"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
13100 - 13150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
13100 Yâsîn 40. Ayet (36:40:10) سَابِقُ سابق sâbiku önüne geçebilir س ب ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
13101 Yâsîn 40. Ayet (36:40:14) فَلَكٍ فلك felekin bir felekte (yörüngede) ف ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
13102 Yâsîn 41. Ayet (36:41:2) لَهُمْ لهم lehum onlar için لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
13103 Yâsîn 41. Ayet (36:41:5) ذُرِّيَّتَهُمْ ذريتهم żurriyyetehum onların çocuklarını ذ ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
13104 Yâsîn 41. Ayet (36:41:8) الْمَشْحُونِۙ المشحون l-meşhûn(i) dolu ش ح ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
13105 Yâsîn 42. Ayet (36:42:4) مِثْلِه۪ مثله miślihi onun gibi م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
13106 Yâsîn 43. Ayet (36:43:3) نُغْرِقْهُمْ نغرقهم nuġrikhum onları (suda) boğarız غ ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
13107 Yâsîn 43. Ayet (36:43:4) فَلَا فلا felâ olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
13108 Yâsîn 43. Ayet (36:43:6) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
13109 Yâsîn 43. Ayet (36:43:8) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
13110 Yâsîn 45. Ayet (36:45:3) لَهُمُ لهم lehumu onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
13111 Yâsîn 45. Ayet (36:45:5) مَا ما olanlardan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
13112 Yâsîn 45. Ayet (36:45:6) بَيْنَ بين beyne önünüzdeki ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
13113 Yâsîn 45. Ayet (36:45:7) اَيْد۪يكُمْ ايديكم eydîkum önünüzdeki ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
13114 Yâsîn 45. Ayet (36:45:8) وَمَا وما ve mâ ve olanlardan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.
13115 Yâsîn 46. Ayet (36:46:2) تَأْت۪يهِمْ تأتيهم te/tîhim onlara gelmez أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
13116 Yâsîn 46. Ayet (36:46:9) كَانُوا كانوا kânû olmadıkları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
13117 Yâsîn 46. Ayet (36:46:10) عَنْهَا عنها ‘anhâ ondan عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
13118 Yâsîn 47. Ayet (36:47:3) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
13119 Yâsîn 47. Ayet (36:47:10) كَفَرُوا كفروا keferû nankörler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
13120 Yâsîn 47. Ayet (36:47:21) اِلَّا الا illâ doğrusu إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
13121 Yâsîn 48. Ayet (36:48:1) وَيَقُولُونَ ويقولون ve yekûlûne ve diyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
13122 Yâsîn 48. Ayet (36:48:7) صَادِق۪ينَ صادقين sâdikîn(e) doğru söylüyor(lar) ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
13123 Yâsîn 49. Ayet (36:49:2) يَنْظُرُونَ ينظرون yenzurûne beklemiyorlar ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
13124 Yâsîn 49. Ayet (36:49:4) صَيْحَةً صيحة sayhaten korkunç sesten ص ي ح
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
13125 Yâsîn 49. Ayet (36:49:6) تَأْخُذُهُمْ تأخذهم te/ḣużuhum ansızın onları yakalar أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
13126 Yâsîn 49. Ayet (36:49:7) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
13127 Yâsîn 50. Ayet (36:50:7) يَرْجِعُونَ۟ يرجعون yerci’ûn(e) dönmeye ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
13128 Yâsîn 51. Ayet (36:51:5) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
13129 Yâsîn 51. Ayet (36:51:10) يَنْسِلُونَ ينسلون yensilûn(e) koşuyorlar ن س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
13130 Yâsîn 52. Ayet (36:52:12) وَصَدَقَ وصدق ve sadeka demek doğru söylemiş ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
13131 Yâsîn 53. Ayet (36:53:2) كَانَتْ كانت kânet olur ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
13132 Yâsîn 53. Ayet (36:53:7) هُمْ هم hum onların هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
13133 Yâsîn 54. Ayet (36:54:1) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
13134 Yâsîn 54. Ayet (36:54:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarınızın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
13135 Yâsîn 55. Ayet (36:55:4) الْيَوْمَ اليوم l-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
13136 Yâsîn 56. Ayet (36:56:4) ظِلَالٍ ظلال zilâlin gölgelerde ظ ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
13137 Yâsîn 56. Ayet (36:56:6) الْاَرَٓائِكِ الارائك l-erâiki koltuklar أ ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
13138 Yâsîn 57. Ayet (36:57:1) لَهُمْ لهم lehum onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
13139 Yâsîn 57. Ayet (36:57:2) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
13140 Yâsîn 57. Ayet (36:57:4) وَلَهُمْ ولهم ve lehum ve onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
13141 Yâsîn 58. Ayet (36:58:2) قَوْلًا قولا kavlen sözle ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).
13142 Yâsîn 58. Ayet (36:58:5) رَح۪يمٍ رحيم rahîm(in) çok esirgeyen ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).
13143 Yâsîn 59. Ayet (36:59:1) وَامْتَازُوا وامتازوا ve-mtâzû şöyle ayrılın م ي ز
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”
13144 Yâsîn 60. Ayet (36:60:5) بَن۪ٓي بني benî oğulları ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
13145 Yâsîn 60. Ayet (36:60:11) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
13146 Yâsîn 61. Ayet (36:61:4) صِرَاطٌ صراط sirâtun yol ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
13147 Yâsîn 61. Ayet (36:61:5) مُسْتَق۪يمٌ مستقيم mustekîm(un) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
13148 Yâsîn 62. Ayet (36:62:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
13149 Yâsîn 62. Ayet (36:62:5) كَث۪يرًاۜ كثيرا keśîrâ(an) birçok ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”