) فَاَنّٰى فانى fe-ennâ nasıl oluyor da? أ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12831 Fâtır 3. Ayet (35:3:22) تُؤْفَكُونَ تؤفكون tu/fekûn(e) çevriliyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
12832 Fâtır 4. Ayet (35:4:2) يُكَذِّبُوكَ يكذبوك yukeżżibûke seni yalanlıyorlarsa ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
12833 Fâtır 4. Ayet (35:4:7) قَبْلِكَۜ قبلك kablik(e) senden önceki ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
12834 Fâtır 4. Ayet (35:4:10) تُرْجَعُ ترجع turce’u döndürülecektir ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
12835 Fâtır 5. Ayet (35:5:15) الْغَرُورُ الغرور lġarûr(u) o aldatıcı غ ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.
12836 Fâtır 6. Ayet (35:6:5) فَاتَّخِذُوهُ فاتخذوه fetteḣiżûhu siz de onu edinin أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
12837 Fâtır 6. Ayet (35:6:7) اِنَّمَا انما innemâ şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
12838 Fâtır 6. Ayet (35:6:10) لِيَكُونُوا ليكونوا li-yekûnû olmağa ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
12839 Fâtır 7. Ayet (35:7:3) لَهُمْ لهم lehum onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
12840 Fâtır 7. Ayet (35:7:10) لَهُمْ لهم lehum onlara vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
12841 Fâtır 8. Ayet (35:8:4) سُٓوءُ سوء sû-u kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12842 Fâtır 8. Ayet (35:8:6) فَرَاٰهُ فراه fera-âhu ve onu gören ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12843 Fâtır 8. Ayet (35:8:13) وَيَهْد۪ي ويهدي ve yehdî ve yola iletir ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12844 Fâtır 8. Ayet (35:8:19) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlar için عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12845 Fâtır 8. Ayet (35:8:23) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12846 Fâtır 8. Ayet (35:8:25) يَصْنَعُونَ يصنعون yasne’ûn(e) onların yaptıkları ص ن ع
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
12847 Fâtır 9. Ayet (35:9:3) اَرْسَلَ ارسل ersele gönderir ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.
12848 Fâtır 9. Ayet (35:9:7) فَسُقْنَاهُ فسقناه fe-suknâhu böylece onu süreriz س و ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.
12849 Fâtır 9. Ayet (35:9:10) مَيِّتٍ ميت meyyitin ölü م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.