| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 14200 | Mü'min 74. Ayet (40:74:10) | نَدْعُوا | ندعوا | ned’û | biz tapmıyor | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 14201 | Mü'min 74. Ayet (40:74:12) | قَبْلُ | قبل | kablu | önceden | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 14202 | Mü'min 74. Ayet (40:74:14) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 14203 | Mü'min 75. Ayet (40:75:2) | بِمَا | بما | bimâ | ötürüdür | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. | |||||
| 14204 | Mü'min 75. Ayet (40:75:7) | بِغَيْرِ | بغير | bi-ġayri | olmaksızın | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. | |||||
| 14205 | Mü'min 75. Ayet (40:75:9) | وَبِمَا | وبما | ve bimâ | ve ötürüdür | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. | |||||
| 14206 | Mü'min 75. Ayet (40:75:10) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | olmanızdan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. | |||||
| 14207 | Mü'min 75. Ayet (40:75:11) | تَمْرَحُونَۚ | تمرحون | temrahûn(e) | böbürlenmiş | م ر ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. | |||||
| 14208 | Mü'min 76. Ayet (40:76:5) | ف۪يهَاۚ | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). | |||||
| 14209 | Mü'min 76. Ayet (40:76:6) | فَبِئْسَ | فبئس | fe-bi/se | ne kötüdür | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). | |||||
| 14210 | Mü'min 77. Ayet (40:77:3) | وَعْدَ | وعد | va’da | va'di (sözü) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 14211 | Mü'min 77. Ayet (40:77:7) | نُرِيَنَّكَ | نرينك | nuriyenneke | sana gösteririz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 14212 | Mü'min 77. Ayet (40:77:10) | نَعِدُهُمْ | نعدهم | ne’iduhum | onları tehdid ettiğimiz | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 14213 | Mü'min 77. Ayet (40:77:13) | فَاِلَيْنَا | فالينا | fe-ileynâ | sonunda bize | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 14214 | Mü'min 77. Ayet (40:77:14) | يُرْجَعُونَ | يرجعون | yurce’ûn(e) | döndürüleceklerdir | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 14215 | Mü'min 78. Ayet (40:78:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14216 | Mü'min 78. Ayet (40:78:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14217 | Mü'min 78. Ayet (40:78:5) | قَبْلِكَ | قبلك | kablike | senden önce de | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14218 | Mü'min 78. Ayet (40:78:6) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14219 | Mü'min 78. Ayet (40:78:10) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14220 | Mü'min 78. Ayet (40:78:31) | هُنَالِكَ | هنالك | hunâlike | orada | هُنَالِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14221 | Mü'min 78. Ayet (40:78:32) | الْمُبْطِلُونَ۟ | المبطلون | l-mubtilûn(e) | boşa çıkarmağa uğraşanlar | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 14222 | Mü'min 79. Ayet (40:79:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | O'dur ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. | |||||
| 14223 | Mü'min 80. Ayet (40:80:2) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | onlarda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 14224 | Mü'min 80. Ayet (40:80:5) | عَلَيْهَا | عليها | ‘aleyhâ | onların üstünde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 14225 | Mü'min 80. Ayet (40:80:8) | صُدُورِكُمْ | صدوركم | sudûrikum | gönüllerinizdeki | ص د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 14226 | Mü'min 80. Ayet (40:80:9) | وَعَلَيْهَا | وعليها | ve ’aleyhâ | ve onların üstünde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 14227 | Mü'min 81. Ayet (40:81:1) | وَيُر۪يكُمْ | ويريكم | ve yurîkum | size gösteriyor | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? | |||||
| 14228 | Mü'min 81. Ayet (40:81:6) | تُنْكِرُونَ | تنكرون | tunkirûn(e) | inkar ediyorsunuz | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? | |||||
| 14229 | Mü'min 82. Ayet (40:82:2) | يَس۪يرُوا | يسيروا | yesîrû | gezip dolaşmadılar mı? | س ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14230 | Mü'min 82. Ayet (40:82:5) | فَيَنْظُرُوا | فينظروا | fe-yenzurû | görsünler | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14231 | Mü'min 82. Ayet (40:82:7) | كَانَ | كان | kâne | olduğunu | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14232 | Mü'min 82. Ayet (40:82:8) | عَاقِبَةُ | عاقبة | ‘âkibetu | sonunun | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14233 | Mü'min 82. Ayet (40:82:11) | قَبْلِهِمْۜ | قبلهم | kablihim | kendilerinden önceki | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14234 | Mü'min 82. Ayet (40:82:12) | كَانُٓوا | كانوا | kânû | onlar idiler | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14235 | Mü'min 82. Ayet (40:82:13) | اَكْثَرَ | اكثر | ekśera | daha çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14236 | Mü'min 82. Ayet (40:82:24) | كَانُوا | كانوا | kânû | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14237 | Mü'min 82. Ayet (40:82:25) | يَكْسِبُونَ | يكسبون | yeksibûn(e) | kazanıyor(lar) | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 14238 | Mü'min 83. Ayet (40:83:2) | جَٓاءَتْهُمْ | جاءتهم | câethum | onlara gelince | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 14239 | Mü'min 83. Ayet (40:83:10) | وَحَاقَ | وحاق | ve hâka | sonunda kuşatıverdi | ح ي ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 14240 | Mü'min 83. Ayet (40:83:13) | كَانُوا | كانوا | kânû | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 14241 | Mü'min 83. Ayet (40:83:14) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 14242 | Mü'min 83. Ayet (40:83:15) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay ediyor(lar) | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 14243 | Mü'min 84. Ayet (40:84:2) | رَاَوْا | راوا | raev | gördüler | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. | |||||
| 14244 | Mü'min 84. Ayet (40:84:10) | كُنَّا | كنا | kunnâ | olan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. | |||||
| 14245 | Mü'min 84. Ayet (40:84:11) | بِه۪ | به | bihi | O'na | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. | |||||
| 14246 | Mü'min 84. Ayet (40:84:12) | مُشْرِك۪ينَ | مشركين | muşrikîn(e) | ortak koştuğumuz | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. | |||||
| 14247 | Mü'min 85. Ayet (40:85:6) | رَاَوْا | راوا | raev | gördükleri | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. | |||||
| 14248 | Mü'min 85. Ayet (40:85:16) | هُنَالِكَ | هنالك | hunâlike | orada | هُنَالِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. | |||||
| 14249 | Fussilet 3. Ayet (41:3:4) | قُرْاٰنًا | قرانا | kur-ânen | okunan | ق ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. | |||||