| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 13600 | Sâd 60. Ayet (38:60:4) | لَا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der. | |||||
| 13601 | Sâd 60. Ayet (38:60:8) | قَدَّمْتُمُوهُ | قدمتموه | kaddemtumûhu | bunu önümüze getirdiniz | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der. | |||||
| 13602 | Sâd 60. Ayet (38:60:10) | فَبِئْسَ | فبئس | fe-bi/se | ne kötü | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der. | |||||
| 13603 | Sâd 61. Ayet (38:61:4) | قَدَّمَ | قدم | kaddeme | önümüze getirdiyse | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır.” | |||||
| 13604 | Sâd 61. Ayet (38:61:7) | فَزِدْهُ | فزده | fe-zidhu | onun artır | ز ي د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır.” | |||||
| 13605 | Sâd 62. Ayet (38:62:2) | مَا | ما | mâ | ne oldu ki? | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” | |||||
| 13606 | Sâd 62. Ayet (38:62:5) | نَرٰى | نرى | nerâ | görmüyoruz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” | |||||
| 13607 | Sâd 62. Ayet (38:62:10) | الْاَشْرَارِۜ | الاشرار | l-eşrâr(i) | kötüler- | ش ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” | |||||
| 13608 | Sâd 63. Ayet (38:63:1) | اَتَّخَذْنَاهُمْ | اتخذناهم | etteḣażnâhum | hani onları edinirdik | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 13609 | Sâd 63. Ayet (38:63:2) | سِخْرِيًّا | سخريا | siḣriyyen | alay konusu | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 13610 | Sâd 63. Ayet (38:63:3) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 13611 | Sâd 63. Ayet (38:63:5) | عَنْهُمُ | عنهم | ‘anhumu | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 13612 | Sâd 63. Ayet (38:63:6) | الْاَبْصَارُ | الابصار | l-ebsâr(u) | gözler(imiz) | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 13613 | Sâd 65. Ayet (38:65:5) | وَمَا | وما | ve mâ | ve yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.” | |||||
| 13614 | Sâd 66. Ayet (38:66:2) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerin | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” | |||||
| 13615 | Sâd 66. Ayet (38:66:4) | وَمَا | وما | ve mâ | ve olanların | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” | |||||
| 13616 | Sâd 66. Ayet (38:66:7) | الْغَفَّارُ | الغفار | l-ġaffâr(u) | çok bağışlayandır | غ ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” | |||||
| 13617 | Sâd 67. Ayet (38:67:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bu Kur’an, büyük bir haberdir.” | |||||
| 13618 | Sâd 68. Ayet (38:68:2) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | ondan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.” | |||||
| 13619 | Sâd 68. Ayet (38:68:3) | مُعْرِضُونَ | معرضون | mu’ridûn(e) | yüz çeviriyorsunuz | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.” | |||||
| 13620 | Sâd 69. Ayet (38:69:1) | مَا | ما | mâ | yoktu | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.” | |||||
| 13621 | Sâd 69. Ayet (38:69:6) | بِالْمَلَاِ | بالملا | bil-melei | topluluk | م ل أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.” | |||||
| 13622 | Sâd 70. Ayet (38:70:2) | يُوحٰٓى | يوحى | yûhâ | vahyedilmiyor | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.” | |||||
| 13623 | Sâd 70. Ayet (38:70:6) | اَنَا۬ | انا | ene | ben (olduğum için) | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.” | |||||
| 13624 | Sâd 72. Ayet (38:72:2) | سَوَّيْتُهُ | سويته | sevveytuhu | onu biçimlendirdiğim | س و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” | |||||
| 13625 | Sâd 72. Ayet (38:72:4) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | ona | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” | |||||
| 13626 | Sâd 72. Ayet (38:72:8) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” | |||||
| 13627 | Sâd 73. Ayet (38:73:4) | اَجْمَعُونَۙ | اجمعون | ecme’ûn(e) | tüm olarak | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. | |||||
| 13628 | Sâd 74. Ayet (38:74:3) | اِسْتَكْبَرَ | استكبر | -stekbera | o büyüklük tasladı | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. | |||||
| 13629 | Sâd 74. Ayet (38:74:4) | وَكَانَ | وكان | ve kâne | ve oldu | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. | |||||
| 13630 | Sâd 75. Ayet (38:75:5) | مَنَعَكَ | منعك | mene’ake | seni alıkoyan | م ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. | |||||
| 13631 | Sâd 75. Ayet (38:75:12) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. | |||||
| 13632 | Sâd 75. Ayet (38:75:13) | كُنْتَ | كنت | kunte | (mi) oldun? | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. | |||||
| 13633 | Sâd 76. Ayet (38:76:4) | مِنْهُۜ | منه | minh(u) | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İblis, “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” dedi. | |||||
| 13634 | Sâd 76. Ayet (38:76:8) | وَخَلَقْتَهُ | وخلقته | ve ḣalektehu | onu ise yarattın | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İblis, “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” dedi. | |||||
| 13635 | Sâd 77. Ayet (38:77:3) | مِنْهَا | منها | minhâ | oradan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun.” | |||||
| 13636 | Sâd 77. Ayet (38:77:5) | رَج۪يمٌۚ | رجيم | racîm(un) | kovuldun | ر ج م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun.” | |||||
| 13637 | Sâd 79. Ayet (38:79:3) | فَاَنْظِرْن۪ٓي | فانظرني | fe-enzirnî | öyleyse bana süre ver | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İblis, “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi. | |||||
| 13638 | Sâd 82. Ayet (38:82:2) | فَبِعِزَّتِكَ | فبعزتك | fe-bi’izzetike | senin izzetine and olsun ki | ع ز ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 13639 | Sâd 82. Ayet (38:82:3) | لَاُغْوِيَنَّهُمْ | لاغوينهم | le-uġviyennehum | onları azdıracağım | غ و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 13640 | Sâd 83. Ayet (38:83:3) | مِنْهُمُ | منهم | minhumu | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 13641 | Sâd 84. Ayet (38:84:4) | اَقُولُۚ | اقول | ekûl(u) | ben diyorum ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:” | |||||
| 13642 | Sâd 85. Ayet (38:85:1) | لَاَمْلَـَٔنَّ | لاملـن | le-emleenne | elbette dolduracağım | م ل أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” | |||||
| 13643 | Sâd 85. Ayet (38:85:6) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlar içinde | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” | |||||
| 13644 | Sâd 86. Ayet (38:86:3) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.” | |||||
| 13645 | Sâd 87. Ayet (38:87:2) | هُوَ | هو | huve | O (Kur'an) | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.” | |||||
| 13646 | Sâd 87. Ayet (38:87:4) | ذِكْرٌ | ذكر | żikrun | öğüt(ten) | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.” | |||||
| 13647 | Sâd 88. Ayet (38:88:2) | نَبَاَهُ | نباه | nebe-ehu | onun haberini | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.” | |||||
| 13648 | Sâd 88. Ayet (38:88:3) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.” | |||||
| 13649 | Zümer 2. Ayet (39:2:9) | لَهُ | له | lehu | yalnız O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. | |||||