"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
14100 - 14150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
14100 Mü'min 42. Ayet (40:42:14) الْعَز۪يزِ العزيز l-’azîzi aziz olana ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.”
14101 Mü'min 42. Ayet (40:42:15) الْغَفَّارِ الغفار l-ġaffâr(i) çok bağışlayana غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.”
14102 Mü'min 43. Ayet (40:43:1) لَا لا yok (ki)  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14103 Mü'min 43. Ayet (40:43:4) تَدْعُونَن۪ٓي تدعونني ted’ûnenî siz beni çağırıyorsunuz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14104 Mü'min 43. Ayet (40:43:5) اِلَيْهِ اليه ileyhi ona إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14105 Mü'min 43. Ayet (40:43:6) لَيْسَ ليس leyse (oysa) yoktur ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14106 Mü'min 43. Ayet (40:43:7) لَهُ له lehu onun لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14107 Mü'min 43. Ayet (40:43:15) مَرَدَّنَٓا مردنا meraddenâ bizim dönüşümüz ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14108 Mü'min 43. Ayet (40:43:20) هُمْ هم hum işte onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
14109 Mü'min 44. Ayet (40:44:3) اَقُولُ اقول ekûlu söylediysem ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.”
14110 Mü'min 44. Ayet (40:44:5) وَاُفَوِّضُ وافوض ve ufevvidu ve bırakıyorum ف و ض
Diyanet İşleri (Yeni) “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.”
14111 Mü'min 44. Ayet (40:44:11) بَص۪يرٌ بصير basîrun görür ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.”
14112 Mü'min 45. Ayet (40:45:1) فَوَقٰيهُ فوقيه fe-vakâhu onu korudu و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
14113 Mü'min 45. Ayet (40:45:3) سَيِّـَٔاتِ سيـات seyyiâti kötülüklerinden س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
14114 Mü'min 45. Ayet (40:45:5) مَكَرُوا مكروا mekerû onların kurdukları tuzakların م ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
14115 Mü'min 45. Ayet (40:45:9) سُٓوءُ سوء sû-u en kötüsü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
14116 Mü'min 46. Ayet (40:46:3) عَلَيْهَا عليها ‘aleyhâ ona عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.
14117 Mü'min 46. Ayet (40:46:7) تَقُومُ تقوم tekûmu koptuğu ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.
14118 Mü'min 46. Ayet (40:46:9) اَدْخِلُٓوا ادخلوا edḣilû sokun (denilir) د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.
14119 Mü'min 47. Ayet (40:47:6) الضُّعَفٰٓؤُ۬ا الضعفؤا ddu’afâu zayıf olanlar ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler.
14120 Mü'min 48. Ayet (40:48:6) ف۪يهَٓا فيها fîhâ onun içindeyiz فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.”
14121 Mü'min 50. Ayet (40:50:4) تَأْت۪يكُمْ تأتيكم te/tîkum size geliyor أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır.
14122 Mü'min 50. Ayet (40:50:10) فَادْعُواۚ فادعوا fe-d’û öyle ise yalvar(ıp dur)un د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır.
14123 Mü'min 52. Ayet (40:52:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
14124 Mü'min 52. Ayet (40:52:6) وَلَهُمُ ولهم ve lehumu ve onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
14125 Mü'min 52. Ayet (40:52:8) وَلَهُمْ ولهم ve lehum ve onlara vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
14126 Mü'min 52. Ayet (40:52:9) سُٓوءُ سوء sû-u en kötüsü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
14127 Mü'min 53. Ayet (40:53:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
14128 Mü'min 53. Ayet (40:53:6) بَن۪ٓي بني benî oğullarına ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
14129 Mü'min 54. Ayet (40:54:1) هُدًى هدى huden bir yol göstericidir ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
14130 Mü'min 54. Ayet (40:54:2) وَذِكْرٰى وذكرى ve żikrâ ve öğüttür ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
14131 Mü'min 55. Ayet (40:55:1) فَاصْبِرْ فاصبر fasbir o halde sabret ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.
14132 Mü'min 55. Ayet (40:55:9) بِحَمْدِ بحمد bi-hamdi övgü ile ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.
14133 Mü'min 56. Ayet (40:56:7) بِغَيْرِ بغير bi-ġayri olmadan غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14134 Mü'min 56. Ayet (40:56:10) اِنْ ان in yoktur إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14135 Mü'min 56. Ayet (40:56:12) صُدُورِهِمْ صدورهم sudûrihim onların göğüslerinde ص د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14136 Mü'min 56. Ayet (40:56:16) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14137 Mü'min 56. Ayet (40:56:20) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14138 Mü'min 56. Ayet (40:56:21) هُوَ هو huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14139 Mü'min 56. Ayet (40:56:23) الْبَص۪يرُ البصير l-basîr(u) gören ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14140 Mü'min 57. Ayet (40:57:2) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
14141 Mü'min 57. Ayet (40:57:4) اَكْبَرُ اكبر ekberu çok daha zordur ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
14142 Mü'min 57. Ayet (40:57:9) اَكْثَرَ اكثر ekśera çoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
14143 Mü'min 58. Ayet (40:58:1) وَمَا وما ve mâ olmaz مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
14144 Mü'min 58. Ayet (40:58:3) الْاَعْمٰى الاعمى l-a’mâ kör ع م ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
14145 Mü'min 58. Ayet (40:58:4) وَالْبَص۪يرُ والبصير vel-basîru ve gören ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
14146 Mü'min 58. Ayet (40:58:10) الْمُس۪ٓيءُۜ المسيء l-musî/(u) kötülük yapan س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
14147 Mü'min 58. Ayet (40:58:13) تَتَذَكَّرُونَ تتذكرون teteżekkerûn(e) düşünüyorsunuz ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
14148 Mü'min 59. Ayet (40:59:4) لَا لا asla yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
14149 Mü'min 59. Ayet (40:59:8) اَكْثَرَ اكثر ekśera çoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.