| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 13750 | Zümer 23. Ayet (39:23:24) | يَهْد۪ي | يهدي | yehdî | doğru yola iletir | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13751 | Zümer 23. Ayet (39:23:31) | فَمَا | فما | fe-mâ | artık olmaz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13752 | Zümer 23. Ayet (39:23:32) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13753 | Zümer 23. Ayet (39:23:34) | هَادٍ | هاد | hâd(in) | yol gösteren | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13754 | Zümer 24. Ayet (39:24:2) | يَتَّق۪ي | يتقي | yettekî | korunmağa çalışan | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 13755 | Zümer 24. Ayet (39:24:4) | سُٓوءَ | سوء | sû-e | en kötü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 13756 | Zümer 24. Ayet (39:24:12) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olduğunuz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 13757 | Zümer 24. Ayet (39:24:13) | تَكْسِبُونَ | تكسبون | teksibûn(e) | kazanıyor | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 13758 | Zümer 25. Ayet (39:25:4) | قَبْلِهِمْ | قبلهم | kablihim | onlardan öncekiler | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. | |||||
| 13759 | Zümer 25. Ayet (39:25:5) | فَاَتٰيهُمُ | فاتيهم | fe-etâhumu | böylece onlara geldi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. | |||||
| 13760 | Zümer 25. Ayet (39:25:8) | حَيْثُ | حيث | hayśu | bir yönden | ح ي ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. | |||||
| 13761 | Zümer 26. Ayet (39:26:1) | فَاَذَاقَهُمُ | فاذاقهم | fe-eżâkahumu | onlara taddırdı | ذ و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi! | |||||
| 13762 | Zümer 27. Ayet (39:27:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. | |||||
| 13763 | Zümer 27. Ayet (39:27:11) | يَتَذَكَّرُونَۚ | يتذكرون | yeteżekkerûn(e) | öğüt alırlar | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. | |||||
| 13764 | Zümer 28. Ayet (39:28:3) | غَيْرَ | غير | ġayra | olmayan | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. | |||||
| 13765 | Zümer 29. Ayet (39:29:1) | ضَرَبَ | ضرب | daraba | örnek verdi | ض ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13766 | Zümer 29. Ayet (39:29:3) | مَثَلًا | مثلا | meśelen | (şöyle bir) misalle | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13767 | Zümer 29. Ayet (39:29:4) | رَجُلًا | رجلا | raculen | bir adam (köle) | ر ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13768 | Zümer 29. Ayet (39:29:6) | شُرَكَٓاءُ | شركاء | şurakâu | ortakları | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13769 | Zümer 29. Ayet (39:29:9) | سَلَمًا | سلما | selemen | bağlı olan | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13770 | Zümer 29. Ayet (39:29:17) | اَكْثَرُهُمْ | اكثرهم | ekśeruhum | çokları | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13771 | Zümer 29. Ayet (39:29:19) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûn(e) | bilmiyorlar | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 13772 | Zümer 30. Ayet (39:30:2) | مَيِّتٌ | ميت | meyyitun | öleceksin | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. | |||||
| 13773 | Zümer 30. Ayet (39:30:3) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | ve onlar da | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. | |||||
| 13774 | Zümer 30. Ayet (39:30:4) | مَيِّتُونَۘ | ميتون | meyyitûn(e) | ölecekler | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. | |||||
| 13775 | Zümer 31. Ayet (39:31:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz. | |||||
| 13776 | Zümer 32. Ayet (39:32:1) | فَمَنْ | فمن | femen | kim olabilir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!? | |||||
| 13777 | Zümer 32. Ayet (39:32:8) | بِالصِّدْقِ | بالصدق | bi-ssidki | doğruyu | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!? | |||||
| 13778 | Zümer 32. Ayet (39:32:11) | اَلَيْسَ | اليس | eleyse | yok mudur? | ل ي س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!? | |||||
| 13779 | Zümer 33. Ayet (39:33:3) | بِالصِّدْقِ | بالصدق | bi-ssidki | doğruyu | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. | |||||
| 13780 | Zümer 33. Ayet (39:33:4) | وَصَدَّقَ | وصدق | ve saddeka | ve doğrulayanlar | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. | |||||
| 13781 | Zümer 33. Ayet (39:33:5) | بِه۪ٓ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. | |||||
| 13782 | Zümer 33. Ayet (39:33:7) | هُمُ | هم | humu | onlardır | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. | |||||
| 13783 | Zümer 33. Ayet (39:33:8) | الْمُتَّقُونَ | المتقون | l-muttekûn(e) | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. | |||||
| 13784 | Zümer 34. Ayet (39:34:1) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlara vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır. | |||||
| 13785 | Zümer 35. Ayet (39:35:1) | لِيُكَفِّرَ | ليكفر | li-yukeffira | örtmesi içindir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 13786 | Zümer 35. Ayet (39:35:3) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 13787 | Zümer 35. Ayet (39:35:4) | اَسْوَاَ | اسوا | esve-e | en kötülerini | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 13788 | Zümer 35. Ayet (39:35:11) | كَانُوا | كانوا | kânû | olduklarının | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 13789 | Zümer 35. Ayet (39:35:12) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyorlar | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 13790 | Zümer 36. Ayet (39:36:5) | وَيُخَوِّفُونَكَ | ويخوفونك | ve yuḣavvifûneke | ve seni korkutuyorlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13791 | Zümer 36. Ayet (39:36:8) | دُونِه۪ۜ | دونه | dûnih(i) | O'ndan başka | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13792 | Zümer 36. Ayet (39:36:12) | فَمَا | فما | fe-mâ | artık olmaz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13793 | Zümer 36. Ayet (39:36:13) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13794 | Zümer 36. Ayet (39:36:15) | هَادٍۚ | هاد | hâd(in) | yola getiren | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 13795 | Zümer 37. Ayet (39:37:2) | يَهْدِ | يهد | yehdi | yol gösterirse | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir? | |||||
| 13796 | Zümer 37. Ayet (39:37:4) | فَمَا | فما | fe-mâ | artık olmaz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir? | |||||
| 13797 | Zümer 37. Ayet (39:37:5) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir? | |||||
| 13798 | Zümer 38. Ayet (39:38:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||
| 13799 | Zümer 38. Ayet (39:38:2) | سَاَلْتَهُمْ | سالتهم | se-eltehum | onlara sorsan | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||