"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
14200 - 14250 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
14200 Mü'min 74. Ayet (40:74:10) نَدْعُوا ندعوا ned’û biz tapmıyor د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
14201 Mü'min 74. Ayet (40:74:12) قَبْلُ قبل kablu önceden ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
14202 Mü'min 74. Ayet (40:74:14) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
14203 Mü'min 75. Ayet (40:75:2) بِمَا بما bimâ ötürüdür مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
14204 Mü'min 75. Ayet (40:75:7) بِغَيْرِ بغير bi-ġayri olmaksızın غ ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
14205 Mü'min 75. Ayet (40:75:9) وَبِمَا وبما ve bimâ ve ötürüdür مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
14206 Mü'min 75. Ayet (40:75:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum olmanızdan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
14207 Mü'min 75. Ayet (40:75:11) تَمْرَحُونَۚ تمرحون temrahûn(e) böbürlenmiş م ر ح
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
14208 Mü'min 76. Ayet (40:76:5) ف۪يهَاۚ فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir).
14209 Mü'min 76. Ayet (40:76:6) فَبِئْسَ فبئس fe-bi/se ne kötüdür ب أ س
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir).
14210 Mü'min 77. Ayet (40:77:3) وَعْدَ وعد va’da va'di (sözü) و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
14211 Mü'min 77. Ayet (40:77:7) نُرِيَنَّكَ نرينك nuriyenneke sana gösteririz ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
14212 Mü'min 77. Ayet (40:77:10) نَعِدُهُمْ نعدهم ne’iduhum onları tehdid ettiğimiz و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
14213 Mü'min 77. Ayet (40:77:13) فَاِلَيْنَا فالينا fe-ileynâ sonunda bize إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
14214 Mü'min 77. Ayet (40:77:14) يُرْجَعُونَ يرجعون yurce’ûn(e) döndürüleceklerdir ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
14215 Mü'min 78. Ayet (40:78:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14216 Mü'min 78. Ayet (40:78:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ biz gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14217 Mü'min 78. Ayet (40:78:5) قَبْلِكَ قبلك kablike senden önce de ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14218 Mü'min 78. Ayet (40:78:6) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14219 Mü'min 78. Ayet (40:78:10) وَمِنْهُمْ ومنهم ve minhum ve onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14220 Mü'min 78. Ayet (40:78:31) هُنَالِكَ هنالك hunâlike orada هُنَالِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14221 Mü'min 78. Ayet (40:78:32) الْمُبْطِلُونَ۟ المبطلون l-mubtilûn(e) boşa çıkarmağa uğraşanlar ب ط ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
14222 Mü'min 79. Ayet (40:79:2) الَّذ۪ي الذي lleżî O'dur ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.
14223 Mü'min 80. Ayet (40:80:2) ف۪يهَا فيها fîhâ onlarda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
14224 Mü'min 80. Ayet (40:80:5) عَلَيْهَا عليها ‘aleyhâ onların üstünde عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
14225 Mü'min 80. Ayet (40:80:8) صُدُورِكُمْ صدوركم sudûrikum gönüllerinizdeki ص د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
14226 Mü'min 80. Ayet (40:80:9) وَعَلَيْهَا وعليها ve ’aleyhâ ve onların üstünde عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
14227 Mü'min 81. Ayet (40:81:1) وَيُر۪يكُمْ ويريكم ve yurîkum size gösteriyor ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz?
14228 Mü'min 81. Ayet (40:81:6) تُنْكِرُونَ تنكرون tunkirûn(e) inkar ediyorsunuz ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz?
14229 Mü'min 82. Ayet (40:82:2) يَس۪يرُوا يسيروا yesîrû gezip dolaşmadılar mı? س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14230 Mü'min 82. Ayet (40:82:5) فَيَنْظُرُوا فينظروا fe-yenzurû görsünler ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14231 Mü'min 82. Ayet (40:82:7) كَانَ كان kâne olduğunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14232 Mü'min 82. Ayet (40:82:8) عَاقِبَةُ عاقبة ‘âkibetu sonunun ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14233 Mü'min 82. Ayet (40:82:11) قَبْلِهِمْۜ قبلهم kablihim kendilerinden önceki ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14234 Mü'min 82. Ayet (40:82:12) كَانُٓوا كانوا kânû onlar idiler ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14235 Mü'min 82. Ayet (40:82:13) اَكْثَرَ اكثر ekśera daha çok ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14236 Mü'min 82. Ayet (40:82:24) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14237 Mü'min 82. Ayet (40:82:25) يَكْسِبُونَ يكسبون yeksibûn(e) kazanıyor(lar) ك س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14238 Mü'min 83. Ayet (40:83:2) جَٓاءَتْهُمْ جاءتهم câethum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
14239 Mü'min 83. Ayet (40:83:10) وَحَاقَ وحاق ve hâka sonunda kuşatıverdi ح ي ق
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
14240 Mü'min 83. Ayet (40:83:13) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
14241 Mü'min 83. Ayet (40:83:14) بِه۪ به bihi onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
14242 Mü'min 83. Ayet (40:83:15) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
14243 Mü'min 84. Ayet (40:84:2) رَاَوْا راوا raev gördüler ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
14244 Mü'min 84. Ayet (40:84:10) كُنَّا كنا kunnâ olan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
14245 Mü'min 84. Ayet (40:84:11) بِه۪ به bihi O'na بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
14246 Mü'min 84. Ayet (40:84:12) مُشْرِك۪ينَ مشركين muşrikîn(e) ortak koştuğumuz ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
14247 Mü'min 85. Ayet (40:85:6) رَاَوْا راوا raev gördükleri ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar.
14248 Mü'min 85. Ayet (40:85:16) هُنَالِكَ هنالك hunâlike orada هُنَالِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar.
14249 Fussilet 3. Ayet (41:3:4) قُرْاٰنًا قرانا kur-ânen okunan ق ر أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.