"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
13000 - 13050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
13000 Fâtır 44. Ayet (35:44:5) فَيَنْظُرُوا فينظروا fe-yenzurû görsünler ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13001 Fâtır 44. Ayet (35:44:7) كَانَ كان kâne olduğunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13002 Fâtır 44. Ayet (35:44:8) عَاقِبَةُ عاقبة ‘âkibetu sonunun ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13003 Fâtır 44. Ayet (35:44:11) قَبْلِهِمْ قبلهم kablihim kendilerinden önceki ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13004 Fâtır 44. Ayet (35:44:12) وَكَانُٓوا وكانوا ve kânû onlar idiler ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13005 Fâtır 44. Ayet (35:44:16) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13006 Fâtır 44. Ayet (35:44:23) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerde س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13007 Fâtır 44. Ayet (35:44:24) وَلَا ولا velâ ve yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13008 Fâtır 44. Ayet (35:44:27) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
13009 Fâtır 45. Ayet (35:45:2) يُؤَاخِذُ يؤاخذ yuâḣiżu cezalandıracak olsaydı أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.
13010 Fâtır 45. Ayet (35:45:10) ظَهْرِهَا ظهرها zahrihâ onun sırtı ظ ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.
13011 Fâtır 45. Ayet (35:45:14) يُؤَخِّرُهُمْ يؤخرهم yuaḣḣiruhum onları erteliyor أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.
13012 Fâtır 45. Ayet (35:45:25) بَص۪يرًا بصيرا basîrâ(n) görmektedir ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.
13013 Yâsîn 2. Ayet (36:2:1) وَالْقُرْاٰنِ والقران vel-kur-âni Kur'an'a andolsun ق ر أ
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
13014 Yâsîn 3. Ayet (36:3:3) الْمُرْسَل۪ينَۙ المرسلين l-murselîn(e) gönderilmiş elçilerdensin ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
13015 Yâsîn 4. Ayet (36:4:2) صِرَاطٍ صراط sirâtin bir yol ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
13016 Yâsîn 4. Ayet (36:4:3) مُسْتَق۪يمٍۜ مستقيم mustakîm(in) dosdoğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
13017 Yâsîn 5. Ayet (36:5:2) الْعَز۪يزِ العزيز l-’azîzi üstün olanın ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
13018 Yâsîn 5. Ayet (36:5:3) الرَّح۪يمِۙ الرحيم rrahîm(i) çok esirgeyenin ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
13019 Yâsîn 6. Ayet (36:6:2) قَوْمًا قوما kavmen bir toplumu ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
13020 Yâsîn 6. Ayet (36:6:6) فَهُمْ فهم fehum bu yüzden onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
13021 Yâsîn 7. Ayet (36:7:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
13022 Yâsîn 7. Ayet (36:7:2) حَقَّ حق hakka hak oldu ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
13023 Yâsîn 7. Ayet (36:7:3) الْقَوْلُ القول l-kavlu o söz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
13024 Yâsîn 7. Ayet (36:7:5) اَكْثَرِهِمْ اكثرهم ekśerihim onların çoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
13025 Yâsîn 7. Ayet (36:7:6) فَهُمْ فهم fehum artık onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
13026 Yâsîn 8. Ayet (36:8:4) اَعْنَاقِهِمْ اعناقهم a’nâkihim onların boyunlarına ع ن ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
13027 Yâsîn 8. Ayet (36:8:6) فَهِيَ فهي fe-hiye o (halkalar) هِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
13028 Yâsîn 8. Ayet (36:8:9) فَهُمْ فهم fehum bu yüzden onların فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
13029 Yâsîn 9. Ayet (36:9:3) بَيْنِ بين beyni önlerinden ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
13030 Yâsîn 9. Ayet (36:9:4) اَيْد۪يهِمْ ايديهم eydîhim önlerinden ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
13031 Yâsîn 9. Ayet (36:9:9) فَاَغْشَيْنَاهُمْ فاغشيناهم fe-aġşeynâhum ve onları kapattık غ ش و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
13032 Yâsîn 9. Ayet (36:9:10) فَهُمْ فهم fehum artık onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
13033 Yâsîn 9. Ayet (36:9:12) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) görmezler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
13034 Yâsîn 10. Ayet (36:10:2) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlar için عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
13035 Yâsîn 11. Ayet (36:11:6) وَخَشِيَ وخشي ve ḣaşiye ve korkan خ ش ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
13036 Yâsîn 11. Ayet (36:11:8) بِالْغَيْبِۚ بالغيب bil-ġayb(i) görmeden غ ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
13037 Yâsîn 11. Ayet (36:11:9) فَبَشِّرْهُ فبشره fe-beşşirhu işte öylesini müjdele ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
13038 Yâsîn 12. Ayet (36:12:1) اِنَّا انا innâ şüphe yokki biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
13039 Yâsîn 12. Ayet (36:12:4) الْمَوْتٰى الموتى l-mevtâ ölüleri م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
13040 Yâsîn 12. Ayet (36:12:7) قَدَّمُوا قدموا kaddemû öne sürdükleri ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
13041 Yâsîn 13. Ayet (36:13:2) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
13042 Yâsîn 13. Ayet (36:13:3) مَثَلًا مثلا meśelen misal olarak م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
13043 Yâsîn 14. Ayet (36:14:2) اَرْسَلْنَٓا ارسلنا erselnâ biz gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
13044 Yâsîn 14. Ayet (36:14:3) اِلَيْهِمُ اليهم ileyhimu onlara إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
13045 Yâsîn 14. Ayet (36:14:5) فَكَذَّبُوهُمَا فكذبوهما fe-keżżebûhumâ onları yalanladılar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
13046 Yâsîn 14. Ayet (36:14:11) مُرْسَلُونَ مرسلون murselûn(e) gönderilen elçileriz ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
13047 Yâsîn 15. Ayet (36:15:15) تَكْذِبُونَ تكذبون tekżibûn(e) yalan söylüyorsunuz ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
13048 Yâsîn 16. Ayet (36:16:6) لَمُرْسَلُونَ لمرسلون le-murselûn(e) gönderilmiş elçileriz ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.”
13049 Yâsîn 17. Ayet (36:17:1) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”